RSS

Etiket arşivi: sakin

hesaplaşma

 

Az önce telefonda Belgin’le rutin sabah sohbetimizi yaptık. Bu sabah için seçmiş olduğumuz konu ‘’ Çocuklar ‘’ dı. Daha doğrusu ergenlik çağındaki çocuklarımız. Konuşup nokta koyduğumuzda konuya ettiğimiz laf: ‘’ Biz de anneliğin okulunu okumadık ki! ‘’ oldu. Düşe kalka, yanıla düzele, bağıra ağlaya, söyleye pişman ola, anlayamaya anlayamaya, hatırlamaya çalışa hatırlayamama… gidiyoruz, bakalım nereye kadar. Hayır, Elif büyürken daha da korkar oldum Oğuz o yaşlara gelince ne halt edeceğim diye. Çünkü tecrübeyle sabitlenebilecek bir süreç olduğuna inanmıyorum. Her çocuğun nabzı ayrı şerbet isterken biz annelerin nabız yok oluyor. İşin vahim tarafı; onlar adına duyduğumuz endişe, korkuların etkisiyle bazen öyle abuk sabuk tepkiler veriyor ve sonrasında sakin kafayla düşündüğümüzde onların bizden çok daha olgun davranmış ( davranıyor ) olduklarını görüyoruz ya işte al başına vicdan ağırlığı.

Ay ne bileyim işte sonsuz aşkla sevdiğimiz çocuklarımızdan yapmış olduğumuz fedakârlıklara karşılık falan mı bekliyoruz acaba diye sorarken buluyorum kendimi zaman zaman. Yani sorun yaratan yalnızca biz ebeveynler miyiz? Tek sorun biz büyüklerin kendimizle, geçmişlerimizle hesaplaşamaması mı? Bunları konuşmuş, düşünmüşken önümde açık olan gazete sayfasında yazan – günün sözü – nü paylaşayım sizlerle:

İnsanoğlunun en zor savaşı, kendisiyle olanıdır. Çünkü Tarih, dünyayı yenenlerin, kendileri ve kendi zaafları önünde çöküşleri ile doludur. ( Montaigne )

Kendimizi yenmeye çalışırken çocuklarımızla savaşıyor olmayalım!

özgür tamşen yücedal

 

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 25 Mart 2013 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

ela, lale, le, la, el, ele…

Oğuz: Lıııı! Iıııı neydi ya?

Ben: Le, le, leeee oğlum le!

Oğuz: Tamam tamam le.

Ben: Burada ne yazıyor?

Oğuz: Of yeter anne tüm vaktimi çalıyorsun zaten bir sürü işim var artık. Eve gelince  ‘’bonjur’’ diyeceğim, spor yapacağım, ödevlerimi yapacağım. Peki, ben ne zaman oyun oynayacağım? Bütün vaktimi çalıyorsunuz?

Ben: Tamam hadi şu sırayı da bitirelim.

Oğuz: Neden doğarken öğrenmiş olmadım ki şu okumayı, yazmayı? Allah baba bi de hastalıklarla, savaşları yaratmasaydı ne güzel olurdu!

  Geçen bir arkadaşım ‘’Beyninin sol tarafını çok kullanıyorsun Özgür. Bu kadar düşünme. Ara sıra sağ tarafa geç. Gör bak nasıl sakin o taraf.’’ dedi. Ama gel gör ki, ne sol ne de sağ şerit kaldı bende. Beynin içi bildiğin Çarşamba pazarına döndü. Gece yatıyorum: ELA ve LALE tutuşmuşlar EL ELE, TOP ATıyorlar, ATA OT veriyorlar. ELA, LALE ALıyor. ELLER dönüp duruyor tepemde. Oğuz okuma-yazma işini bir çözsün bir daha telaffuz etmek istemiyorum bu iki adı. ELE de EL diyen ne olsun? Takacam başka bir isim. Read the rest of this entry »

 
8 Yorum

Yazan: 22 Ekim 2012 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: