RSS

Etiket arşivi: bu sabah

YiNE

Dün gece yine senli bir rüyanın içindeydim. Yatağımdan çıktık rüyamın içinde sen ve ben, gökyüzünde dolaşıp duran başka rüyaların aralarında gezindik. 
Yine senli rüyanın içindeydim. Ve yine deniz… Deniz kenarındaydık. Deniz; olabildiğine ılık, alabildiğine turkuaz… Ben ise mutlu tadabildiğime… 
Bulutlarla sevişmek gibi rüyalarımda seninle sevişmelerim, yumuşacık. Sait Faik yazmıştı ya hani “İçine ılık, sıcak bir yağmur yağmış gibi…”
Ufak bir çocukta vardı bu defa, beyaz kumlarda oynuyordu. Güneş gibi pırıl pırıl bir çocuk… Ufacık… Masum…
Tertemiz senli rüyalarım. Huzurlu… Arzulu, şefkatli… 
Daha çok özlüyorum seni ben böyle sabahlarda. Gözümü açtığımda nefesin değsin istiyorum sol omuzuma. Saçlarımı ellerinle okşayıp bir öpücük kondur istiyorum enseme. Seni istiyorum böyle sabahlarda ben. 
Telefonla arayıp sesini duymak istemiyorum. Uyandığımda yatağımda görmemekten daha uzağımda hissettiriyor diye.
Dün gece yine senli bir rüyanın içindeydim ben. Ben seni özlemiş uyandım yine bu sabah,  rüyamın kokusunun sindiği beyaz çarşafların üzerinde.
Şimdi bir tren garında ben, ellerinde valizleri, yanlarında kendileri bir yerlere, birilerinin yakınına, kimilerinden uzağa giden insanların arasında oturmuş tren saatini bekliyorum. Gözlerimi kapatıp senli hülyalar kuruyorum sevgili. İçinde denizin kenaranda olduğumuz, beyaz kumsalın üzerinde uzandığımız hülyalar. Geçen gün çekilmiş fotoğraftaki gibi bir gülümseme senin yüzünde… 
özgür tamşen yücedal

 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 09 Nisan 2013 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , ,

hesaplaşma

 

Az önce telefonda Belgin’le rutin sabah sohbetimizi yaptık. Bu sabah için seçmiş olduğumuz konu ‘’ Çocuklar ‘’ dı. Daha doğrusu ergenlik çağındaki çocuklarımız. Konuşup nokta koyduğumuzda konuya ettiğimiz laf: ‘’ Biz de anneliğin okulunu okumadık ki! ‘’ oldu. Düşe kalka, yanıla düzele, bağıra ağlaya, söyleye pişman ola, anlayamaya anlayamaya, hatırlamaya çalışa hatırlayamama… gidiyoruz, bakalım nereye kadar. Hayır, Elif büyürken daha da korkar oldum Oğuz o yaşlara gelince ne halt edeceğim diye. Çünkü tecrübeyle sabitlenebilecek bir süreç olduğuna inanmıyorum. Her çocuğun nabzı ayrı şerbet isterken biz annelerin nabız yok oluyor. İşin vahim tarafı; onlar adına duyduğumuz endişe, korkuların etkisiyle bazen öyle abuk sabuk tepkiler veriyor ve sonrasında sakin kafayla düşündüğümüzde onların bizden çok daha olgun davranmış ( davranıyor ) olduklarını görüyoruz ya işte al başına vicdan ağırlığı.

Ay ne bileyim işte sonsuz aşkla sevdiğimiz çocuklarımızdan yapmış olduğumuz fedakârlıklara karşılık falan mı bekliyoruz acaba diye sorarken buluyorum kendimi zaman zaman. Yani sorun yaratan yalnızca biz ebeveynler miyiz? Tek sorun biz büyüklerin kendimizle, geçmişlerimizle hesaplaşamaması mı? Bunları konuşmuş, düşünmüşken önümde açık olan gazete sayfasında yazan – günün sözü – nü paylaşayım sizlerle:

İnsanoğlunun en zor savaşı, kendisiyle olanıdır. Çünkü Tarih, dünyayı yenenlerin, kendileri ve kendi zaafları önünde çöküşleri ile doludur. ( Montaigne )

Kendimizi yenmeye çalışırken çocuklarımızla savaşıyor olmayalım!

özgür tamşen yücedal

 

 
1 Yorum

Yazan: 25 Mart 2013 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

?

 

Günümün belki de hayatımın mesajı bu sabah mail kutumdaydı, beni, endişe, hayallerimi çözmüş olandan:

..Bırak hayatın sana rağmen değil, seninle birlikte aksın.
”düzenim bozulur,hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını?..

 
6 Yorum

Yazan: 13 Mart 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , ,

GUGUK KUŞU’NA MEKTUPTUR

 

Sevgili Guguk Kuşu,

Öncelikle şu an bana eşlik eden müzik için teşekkür ediyorum. Bu sabah, 12.12.2012’nin şerefine bir güzellik dilemiştim. Gerçi can bularak ilk hediyemi almıştım ama… İletinin bugüne ait olması için melekler bekletmiş adeta. Dün yayınlamış olduğun mektubu bu sabah okuyor olmam tesadüf mü?

Hayat güzel olmalı. Hayatımızı güzelleştirenlerimiz olmalı. Hayatı güzelleştirmek için çabalıyor olmalı, destek olmalı insan.

Ne mutlu, ne güzel bir tanışma oldu bizimkisi. Tanıştığımız köşe başını hangi olasılıklar hazırladıysa minnettarım. Şahsıma özel hediye almanın hazzını yaşattığın için bir kez daha teşekkür ediyorum. Sabahlarımın melodisi, tebessümündesin.

Yakın arkadaşın Özgür.

 
4 Yorum

Yazan: 12 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: ,

sen gibi…

Kaçmak istediklerim kadar gitmek istediklerim var. Belki de bundandır kararsızlıklarım. Korkularımdan, hayallerimden, aşktan, güdülerimden, zihnimin oynadığı oyunlardan yaptığım yanlışlarım var. İçimdeki çocukla, kadınla, erkekle, yüreğimle yarattığım güzellikler var. Duvarlarımdan dışarıya taşıyamadığım duygularım var. Hedeflerim, hırslarım, kıskançlıklarım, özlemlerim var. Kırılganlıklarım, hayalkırıklıklarım, travmalarım, bir daha hiç dönmek istemediğim anılarım var. Ve yarın sabah hepsiyle birlikte yaşamam gereken bir günüm daha var. Milyarlarca insan gibi… Sen gibi…    ( Aret Vartanyan )

O milyarlarca insandan biri, ben de bu sabah, bu pazartesi sabahı  tüm bunlarla, korkularım, hayallerim, aşkım, zihnimin içindeki her şeyle, ağır mı ağır kalktım yaşamam gereken bir güne. Kaçmak istediklerim yok bugün. Tam tersine üstüne üstüne gideceklerim, üstesinden geleceklerim var bugün de.

” Merhaba ” diyeceklerim. ” Güle güle. ” diyeceklerim. ” Kabulümsün. ” diyeceklerim. ” İstemiyorum. ” diyeceklerim. Daha doğrusu dilim böyle söylerken, gönlümün diyeceklerini bilemediklerim. Milyarlarca insan gibi… Sen gibi…

Güzel günler olsun. Gönlümüzden geçenleri söylesin dillerimiz. Gönüllerden geçenleri görsün gözlerimiz. Üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey olmasın, kalmasın. Sevgiyle olsun. Aşktan, aşkla olsun.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
4 Yorum

Yazan: 01 Ekim 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

utanıyorum!

Utanıyorum! Hem de çok utanıyorum. Ofisteki masamda kafamı aldım ellerimin arasına, düşünüyorum. Yarın öbür gün, bu sabah Urfa’da ki gibi çatışmalara şahit olmuş bir çocuk mektup yazsa bana, anlatsa yaşadıklarını, ne kadar korktuğunu… Ne cevap vereceğim? Nasıl avutacağım?

Sonra dese ki bana;

– Birkaç gün önce yazmıştın ya çocuklarının okulları hakkında. Hani demiştin ya ‘’Okul seçmek zor,  okutmak çok pahalı. ‘’ diye. Peki, hiç düşünmedin mi biz, savaşın ortasında yaşayan çocuklar ne yapıyoruz. Nasıl kalem tutuyoruz? Sabahları tost yemeyi bırak akşamları neyin içine, nasıl uyuyoruz? Çok korkuyorum.

Ne cevap yazarım lan! Hiç. ’’ Biz burada, savaşın uzağında, cumhuriyeti aydınlığından ümmet karanlığına geçişimizi, adım attığımız her karış toprağın kana bulandığını bile bile, göre göre mücadele etmemiz, sokaklara dökülmemiz, meclisin kapısında yatmamız, daha olmadı toplanıp yanınıza gelmemiz gereken yerde böyle dünyevi bile olamayacak, maddi, abuk sabuk şeyleri dert edinip yaşıyoruz. ’’ mu diyeceğim. Utanıyorum! Hem de çok utanıyorum.

Açık fikirli olmak mış, aydın olmak mış, eşitlikçi olmak mış, kadere – kedere teslim olmamak mış, umudu yüksek tutmak mış, akıl değil yalnızca yürekle bakmak mış… hepsi anlamlarını yitirdiler. Tek gerçek var: Ülkemizde savaş var. Ülkemiz kan ağlıyor. Gençler, adamlar, kadınlar, çocuklar ölüyorlar. Peki, bu yaşananların sorumluları kim, neredeler, bedel  – sonuç olarak ödenen bunca yaşanmışlığın vebali rahatsız etmiyor mu? Yıllar sonra tarih kitaplarında torunlarımız okurken bu yaşadıklarımızı ne diyeceğiz? O zaman ki yöneticiler de bugünküler gibi geçmişi inkâr mı edecekler? Utanıyorum!

Devlet, hükümet mi? Cevabımı biliyordum, dün de okudum. İşte burada: http://kadinbedensahnedunya.wordpress.com/2012/09/07/toplumun-icinden-cikan-ama-onun-uzerine-yerlesen-ve-ona-giderek-daha-da-yabanci-hale-gelen-bu-iktidar-devlettir/

Okuduğunuzda göreceksiniz zaten de ben özet geçeyim:

…  Ama hasım tarafların, karşıt iktisadi çıkarlara sahip sınıfların birbirlerini ve toplumu yiyip bitirmemeleri için, görünürde toplumun üzerinde olan bir iktidarın çatışmayı yumuşatması ve düzeni sağlaması ihtiyacı doğar: “toplumun içinden çıkan, ama onun üzerine yerleşen ve ona giderek daha da yabancı hale gelen bu iktidar, devlettir”

Bu kadar utanç bana yeterde artar bile.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Eylül 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , ,

Kurbağa ve Murbağa ( Arnold Lobel )

 

UÇURTMA

” Başardık! ” diye bağırdı Murbağa.

” Evet. ” dedi Kurbağa.

YARIN

Bahtaniyesini kafasının üstüne kadar çekti ve hemen uykuya daldı.

                     KORKU

                         …

Murbağa çayından bir yudum aldı.

” Kurbağa, sen bunları uyduruyor musun? ” diye sordu.

” Belki evet, belki hayır, ” dedi Kurbağa.

                          …

YALNIZ

” Ben mutluyum.

Hem de çok mutluyum.

Bu sabah uyandığımda çok mutluydum

çünkü güneş parlıyordu.

Mutluydum

çünkü bir kurbağaydım.

Ve mutluydum

çünkü senin gibi bir dostum vardı.

Sonra yalnız kalmak istedim.

Yalnız kalıp her şeyin na kadar

güzel olduğunu düşünmek istedim. ”

” Ah, ” dedi Murbağa.

” Sanırım bu yalnız kalmak için geçerli bir sebep. ”

” Şimdi de, ” dedi Kurbağa

” yalnız kalmazsam çok mutlu olacağım.

Hadi yemek yiyelim. ”

Kurbağa ve Murbağa, iki arkadaştır; hem de harika iki arkadaş! Günlerini birlikte geçirmeyi çok severler. Uçurtma uçururlar, Murbağa’nın doğum gününü kutlarlar ve Kurbağa korkunç öykü anlattığında birlikte korkarlar. Ancak en önmelisi, onlar birlikte eğlenirler – hem de yılın her günü.

Kısa alıntılar yaptığım Kurbağa ve Murbağa’nı maceraları böylesine güzel. Biz iyi vakit geçirdik. Oğuz’u uyku öncesi sakinleştirdi. Son sahnemizde ise  – Oğuz kitabı kucağına sıkıca sarmış ve yazarının ölmüş olmasından dolayı çok üzgün olduğunu söylüyordu. – Böyle eserler bırakan yazarların kitapları okunmaya devam edildiği sürece asla ölmeyeceklerini söyledim. Açıklamamın ne nerece etkili olduğu yarın akşam görülecektir. Sabah gözümü açar açmaz ilk iş olarakta serinin devamın satın aldım İdefix’ten. Olur ya, sizinde tezgahın birinde önünüze çıkar mıkar tereddüt etmeden alabilirsiniz. Ki benim gibi çocuklara okunacak kitaplar konusunda feci şekilde titiz, seçiciyseniz. 

Benden bu sabah bu kadar. Hoşçakalın.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Eylül 2012 in ÇOCUKLAR, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: