RSS

Etiket arşivi: kabul

az biraz

Screen shot 2013-11-25 at 22.30.57

Son birkaç gündür hissettiğim, ihtiyaç duyduğum şey tüm çocukluk, gençlik dönemimde direndiğim, nefret ettiğim şey… Son birkaç gündür istiyorum ki, annem-babam yanımda olsun ve benim yerime karar versinler. Doğrusunu onlar bilirler, gelip yapsınlar. Ne yana tükürmem gerektiğini söylesinler. Yemin ederim karşı gelmem, kabul eder, dedikleri gibi yaparım. Halimin daha açıkçası salakça ve hayli geç kalmışçayım, ‘’ne ara bu kadar büyüdüm’’ şaşkınlığı içindeyim, verilecek kararın sonucuyla başedememe korkusu içindeyim. Çocuklar büyüdükçe anne babalar küçülüyor, çocuklaşıyor muyuz? İtiraf ediyorum: Yoruldum! Ben biraz durmak istiyorum. Çok değil, az biraz. Sonra tekrar devam ederim ama şimdi öylece durasım var.

Not: Oğuz’a ödevlerini yaparken eşlik edecek birini de istiyorum. Sabahları istediğim kadar uyumak istiyorum. Ki, istediğim kadar uyuyabileceğim günler geldiğinde bu günlerimi özleyeceğimi bile bile istiyorum. Zaman zaman ben bile başaramıyor olmama rağmen çocuklar başlarının çaresine bakabilsinler istiyorum. İstiyorum ama ‘’hep yanımda olsalar’’ da diyorum.

Galiba benim durumu en güzel ‘’Herkes cennete gitmek ister; ama kimse ölmek istemez.’’ (Mystic River) sözü özetliyor.

 

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 25 Kasım 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

Annenin kokusu, mamalar, oyunlar, cicili bicili giysiler, tepine tepine ağlamalar…

Rakamlar, harfler, kelimeler, cümleler, oyunlar, kitaplar, ilk arkadaşlar, tepine tepine ağlamalar…

Sınavlar, yeni arkadaşlar, ilk aşk, aşklar, aşk acısı,  ilk hayal kırıklıkları, dargınlıklar, isyan, haykırışlar, arkadaş kazıkları, geleceğe dair hayaller, asla dediklerin, tepine tepine ağlamalar…

Kendini kaybettiğin dönem…

Üniversite, yeni arkadaşlar, arkadaş kazıkları, aşk, aşk acısı,  isyan, haykırışlar, yavaş yavaş kendinle tanışmalar, sorular, sorgulamalar, gelecekle ilgili planlar, asla dediklerin, yalnız başına ağlamalar…

İş hayatı, iş arkadaşları, yenilen kazıklar, hedefler, çalışmak, aşk, aşk acısı, para kazanma derdi, kendini bırakıp etrafındakileri tanıma ( tanıyabilme telaşı ) çabası, sessizce ağlamalar…

Evlilik?

Kendini bulduğunu sandığın dönem, içine içine ağlamalar…

Yaş otuz oldu telaşı…

Kendinle buluşman…

Anneni anlayabilmen…

Anneni özleyişin…

İçine kaçmaya başlayıp kafaya vura vura ağlamalar…

Asla, asla dememeye kesin karar verişin…

Sözünü dinlediklerini, umurunda olanları elemeye başlaman…

Azalmaya başlayan gözyaşları…

Yaş kırka geldi şaşkınlığı…

Kendinle yüzleşmen…

Geç mi kaldım telaşı…

Kendini sevişin…

Mutluluğu bulman…

Aklını başına toplayıp dünyayı siktir edip yaşamaya başlaman…

Geç kalmış olduğunu kabul edip, neresinden dönersem kardır deyişin…

Hayat bana güzel ulan deyişin…

Gerçekten yaşamaya başlaman…

Ölüp gidişin.

Arayışla geçen takribi otuz yılın arkandan ağlayışı.

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 04 Mart 2013 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

elma!

Anlamsızlığın bir anlamı vardı, bir adı vardı; hayat diyorlardı buna. Her sıradan sözcük gibi, içine girince, yineleyince bir şey ifade etmiyordu. Sıradan olmayan sözcükler arıyordum. Yoktu. Çevremdeki insanlar, sözcükleri kendilerini iyi hissetmek, çıldırmamak için kullanıyorlardı. Aslında hepsi de evreni saran boşluğa aittiler ama bunu kabul etmektense, o boşluğa bir anlam yükleyip varlıklarını birbirlerine onaylatmayı yeğliyorlardı. 

Düşündüklerim sözcüklere sığmıyordu artık. Sözcüklerin kılıfını patlatıyor, dışarı taşıyordu. Bir şey söylediğimde, başka bir şeyi anlatmış oluyordum. Elma diyordum ama elmayı anlatmak istemiyordum. Bir dili bilmenin bütün avantajlarını yitirmiş gibiydim. Üstesinden gelemediğim bir durum oluşturuyordu bu: bir kaos!

( menekşeler atlar oburlar / Hüsnü Arkan )

ELMA!

özgür tamşen yücedal

 
2 Yorum

Yazan: 22 Şubat 2013 in DİNLEDİM, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , ,

gözünüz aydın!

. Üzgünsünüz.

. Herkesten,  her şeyden kaçmak istiyorsunuz.

. Yataktan çıkmak istemiyorsunuz.

. Aynalardan kaçıyorsunuz.

. İştahınız kesildi ya da açıldı.

. Yalnız hissediyorsunuz.

. Cinsel ilginiz azaldı.

. Kimsenin sizi anlamadığına inanıyorsunuz.

. Herkes mutlu bir siz mutsuz, suçluymuşsunuz gibi geliyor.

. Bugün ölseniz kimsenin umurunda olmayacakmış gibi.

. Kafanızın içinde ıssız ama çok gürültülü bir yere sıkışıp kaldınız.

Gözünüz aydın! Nur topu gibi bir depresyonunuz var artık. Ha yoksa da yukarıda ki maddelerden bir kaçını evirip çevirip zorla olduracaksınızdır. Özellikle kadınlar. Çünkü şu belamız hormonlarımız yüzünden biz kadınlar erkeklere oranla 2 – 3 kat daha sık depresyona giriyormuşuz. Ülkemizde ise 2 milyon 100 bin kişi kronik depresyon hastasıymış. Geri kalanlarımızda kafalarda huni geziyor, depresyonda değilmiş numarası yapıyoruz zaten.

Sağlık bakanlığı depresyonun tüm toplumlarda görüldüğünün altını çizip, düşük eğitimli ve sosyoekonomik şartları iyi olmayan çevrelerde daha yüksek oranda ortaya çıktığını kaydetmiş. Şiddete maruz kalma ve çocukluk çağında travmatik olayların depresyonun ortaya çıkmasında büyük etken olduğunu belirtmiş.

Ben de kendi bakanlığımdan açıklama yapıyorum: Çocuklukmuş, kadın olmak, erkek olmakmış, travmalar, sosyal, eğitimsel boyut moyut falan irdelemeye gerek yok. Bunları geçelim bir kere. Bu dönemde, bizim ülkemizde eğer her akşam haberleri izliyor, arada sıradada olsa gazete okuyor, izlediğinizi – okuduğunuzu anlayabilecek zekâya sahipseniz, onun bunun dediklerine kulak asıyorsanız zaten kafadan depresyonun göbeğindesiniz. 1) Para varsa seansına 300 TL ödeyip psikoloğa gidebilirsiniz. 2) Sosyal güvenceniz devleteyse, 100 bin kişiye düşen yaklaşık iki psikiyatrdan birini yakalayabilirsiniz. 3) İnancınız güçlüyse ‘’her şey Allah’tan ‘’ diyerek kabul edebilirsiniz. 4) Eğer inancınız hayattan yanaysa ‘’hayat bu!’’ diyerek siktir edebilirsiniz. 5) Depresyonunuzu kucağınıza alıp, sevip okşayıp, onunla barışıp, kabul edip beraberce gül gibi yaşayabilirsiniz.

” Hayat bu! Bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu! Son dediğin anda her şey yeniden can bulur.” özlü sözüyle paylaşımıma son verirken iyi haftalar geçirmenizi temenni ediyorum.

Saygılarımla…

özgür tamşen yücedal

NOT: Aslında bu özlü söz yerine Belgin ve benim gibilerin özlü sözünü yazma isteği var çokça içimde, bastıramadım: ” Ko dötüne gitsin! ”

 
5 Yorum

Yazan: 19 Aralık 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: