RSS

Etiket arşivi: ayna

bizimkisi bir taşınma hikayesi

 

Arabaya binip yola çıktığımda karlı bir sabahın erkeniydi. Yollar ıssız, karlı. Radyodan yükselen şarkılar aşklı, ayrılık acılı, unutmak isteyip unutamamaklı. Kardeşimin evine vardığımda evi kahve kokulu, yüzüyse güler ama kaygılıydı. Işte bir taşınma hikayemiz daha böyle başladı. Hiç bitmeyecek miş gibi… 

Kahvelerimizi içip, nakliyecileri karşıladıktan sonra, Özlem su ve elektrik idaresindeki işleri halletmek için yola çıktıktan sonraydı. Taşınacak tüm eşyaların boşaltılmış olduğu mutfakta kalan tek beyaz sandalyenin üzerine oturdum. Soğuk…

Düşünmeye başladım. Hüzünlü…

Biraz daha sessiz susarsam duvarlar konuşacaklar mış gibiydi. Özlem’in yaşadığı her şeyin şahidiydi o duvarlar. Ve tüm yaşanmışlıklarla beraber ardında kalıyorlardı. Geçmişinde…

En son evimizden taşınırken de aynı şeyleri düşünmüş hissetmiştim. Her bitiş, başlangıç, dokunuş, üzüntü, sevinç, isyanlarımın izlerini orada bırakıyor muşum gibiydi. Evlerin ruhları var mış gibi… Yok mudur? Eğer varsa ne kadar yorgunlardır. Kimbilir…

Taşınıp taşınıp durmuyoruz. Nakliye kamyonları eşyaları taşıyorlar, uçaklar, tren, arabalar bedenlerimizi. Biteviye taşınma halindeyiz.

Ki; dört kez ev taşımak bir yangın derler.

Dilediğince uzağa git, her şeyin seninle beraber gelir de derler. Ayrıca ayrılmayı hiç istemediğin, ayrılsan bile kalbinin kaldığı yer ait olduğun yer de derler.

Onlarca koli taşıdı adamlar. Özlem’in içlerini doldurup koli bandıyla bantladığı onlarca koli. İçlerinde kitaplar, fotoğraflar, tabak- bardakların olduğu kolileri taşıdılar. Dolapları söktüler yerlerinden, yataklar kalktılar, ayakkabılar bu defa içlerinde ayaklar olmadan yola çıktılar. Özlem eve döndü.

O, ben ve sesizlik öylece durduk sokak kapısının önünde. Veda…

Yeni eve giden yolda gene şarkılar. Aşk…

Yeni bir sokak kapısının önündeyiz. Başlangıç…

Tazelik…

Umutlar…

Çantasından aynayı çıkarttı Özlem. Önce ayna girdi daireye. Bizi gözyaşlarıyla uğurlayan yaşlı komşusu tutuşturmuştu eline Özlem’in ve öğütlemişti önce ayna yansısın diye. Yansıma…

Tek tek yukarıya taşındı yarım saat önce başka bir apartman dairesinden aşağıya taşınmış olan eşyalar. Ve biz tek tek açmaya başladık kolileri. Tanışma…

‘Merhaba’ dedik. ‘’Bizden sana zarar gelmez, gelmeyecek.’’ dedik. Güven…

Sonra Özlem’in kızı Duygu geldi yeni eve. Gençlik… Neşe…

Eve sığmayan her eşyayı nakliyecilere verdi Özlem. Kararında…

‘’Benimle mi kalacaklar hayatımın sonuna kadar.’’ dedi. Az…

Az bazen kararında…

Çok büyük kısmı yerleşti eşyaların. Nakliyeciler gittiler. Biz kaldık. yerleştiremediğimiz, arta kalan son yığının tam ortasına yemek soframızı kurduk. Şarabı açtık. Kırmızı…

İlk kez yemek yiyor muş gibi yedik. Gülerek…

Acıyan ellerimiz, ağrıyan bellerimizle ama huzurlu yattık bulduğumuz yerlere. Yalnızca Duygu’nun yatağını hazırlamıştık. Melek…

Başım yastığa değdi. Gözlerimi yumdum. Üç ya da daha fazla taşınmanın yarattığı yangınları düşündüm. Peki ya; peşinden taşınan, uçup uçup, yollar aşa aşa konamayan insanları yangınları. Nereye gidersek gidelim yanımızdan hiç ayrılmayan yaşanmışlıklarımız peki. Bir kolinin içine koyup ağzını koli bandıyla sıkıca bağladıktan sonra belli olmayan bir adrese postalayıp kurtulamak istediklerimiz peki.

Var mı bu türlerin nakliyesi? Uzakta olan, uzaklaşanla araya zamanla kar yağar derler ya ne zaman yağmaya başlar o kar?

Şimdi kendi evimdeyim. Kardeşimin yeni evine yerleşmiş olmasının huzuru, iyi dileklerim, melekler, ellerimdeki sızı ve sırtımdaki ağrıyla. Huzur…

Dönüş yolunda ‘’Kadın başına!’’ cümlesiydi takılan aklıma. Aslına bakarsanız bir önceki sabah yola çıktığımda da aynı cümle vardı aklımda. Ne çok şey başarabiliyor şu kadınlar, kadın başlarına. Zaten ne zaman çıkmaza girsem, başaramayacak, bitiremeyecekmişim gibi hissetsem Özlem geliyor aklıma. O yapabiliyor, ben de başarabilirim diyorum. Başarabiliyorum. Bir SüperKadın benim kardeşim. Ben düşüyorum o el atıyor, o düşüyor ben uzanıyorum. Şükür…

Az önce aradı. Nereye koyacağını bilemediği mikrodalgaya yer bulmuş, salonda fazla yer kapladığına kesin karar vermiş olduğu orta sehpasının yarısını evden çıkarmış. Yorgun…

Hepsinin yanında, her şeyden öte Erdo var tabii. Ben organize olmaya çalışır, sığışmaya çalışırken ne çok işle ilgilenmiş her taşınmamızda, anlayamamış bilememişim. Ki; bu taşınmada bile bedenen olmasa bile yanımızdaydı. Sağolsun…

Aklımız gücümüzün yetemediği son rötuşlarsa Vilo ve babama kaldılar. Ev yemek kokmak, avizeler aydınlanmak için onları bekliyorlar. Amin…

Bir taşınma hikayesiydi bizimkisi. Her nerede varsa rast, kolay gelsin.

Her şey bitiyor, sona varıyor.

Sıkıntı yapmamak lazım, yapmayın.

Tek sağlık olsun.

Birlik, güven olsun.

Melekler korusun.

Hayırlı, uğurlu olsun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 03 Mart 2018 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: