RSS

Etiket arşivi: bahar

çevirimiçi

Gittim

Döndüm

Aynı yerdeyim

Anlamsızca film izliyorum

Kitap, dergi okuyorum

Spor yapıyorum

Uyumak istiyor, uyuyamıyorum

Hep aynı saatte, aynı güdüyle uyanıyorum

Kaç gün oldu hatırlıyorum

Öğle saatlerine kadar sağ salim gelebilirsem ‘bugünü de atlattım’ diyorum

Debelenip duruyorum

Hâllerden hâl beğeniyorum

Sorgulayıp duruyorum

Dönüp kendime çarpıyorum

Düşüyorum

Sonra kalkıyorum

Susuyorum

Susmayan yanıma söyleniyorum

Bol bol kaVe içiyorum

Haberleri izlemiyorum

Kesinlikle damar parçalar dinlemiyorum

Doğrusu nedir? bilen arıyorum

Bir diz istiyorum

Maviyi bir de gündoğumlarını özledim korkuyorum

Içim giderken ben duruyorum

Duran yanım kırgın, biliyorum

Insan her bahar tazelenmeyebilir miş

Gönülün niyette olması yetmiyor muş

Bazen basit

Bazen -miş gibiy miş

Bana basit değil miş.

Özgür Tamşen Yücedal

NoT: Satırlara destek veren aşk temalı Ot yazısına,

        Serkan Kaya şarkılarına,

       iki kadeh rakıya teşekkürü borç bildim, teşekkür ediyorum.

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 07 Nisan 2017 in GENEL, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

… kuşlar uçuyor

Screen Shot 2015-11-19 at 9.25.52 AM

Günaydın!

Bu, yukarıdaki; nane-limon kokulu bir kış sabahının günaydını. Eve kaynamış elma kabuğu-nane-limon kokusu yayıldı ya bu sabah, bana kış gelmiş demek. Paltolar, kazaklar çıkınca değil de bu karışım kaynatılıp balla içilmeye başlandığında gelmiş oluyor sanki. Boğazımda kaşınacak yerini, göğsümdeki kışlık evini hatırlamış olan öksürük geldiğinde… Oldum olası sevemedim bu mevsimi. Pusunu, grisini çok sevmeme rağmen soğuğunu sevmiyorum. İlkokul yıllarımda gözlerimde uyku, yüzüme vuran soğukla beraber taş duvarlara yaslana yaslana okula gidişlerimden kalma bir sevememezlik galiba. Ne bir kuytu, ne ağaç gölgesi, ne dam altı ısıtamaz insanı, üşümek zor. Içinde –bahar- geçen mevsimler güzel bana. Orta karar olanları. Ne büzüştürecek ne bayıltacak. Ama hayat işte gelişine yaşamak zorundayız. Nasıl hızla geçmiş ve geçiyor olduğuna takılmadan. Çünkü orasından baktığında koşası geliyor insanın. Hele bacaklarında eski derman, yüreğinde sabır, ruhunda heyecan kalmadığını hissederse insan, iyice berbat.

Aman neyse ne takmayalım şimdi kafaya bunları. Haftaya havalar iyice bocacak mış haberiniz ola. Her daim –sırtı üşünük- olanlardansanız dikkat edin. Çoluklu çocuklu olanlar, kime dikkat etmesi gerektiğini şaşıranlara ise kolay gelsin. Çocuk hasta olunca zor. ‘’O hasta olacağına ben olayım!’’ demeyin sakın. Hayır, ben zamanında çok dedim, hasta olup bir bakacak bulamamanın yanında çocukların daha da perişan olduklarını görünce annenin kendine iyi bakması gerektiğine karar verdim çünkü. Herkes önce kendine iyi bakacak.

TEOG annelerine gelirsek onlara diyecek sözüm yok eminim onlarında dinleyecek kafaları kalmamıştır. Ateş düştüğü yerde gerçekten, yaşamayan bilemez. Stresini de, geçeceğini de biliyorum. Tek sözüm olabilir onlara ‘’Delirmeye gerek yok!’’. Her halttan haberi var demeyin onu da yaşadım. Yok yok, sınav derdine delirmedim. Amma velakin (ama-lâkin) sonunda gördüm ki; sınav uğruna deliren annelerin çocukları uzaya falan gitmediler. Her şey olacağına, herkes gideceği yere varıyor. Anlayacağın arkadaşım; elinden geleni yap gerisini bırak.

‘’Günaydının makbul olanı kısasıdır.’’ diye uydurup kaçayım şimdi. Yazmak isteyip not aldığım çok şey var en kısa zamanda inşallah maşallah amin. Götü bi doğrultayım geleceğim.

Iyi niyetle olsun. Gönlünüze göre olsun. Kime ne düşünüyorsanız size o olacak, unutmayın. Asıl önemlisi:

‘’Hayat kısa, kuşlar uçuyor ve kafamıza da sıçıyorlar.’’ Öperim.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Kasım 2015 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

deli mavi

Screen Shot 2015-03-12 at 10.57.01 PM

Hazırlıklar başladı. Doğa pıtır pıtır açıyor. Sevgiliye hazırlık telaşında bağ bahçe. Aman gözümüzü açık tutalım kaçırmayalım. Kaçırmayalım; tazeliği bulaşsın, renkleri boyasın ruhumuzu. Toprağın hazinesinden, doğanın mucizesinden payımıza düşen, düşecek olan vardır mutlaka.

Gerçi kalan ağaçlar ne kadar, ne kadar kaldık bilemiyorum. İmara açmadıkları yer kaldı mı? Yok yer kalmayınca ne halt edecekler acaba. Benim önerim; götlerini açsınlar imara, inanıyorum oraya bina dikmek isteyenlerimiz çok olacaktır. Ve hatta hatta tüm MÜSAİTleri toplayıp onları da tıkarız oraya. Ben var ya böyle düşünceler üreten sapık zihniyetin taaaa amk.. Mini etek giyene tecavüzü mübah görenler, başını örtmeyeni orospu ilan edenler, karısını kızını dövenler… hepsi bunların çocukları işte, bu kafaların. Taksiden, minibüsten inerken ‘’Müsait bir yerde ineyim lütfen.’’ dediğimiz de ‘’Müsaitsen ben sana bineyim.’’ diyen çıkarsa bilin o da bunların çocuğudur. Imara açmalılar bir taraflarını bunlar, net. Ulan bahar girişgahımın içine etti içimdeki canavar. Şimdi al bu paragrafı koy börtü böceğin, rengarenk çiçeklerin, mavinin yanına. Durun son bişi daha, tüyü de dikeyim tam olsun. Son zamanlarda yakın uzak çevremin görüp beni aradığı, şaşkınlıkla izlediği taklitlerimiz varmış piyasada. Kanmayın sakın. Yıllarca edinilen gözlemler, özentiyle bakan gözler, hayal edilen yaşantılar gün gelir patlar mış. Aman dediğim gibi sarmadan, sardırmadan. Bizim yolumuz uzak belli…

Şimdi gelelim renklere. Biliyorsunuz, bildim bileli mavi ye vurgunum. Işte bu mavi var ya; gördüğümde huzur veren, rüyalarımın, yazdığım okuduğum şiirlerin rengi, boyanmak istediğim renk. Uzun zaman önce aşağıda sizlerle paylaşacağım makale çıkmıştı karşıma. Mavi yi anlatan paragrafları okudum ve anladım neden mavi aşığı olduğumu ve hak verdim kendime kendim ben. Son zamanlarda renklerden morla da flörtleşiyoruz, hayırlısı. Vardır bir sebebi. bakÇez artık.

”  

…hayatın acımasız siyahlığı ortasında mavi, hayallerin timsalidir ve sığınılacak en uygun yerdir.

Arapçada mâ (su) kelimesine getirilen bir nisbet î’si ile oluşan mavi bütün kültürlerde ümidin, iyimserliğin, sükûnetin rengidir. Psikolojideki imgesi mutluluktur, rüyada mavi görmek hayra alâmet edilir. Daha destanlar devrinden itibaren maviye yapılan olumlu vurgu Türk kültüründe de mavinin içerdiği kadim manayı gösterir. Oğuz doğduğunda yüzü mavidir, mavi bir ışık arasında göklerden yeryüzüne düşen bir kızı sever. Tarih boyunca kurulmuş Türk devletlerinin çoğunun üzerinde gök bayrak dalgalanır ve Türkçede gök, mavi anlamına gelmektedir.

Nelerin rengi olduğu ile ilgilidir mavinin manası. Mavi kozmosun rengidir. Uyum kendisini mavide hissettirir. Tanpınar zamanın kayıtlarını aştığı, yani zamansızlığı tecrübe ettiği anda yaşadığı eşsiz doyumu Mavi masmavi bir ışık / Ortasında yüzmekteyim, mısraları ile dile getirir. Uzaydan bakınca Yer, masmavi bir gezegendir. Günün geceye, gecenin güne kavuştuğu vaktin rengi, yıldızlı gecelerin berrak lâciverdi de bir mavidir. Işık ve gökler gibi suyun da rengi mavidir. Böyle olunca hayatın dörtte üçü mavidir. Irmaklar, göller, denizler hatta olanca karalık şöhretine rağmen zaman zaman Karadeniz bile mavidir. Nil mavi, Volga mavidir. Mavi Tuna ancak Tuna gibi bir nehrin maviliklerine bakarak bestelenebilir.

Renkler yelpazesinde ana renklerden biridir mavi. Mavisi tükenen ressamın işi zordur bu yüzden. Çünkü kendisi olarak varsa vardır, yoksa palet üzerinde diğer renklerin karışımıyla elde edilemez mavi. Melez değildir, katışıksızdır, uyandırdığı tesir sadece kendisidir, asildir. Fakat, fakat’ı vardır onun, her asalet gibi bir hadden sonra soğuktur. Sükûnet kedere, derinlik uzaklığa çok rahat dönüşebilir onda. Dinginlikle kasvet arasında durur.

Kasvetinden ötürü katedrallerin ortaçağ insanını çok çabuk vecde getiren vitraylarında mavi uhrevi görkemin rengidir. Meleklerin kanatları mavi, bakışları mavilidir. Fakat Leonardo’nun Litta Madonna’sında uzak dağlar, gölgeler, gökler ve Meryem’in omuzlarından aşağı sarkan şal böylesine maviyken bazen de en dünyevi heveslerin şaşırtıcı rengi olarak dikilir karşımıza mavi: Mavi gözlük takarsın / Çok canları yakarsın. Mavinin içerdiği bu taşkın sevinçle Nazım Hikmet, Ne güzel şey hatırlamak seni / Bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elini, derken Attila İlhan Belki Haziranda mavili çocuksun / Seni kimseler bilmiyor ah bilmiyor, demektedir. Celal Sılay’ınki bir Mavi Randevu’dur: Mavi bir elbiseyle gelmiştin gökyüzü maviydi /Getirdiğin rüzgârla ev kokuyordun / Kolun koluma değiyordu, omzun omzuma /Mendilin maviydi gökyüzü maviydi. Neticede mavi, tek mavi değildir, tonu, mizacı çoktur. Anna Karenina, giysisini hazırlayan hizmetçisini azarlar örneğin, “Prusya mavisi bana yakışmaz, kimseye de yakışacağını zannetmiyorum.” diye. Aslında mavinin kabahati yoktur, sadece aşk bitmeye yüz tuttuğu için Anna kendisini eskisi kadar güzel hissetmemektedir.

Garip bir renktir mavi. Hayatın dörtte üçünün rengi olmasına rağmen bitki ve hayvan doğasının en tasarruflu kullandığı renk de mavidir. Mavi hayvanlar, mavi çiçekler, mavi meyve ve sebzeler yok denecek kadar azdır. Bu yüzden Novalis’in düş çiçeği mavidir. Mavi Kuş, gerçeğinden çok ütopyasıyla durur zihinlerde. Mavi Gül, Mavi Lâle yeryüzü çiçeklerinden başka çiçekleri merak edenlerin zihninde çaresiz birer tahayyüldür. ( http://www.zaman.com.tr/nazan-bekiroglu/mavi_1266971.html )

özgür tamşen yücedal

 

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Mart 2015 in GÜNLÜK, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

DİNLEMECE

 

Dallarımda yapraklarım pıtırcıklandı. Yüreğimde bir kıpırtı. Gördüğüm her şeyin rengi değişiyor. Her bahar olduğu gibi güzel bir uyanış yaşıyorum. Kışın ağırlığı üzerlerinden kalktıktan sonra tazelenen, yenilenen yüreklerde yaşanacak aşkların heyecanı var içimde çokça. İşte dün gece de uykuya böyle güzel duygularla dalarken ve kardeşimi bunca özlemişken bu şarkı getirdi tebessümü dudaklarıma. Dedim ki belki sizlerede iyi gelir güneşli günde. İşiniz rast gitsin. Sevgiler…

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
2 Yorum

Yazan: 08 Mart 2012 in GENEL

 

Etiketler: ,

 
%d blogcu bunu beğendi: