RSS

Etiket arşivi: ozan önen

bahar

‘’ Tuhaf mı? Bana ne tuhafsa … Bahar biraz da bu demek değil mi? Yargılara, yadırgamalara aldırmaksızın çiçeklenmek değil midir bahar? Yanında olmasını en çok istediğin kişi yanında değilse bile, sanki o yanındaymış gibi mutlu mesut volta atmak değil midir bahar? ‘’ yazmış bu sabah Ozan Önen.

Okudum. Bir kez daha sonra bir kez daha. Sonra da dedim ki; buna göre ben kendi baharımı yapmayı öğrenmişim. Yani ruh halimin tarifi bu olabilir. Baharım dört mevsim.

Evden çıkamadığımız ve uzunca zaman daha çıkamayacağımız bu dönemde çocuklarımla beraber olabildiğim için şükrüm sonsuz. Sevip de göremediklerime gelince; her an yanımdalarmış gibi yaşıyor, saçlarıma çiçekler takıyorum. Gerçi arada umutsuzluğa kapılıyor, yaşadığın koca bir yalan diyen bir ses hafif yükseliyor içimde. Gördüğüm fotoğraflarında ağlıyorum ya da gırtlağım düğümleniyor. Yani benim de oluyor; sorulara cevap vermek istemediğim, yemek yemek istemediğim, yıkamaktan usandığım… İşte o anlarda da sesleri susturmak için rüyaya yatıyorum. Öten bir kuşa dalıyorum. Bir sigara yakıp, kahve yapıp göğe bakıyorum. Pişen yemeğin buharına sığınıyorum. Kitapları kucaklıyorum. Ne olursa olsun bırakmak, baharımı hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum. Kimseye de bir zararım yok nasılsa.

Ama en iyi hissettiğim anlar yaşamayı dilediğim evi düşündüklerim. Daha önce de sözetmiş olabilir size. Işte o ev hep aynı ev ve ben her akşam oraya gidiyorum. Bahçesine, ağaçların gölgesine kocaman bir masa kurdum. Dallara fenerler astım. Her seferinde baştan alıp alıp toprak yolun ucunda sevdiklerimi, çocukları karşılıyorum. Ocakta haşlanan makarnanın yanında deniz ürünleri soteleniyor. Nasıl kalabalığız yarabbim. Çocuklar sevgilileriyle gelmişler falan. Ben telaşenin uzağında oturmuş denizi izliyorum, kafamı dayamışım yumuşacık güvene. Seslere tebessümle dalıyorum. Dün akşam da yatak odasının balkon kapısının hemen yanına mor salkım diktim. Ufacık fidesi… Kalbimdeki soluğu üfledim köklerine. Elbet çiçek kokularına bulanacağım. Işte akşam saatlerini iple çekişimin sebebi… İşte baharım.

Diyorum ki; belki istersek hepimiz bir bahar yaratabiliriz kendimize. Olur mu, olmaz mı, kim ne der, nasıl ne zaman olur…ların hiçbirini düşünmeden. Bakmayın siz bana, yazıyorum. Benim de anlattığım kimse yok sizden başka. Sizinkini de istemediğiniz sürece kimsenin bilmesine gerek yok zaten. Salt dileyebiliriz. Içimize sığınabiliriz. Bırakın başkalarını, gerçekçileri, ‘hangi alemde yaşıyor’suncuları, kalbi yumuşamayanları, aradın aramadıncıları… Kime ne? Hiç mi olmadı; benim evime gelin, hepimize yer var. Ya da gün olur ben sizin yayladaki çadırınıza, denizinizin kenarına geliveririm.

Baharınıza, kalbinizdeki kırıklık, özlem, endişe, yaralara derin solukla iyilik diliyorum.

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 16 Nisan 2020 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

ne idüğü belirsiz

Hakkını söke söke alanlar nasıl söküyorlar? Hakkın kimin olduğuna kim karar veriyor? Hak edilen her zaman hak edenin olabiliyor mu? Eğer olmazsa başkasına yar olabiliyor mu? Hak edilmeden alınanın hayrı olabiliyor mu? Peki herkes kendine göre haklıysa, ‘hak’ ortada mı kalıveriyor? Nedir yani bu hak meselesi?

Peki kaç yaşından sonra yaşlı hissediyor insan kendini? Ya da yorulmuş, yenilmiş… Kaç sevdadan sonra kalpsiz olunuyor? Ve nihayetinde kaç kelimeden sonra lâl oluyor dil? Dili lâl olanlar içlerine içlerine mi konuşuyorlar?

Ilk aşk unutulmaz, son pişmanlık dönülmez falanken nasıl oluyor bu yaşama işi?

Pirince kararınca su katılmayınca da ya lapa ya da diri kalıyor zaten.

Bunların yanında; sağ gözümün kapağında haftalardır geçmeyen ne idüğü belirsiz bir yumru, sol serçe parmağımda sızısı dinmeyen bıçak kesiği, balkon seramiklerimizin derzlerinin birinde tohumunun nereden, hangi kuş tarafından hediye edildiğini bilmediğimiz çiçeğe durmuş domates fidemiz var.

Ama en önemlisi sabahları güzel uyandırılma hakkım var benim de! Ozan Önen ‘’ Güzel uyandırılmak insan hakkıdır, yazın bir kenara. ‘’ dedikten sonra yazmıştım bir kenara hâlbuki. Hakkım yazdığım yerde duruyor, söke söke alamadım henüz. Hak sökmeyi bilemediğim, beceremediğimden olsa gerek. Sökebilmiş olsaydım her sabah ‘’ Ooozgur saat altı elli, kalk hadi! ‘’ diye uyandırılmazdım. ( Kızma Erdo ya!!! Ama aynen bu şekilde oluyor uyanışım! ) Diğer yandan şikayet ettiği şeylerden beslenen diğer insanlar gibi ben de; daha işememe fırsat bulamadan, uyanışımın üzerinden 4-5 dakika geçmemişken koridordan Ouz’un ‘’ kahvaltıda ne var anne! ’’ diye hönküren sesini duyduğumda şükrediyor ve gülümsüyorum. Gelip ” Günaydın anne ” diyerek sarılıyor. Sonra geçiyor, sabah olmuş oluyor.

Hakkım yazdığım yerde!

Yumrum göz kapağımda!

Sızım serçe parmağımda!

Kalbim mi?

Ege’de…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Ekim 2018 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: