RSS

Etiket arşivi: büyümek

lakin

kucuk-prens-2015

Bazılarımız büyüyoruz. O kadar büyüyoruz ki; çocukluğumuza ait olan ne varsa hatırlayamayacağımız kadar uzaklarımızda kalmış oluyor. Çocukluklarımıza ait masum, heyecanlı ne varsa uzaklarda kalmış oluyor. Büyük büyük yaşıyor, zamanı dolduruyoruz. Zaman doluyor, kiminin cepleri doluyor, evleri evleri evleri, arabaları, parayla satın alabilecekleri şeyleri doluyor… Tüm bunlar olurken içleri boşalıyor, bomboş kalıveriyorlar. Sonra ölüyoruz. Kimimiz yaşarken ölü olduğumuzun bile farkında varamıyor.

Ötelenen her plan ötelenen diğer şeylerle birlikte bir köşede bekleşiyorlar.

‘Haftaya’,

‘Öbür ay’,

‘Seneye’,

‘Şu işi bitsin sonra’,

‘Bir tane daha alalım sonra’… Yok abicim hiçbir zaman gelmiyor o sonralar. Ya da geldiğinde çok geç olmuş oluyor. 

Biz bugün çok büyümüş gibi davrandığımız bir günün ardında sinemaya gittik. Küçük Prens!

Evet, ilk okuyuşumda anlayamayıp arkasından tekrar okuduğum, anladıktan sonra başucu kitabı yapmış olduğum hikayenin filmini izledik. Biraz, az biraz dürtüldüm ama çoğunlukla ‘aferin’ dedim kendime kendim. İmkânlar elverdiği sürece üşenmek, bahane üretmek, gerçekten istediğim şeye zaman bulamamak, başkalarının isteklerine bağımlı yaşamak, giderlerse gitmek – yaparlarsa yapmaktan uzun zaman önce vazgeçmiş olduğum için tebrik ettim kendimi. Gene imkânlar dahilinde herkese öneririrm. 

Bu arada salonda çocuk izleyiciden çok yetişkin vardı. Aramızda bu duruma en çok şaşıran Ouz oldu. Tabii çocuk nereden bilsin; kaç yaşına gelmiş olursa olsun masumiyetinin bir ucundan tutmak için çabalayan, hâlâ kendinden ümidini kesmemiş olanlarımız var. Baktığını görmek, hissedebilmek, sevebilmek, affedebilmek, anlayabilmek için çabalayanlarız. Şükür!

Eklemeden geçemeyeceğim bir şey daha var ki; ne kadar çabalarsa çabalasın kendisinde ümitlenmemesi gerekenler de çok aramızda. En azından benim fikrim. Kıstas mı ne? Mesela birisi vardı; burnundaki sümüklerini çıkartmak için yaptığı müdahaleyi o kadar abarttı ki sümkürürken beyni eline gelecek zannettim ve bunu istedim. Altı çocukla ön sıramızda oturan üç kadından bahsedecek olursam; sitelerinde dönen tüm dedikodulardan artık bizde haberdarız. Cep telefonuyla konuşan mı ararsın, cep telefonu ışığı yüzüne vurmuş tavşan görünümlü olanlar mı… Yemin ediyorum çocuklar çok daha saygılılar hem kendilerine hem de çevrelerine. Şimdi bunu yazdım başım göğe mi erdi; hayır. Ama gözünüzü seveyim yapmayın lan, yapmayın.Tamam bir Küçük Prens değil olamayız ya da Küçük Prens gibi bir arkadaşımız olmamış olabilir ama insaf!

On dakikadır ekranın karşısında oturmuş bön bön bakıyorum. Yazıyı bağlayayım diyor lakin bağlayacak bir şey bulamıyorum. Böylece bırakacağım galiba, uykum geldi kalk gidelim diyor. Gittim ben!

İyi Geceler!

özgür tamşen yücedal

”Peki insanlar nerde?” dedi Küçük Prens. ” İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.”

”İnsanların içinde de öyle hissedersin.” dedi Yılan.  ”Arada pek fark yoktur.”

”Senin gezegenindeki insanlar” dedi Küçük Prens.”Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar…”

”Evet bulamıyorlar ” diye yanıtladım onu.

”Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.”

”Haklısın” dedim.

Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi:”Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.”’

‘’İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.’’

 

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 03 Ekim 2015 in ÇOCUKLAR, İNSANOĞLU, İZLEDİM

 

Etiketler: , , , , , , ,

iyi ki

Screen Shot 2015-08-20 at 2.51.48 PM

Ilk gençliğim

Büyümeme tanığım

Değişimime saygılım

Evime damım

Yastığıma kenarım

Kahkahama ortağım

Üzüntüme paylaşanım

Gizlim, saklım

Sakladığım

Renklerimin kaynağı

Aşkımın –de hali, -den hali, ben hali

Aşkın yıllanmış hali, en sek hali

Iyi ki doğmuşsun

Yeni yaşın mutlu olsun

Sağlıklı olsun

Hep beraber olsun

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 21 Ağustos 2015 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , ,

pişmanlık

Screen Shot 2015-06-20 at 1.50.06 AM

Merhaba,

Başlık biraz ürkütücü gelebilir, korkmayın. Konuya başlıktan, kafamda ‘pişmanlık’ la ilgili düşüncelerden girmemeye karar vermemin sebebi bu; korku. Daha doğrusu pişmanlıklarımızla yüzleşmekten imtinayla kaçmamıza sebep olan duygunun adı her ne ise o.

Geçen sabah dolma yapmak için mutfağa girdim. Şu dolma ve pişirmek için harc hazırlanan yiyeceklerin harcını hazırlarken miktarını tutturamamak gibi bir çıkmazım var. Ki; bu defa da harc fazla geldi ve buzdolabında içi doldurulabilinecek ne kadar sebze varsa dolma oldular. Kıymalı börek, elmalı turta harcı, yumurta sarısı vb. şeylerin miktarlarını ayarlamakta da ayarsızım. Sonunda ve genelde her seferinde bir defa daha ayar tutturamamış olmaktan dolayı pişman oluyor, kendime söyleniyorum. Ama bundan sonra pişman olmayacağım ve bu ayar tutturamama halimi seveceğim, karar verdim.

Nasıl mı? Bir kadını dinledim.

Şimdi;

Yapılan araştırmaya göre insanların pişmanlık duydukları konuların en başında eğitim hakkında aldıkları kararlar geliyor muş. ‘Keşke aldığım eğitimden daha fazla istifade etseydim.’ ‘Başka bir alanda eğitim alsaydım.’lar.

Ikinci sırada; ilişkiler, ebeveynlik, kendi hakkımızda aldığımız bazı kararlar, yaptığımız tercihler ve boş vakitlerimizi nasıl değerlendirdiğimiz geliyor muş. Biz Türkler buna ‘Elimde şans varken değerlendiremedim.’ ‘Gençliğimin kıymetini bilemedim.’ falan deriz ya işte onlar.

Bunların dışındakiler genelde; ailevi sorunlar, sağlık, arkadaşlar, maneviyat ve toplumla alakâlıy mış.

Görüldüğü üzere parayla ilgili pişmanlıklar listeye girmememişler bile. Yani millet! Onu mu alsam, kaç tane alsam, hangi markayı alsam diye fazla vakit harcamanın manası yok. O zaman pişman olsak bile birkaç yıl sonra bunlarla ilgili iz kalmıyor muş. Pişmanlık hissedildiğinde onca berbatken bir de gereksiz konularda hissetmenin anlamı yok.

Sonra;

Pişmanlığın birinci bileşeni ‘reddediş’ miş. Çözmeye, nerden kaynaklandığını anlamaya çalışmıyor muşuz. Sadece yok olmasını istiyor muşuz.

Ikinci bileşen; ‘yabancılaşma’y mış. Bizim deyişimizle: ‘Böyle bir şeyi nasıl yapabildim.’ ‘Aklımdan ne geçiyordu?’ lar. Kararı veren biz değilmişiz gibi yabancı oluyor muşuz.

Üçüncü bileşen; kendimizi cezalandırmak için duyduğumuz kuvvetli arzuy muş. Kendimiz anlamaya çalışmak yerine yalnızca cezaya lâyık görüp cezalandırmak istememiz miş.

Dördüncü bileşen; saplantı haline getirmemiz miş. Sanırım buna da ‘saplantılı şekilde aynı hatayı tekrar tekrar yapmak.’ diyoruz.

Buraya kadar okeyizdir diye tahmin ediyorum. Birbirimizinkilere benzer ya da değil hepimizin pişmanlıkları vardır ve olacaktır.

Dinlediğim kadın çıkış yollarını da söyledi. Sıkıcı olsun istemediğim için uzun uzun yazmayacağım. Toparlarsak;

Bunun herkesin başına gelebileceğini kabul etmeli ve kendimize zaman vermeliy mişiz.

Araya sıkıştırdığım çıkarımlarım yanında ben kendi pişmanlıklarımla ilgili ne yaptım bu zamana kadar;

Yapmış olduğum hataları hep o zamanki Özgür’e göre değerlendirdim. 18 yaşında mı yapmışım; o zaman o kadar mışım. 25’se 25, 30’sa 30. O kadar mışım. Tecrübem, bakışım, görgüm hepsi yaşım kadar mış, dedim. Kendimi affettim.

Ben inanıyorum ki; pişmanlıklarımız düşündüğümüz kadar çirkin değiller aslında. Yarattığımız sonuçları görmezsek nasıl biz olabiliriz, daha güzel olabiliriz… Pişmanlıklarımız olmazsa daha iyisini yapabileceğimizi, yapmamız gerektiğini nasıl hatırlarız. Hatalarımız sayesinde hâlâ pişmanlık hissediyor olmazsak insan olduğumuzu, evrilip geliştiğimizi nasıl duyumsarız.

Kusurlarımız, hatalarımız yanında amaç ve hayallerimiz varsa pişman ola ola, sonrasında acı çekerek bile olsa öğrene öğrene yaşamak zorundayız.

Son söz yazacağım da şu yukarıda yazmış olduklarım bana bile bir garip geldi. Küfür yok, abuk sabuk benzetmeler yok… Ciddi ciddi bir şeyler yazmışım ya lan. Neyse pişman değilim. Okuduysanız sizlerde olmazsınız umarım. Şimdi bir iki dakika sakin kalma, dalıp gitme zamanı verebilirsiniz kendinize, ben verdim.İyiyim. Her şey yolunda.

Ahanda davulcu geldi! Ramazan gelmiş hoş gelmiş. Bereketli olsun. Sabırlı olsun. Sağlıklı olsun. Şifa olsun. Işık olsun. Hayırlı olsun.

NOT: Görseldekiler gene benim pişirdiğim ama yazıda bahsi geçen dolmalar değillerdir.  

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 19 Haziran 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: