RSS

Etiket arşivi: doktor

pipi

Nazar-Boncuğu2

‘’Ayy korkmayın yahu hiçbi şi yok!‘’

‘’Akşamına top oynadı.‘’

”Bugün sünnet yarın deniz!‘’

Tüm bunları söyleyenler ya gerçekten balık hafızalılar ya da bizim her bokumuz bi tuhaf. Tamam oğlanın elinden tutup, şort tişort muayene – ön görüşme yapacağız diye doktora gittikten bir saat sonra sünnet işini halletmiş olmam biraz tuhaf olabilir. Ama ne bileyim anacığım! Baktım kestiren çıkıyor, kestiren çıkıyor, herkes bir rahat bir rahat… Açtım Erdo’ya telefon ‘’Adam! Rızan var mı kestireyim mi oğlanın pipiyi?‘’ diye sordum. Adam da baktı benim ses rahat ‘’Kestir!‘’ çıkıverdi ağzından. Kestirdik. Doktor desen: ‘’Biraz ağrısı olabilir, ağlayabilir. Ama yarın yıkanabilir, 3. gün havuza girebilir. Yalnızca beş gün merhem süreceksiniz. Gerçi sizin oğlanın kafa biraz fazla gibi, sorun olursa her saat arayabilirsiniz.‘’ dedi. Anaaa gerçekten bizim ki yürüyerek çıktı hastaneden. Bizim ki derken pipiyi değil oğlanı kastediyorum. Ana oğul bindik arabaya, çıktık yola.

Ulan yarım saat olmadan çocuk başladı mı içli içli ağlamaya. Bir ‘’Acıyoooo!‘’ diyo bir daha ‘’Acıyooo!‘’ diyor. Hayır ben de başlasam ağlamaya kim sürecek arabayı? Ağlaya zırlaya geldik eve, bitap. Diğer yandan içim içimi yiyiyor; hiç acımayacak demiştim, oğlan bir daha bana güvenmezse, diye.

Neyse işte eve geldik sağ salim, çok şükür. İlk çişi yapacağız oğlan acıyacak diye işemeye korkuyor! Tam işerken ‘’Anne içime bir şey oluyo.’’ deyip bayılıvermesin mi! Ben çeneyi açmaya çalışıyorum feryat figan. Ben de bayılsam oğlanı kim ayıltacak? İlk travmadan sonra çişi gelmesin diye içecek tüketimine son verdi zaten. Bu arada kesinlikle pipisine bakmıyor, piyasada satılan sünnet donlarını giymiyor. Pipinin üzerinde plastik bir mama kasesiyle yatıyor. Akşam aile büyükleri geldiler, sağolsunlar. Dualar eşliğinde pipinin ucundan azıcığını yolculayıp, hayırladık. Kalan sahalar oğlanın ve sevgililerinindir. Hepsine hayırlı olsun.

İkinci gün yani doktorun yıkanabilir dediği gün; sabah çişi geldi. İkinci sefer ve daha feci şekilde kasılıp kalmasın mı çocuk elimde. Elif desen yatak odasının kapısında donakalmış bize bakıyor. Ben gene feryat figan… Şükür ikinciyi de atlattık. Ve ben psikopata bağladım. He bu arada arayan sorana anlatıyorum; karılar ‘’Ayy bizde de olmuştu. Çok normal.‘’ demelere başlamasınlar mı! Çekip kendimi mi yoksa onlar mı vursam bilemedim. Kimseyi vurmadım. Erdo deseniz akşamları geliyor eve ‘’ Çok normal Özgür. Geçecek. ’’ diyor. Ki, yalnış anlamayın benim adam iki damla kan görse bayılır. Onu da vurmadım. Vurup katil olsam oğlanla kim ilgilenecek?

Ne yaptım? Oğlanın elinden tutup doktora götürdüm. Pipinin üzerinde yeşil, plastik mama kasesi… ‘’ Doktor bey, bi konuşun hele bizim oğlanla. Geçecek, deyin. Normal, deyin. Ne bileyim işte rahatlasın çocuk. ‘’ dedim. Babacan adam mış, konuştu. Meğer bizim oğlan pipinin yeni halini hiç mi hiç beğenmemiş. Gerçi sünnetten sonra doktor ‘’Sakın baba beni, neden böyle oldu? Hep böyle mi kalacak diye aramasın. Ödemlerin geçip tam şeklini alması 3-4 ayı bulur.‘’ dediydi. Bizde baba değil oğlan, pipinin sahibi arıza çıkarttı.

Beşinci gün her şey yoluna ancak girdi.

Yani anacığım bir pipinin derdine düştük ki sormayın gitsin.

Demek ki neymiş: her söze kanmayacak, inanmayacak mışsın. Tırnağın varsa kaşınacak mışsın! Tüm bunları yaşarken sonsuz manevi desteklerini bizden esirgemeyerek Oğuz’u iki gün boyunca oyun moyun eyleyen, yanında olan Belgin’in oğulları Bulut Ve Poyraz’a teşekkürü etmeden geçemem. Hepinizin huzurunda onlara teşekkür ediyorum, borçlandım.

”Oldu da bitti maşallah!”

özgür tamşen yücedal

 

 

 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 26 Haziran 2014 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK, KADIN & ERKEK

 

Etiketler: , , , , , , ,

hayırlısı

Screen shot 2014-04-18 at 09.19.58

Her yıl bir kere olduğu üzere geçen gün genel kontrollerim için bir kez daha Dr. Türker Bey’in yanındaydım. Kan dı, idrar dı, memey di… Trafik muayenesi gibi bir şey. Motor yağ yakıyor mu, yakmıyor mu. Gerçi benim makine yağ yakanlardan değil depolayanlardan ama laf beri geldi ben de dur demedim.

Ulan konuyu dağıtmaya ne kadar yakınım ben hemen bi sululuk, alakasız bir laf. Benim kafa böyle işte, ne yaparsın. Tamam tekrar muayenehaneye dönüyorum.

Muayene öncesinde sohbet muhabbet ‘’ Nasıl var mı bir sorun? ‘’ sorusuyla başladı. Tanıştığımız ilk yıl bu soruyla başlayan diyaloğumuz sanırım, ( hayır sanmıyorum, eminim ) bedensel sorunlarımdan çok kafasal sorunlarımı anlatıyor olmam sebebiyle ‘’ İsterseniz bir psikolağa da gidebilirsiniz! ‘’ le bitmişti.

Sonra o beni ben onu çözmüş olacağız ki ‘’ Olur bazı vakalar insanoğlu yakalar. Yakalayabilmeye devam edildiği sürece vakaların biri gelir diğeri gider, hayat! ’’ la bitmeye başladı. Bu defa da olduğu gibi.

Neyse işte hoş beş falandan sonra sıra geldi işlemlere. İdrar tahlili kısmı, hemşirenin ‘’ İki parmak ölçüsü yeterli olur. ‘’ uyarısı desteğiyle kolay geçti. Önceleri biliyorsunuz, ne kadar işemeliyim diye kıvranıp duruyordum o kıç kadar hastane tuvaletlerinde. O anlarda, sperm vermek için odalara girmek zorunda kalan adamlar da gelir aklıma nedense!

Ulan odalara girdiklerini nereden biliyorsun? Çifler için ne kadar zor bir süreç olduğunu biliyor musun? diye içinizden geçirdiyseniz: Bilmiyorum. Oda olayını yalnızca filmlerde görmüşlüğüm, iki taraf içinde çok zorlu – yıpratıcı bir süreç olduğunu yakın arkadaşlarımdan dinlemişliğim var o kadar. Lafı buraya da getirmeyi becermişken; gönlünde olan herkes için hayırlısını, hayırlısıyla diliyorum.

Genel kontrol kapsamında geçen yaz annemin yaşadığı, annemle beraber hepimizin yaşadığı tecrübe dolayısıyla beyin emarı istemiştim. Tahliller için örnekleri verdikten sonra emar için alt kata indim. Karşılayan hemşire ‘’ Bir şikayetiniz var mı? ‘’ diye sordu. ‘’ Hayır şikayet değil endişelerim var. ‘’ yanıtını aldı. Unuttuğum her şey, uyuyamadığım her gece, ayağım takılıp sendelediğim anlar, laf ederken ettiğim lafa takıldığımda… her ne yaşarsam yaşayayım kafamın bir yerinde hep bir – acaba?- ile yaşamaktansa çeksinler görelim dedik. Göreceğiz.

Günaydın!

Buraya kadar olan kısmı dün karalamıştım. Şimdi; beyaz bir sabaha uyanmış, kocayı öpüp kokladıktan, işe yolculadıktan sonra okudum, nasıl bağlayacağımı, nereye bağlayacağımı bilemeden oturuyorum ekranın karşısında.

Fonda Ceylan Ertem – Deli Kızın Türküsü – nü söylüyor, ” Yitirmeli ne varsa, başlamalı yeniden.” diyor.

Akşamdan da kalmayım zaten. Feyza’la kelimelerin, kahkahaların belini kırmışım onun sarhoşuyum.

Zaman çok hızlı geçiyor lan! Yolda götü başı dağıtacağımızı bile bile yakalamaya çalışmanın manası yok, en azından bi öğrenelim arada sırada boşver demeyi.

Ayyy! daha fazla zorlayamayacağım. Canlı yayında oluşan boşluğu doldurmaya çalışırken abuk sabuk şeyler anlatan muhabirler gibi oldum.

Bayanlar, her yıl şu memeler ve rahimleri bi kontrol ettirelim diyerek huzurlarınızdan ayrılırken güzel hafta sonları diliyorum.

NOT:

“Gitme zamanı gelmişse ‘dur’ demenin,

zaman geçmişse ‘dön’ demenin

ve

aşk bitmişse ‘yeniden’ demenin,

anlamı yoktur.”

sözlerinin sahibi, bence en güzel kelime biriktirici olan Gabriel Garcia Marquez artık bedenen yanımızda değil. Asla unutulmayacak kelimelerini bıraktı ardında… Selam olsun!

özgür tamşen yücedal

 

 
2 Yorum

Yazan: 18 Nisan 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: