RSS

Etiket arşivi: eskiden

eskiden

ozgurtamsen

577475_299116040222387_1109147942_n

Şimdi şu yukarıdaki fotoğraf var ya işte o çok eskiden çekilmiş bir fotoğraf. Eskide kalmış günlerde çekilmiş bir fotoğraf. Oyun oynadığımız günlerden… Orada çocukluğum var. Büyük ninemin Birinci markalı cigarasını tüttürdüğü yıllardı. Ananem hayattaydı o eski günlerde. Hayattaydı, dedeme aşkla bakardı ananem. Gülümseyişlerimiz yorgun değildi şimdiki kadar. Gözlerimizde silinemez izler daha az dı bizim. Daha az aldatılmıştık. Daha az ağlamıştık. Ve daha az kaybetmiş, kaybolmuştuk. Kurban bayramı arifesinin o soğuk gününü yaşamamıştık biz. Arife günleri şimdiki gibi korkutamazdı beni o eski günlerde. Olur olmaz her şeye de gözlerim dolmazdı benim.Yumurta haşlayıp pikniğe giderdik o günlerde. Çakıl taşlarının üzerinde ateş yakıp midye pişirirdik tenekede. Deniz kestanesi batardı ayaklarımıza. O günlerde yüzmeyi dedem öğretmişti biz çocuklara. Tabakta kalan yemeğin arkamızdan ağlayacağına inanırdık. Güller daha pembeydi o eski günlerde. Filmler siyah beyazdı. Zeki Müren dinlerdik TRT 1 ekranlarında, sesinin yıllar sonra hatırlatacaklarından habersizdim. Top oynayacak arsa vardı mahallelerde eskiden.  Babalar daha çok evde…

View original post 259 kelime daha

 
Yorum yapın

Yazan: 03 Kasım 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , ,

eskiden

577475_299116040222387_1109147942_n

Şimdi şu yukarıdaki fotoğraf var ya işte o çok eskiden çekilmiş bir fotoğraf. Eskide kalmış günlerde çekilmiş bir fotoğraf. Oyun oynadığımız günlerden… Orada çocukluğum var. Büyük ninemin Birinci markalı cigarasını tüttürdüğü yıllardı. Anneannem hayattaydı o eski günlerde. Hayattaydı, dedeme aşkla bakardı anneannem. Gülümseyişlerimiz yorgun değildi şimdiki kadar. Gözlerimizde silinemez izler daha azdı bizim. Daha az aldatılmıştık. Daha az ağlamıştık. Ve daha az kaybetmiş, kaybolmuştuk. Kurban bayramı arifesinin o soğuk gününü yaşamamıştık biz. Arife günleri şimdiki gibi korkutamazdı beni o eski günlerde. Olur olmaz her şeye de gözlerim dolmazdı benim.Yumurta haşlayıp pikniğe giderdik o günlerde. Çakıl taşlarının üzerinde ateş yakıp midye pişirirdik tenekede. Deniz kestanesi batardı ayaklarımıza. O günlerde yüzmeyi dedem öğretmişti biz çocuklara. Tabakta kalan yemeğin arkamızdan ağlayacağına inanırdık. Güller daha pembeydi o eski günlerde. Filmler siyah beyazdı. Zeki Müren dinlerdik TRT 1 ekranlarında, sesinin yıllar sonra hatırlatacaklarından habersizdim. Top oynayacak arsa vardı mahallelerde eskiden.  Babalar daha çok evde olur, anneler terlik fırlatacak kadar ilgili olurlardı çocuklarıyla eski günlerde. Ki, o havada uçuşan terlikleri özleyeceğimi de bilemezdim. Aramak istenilen numara santrale yazdırılıp beklenirdi biz çocukken. Yeşil bir telefonumz vardı bizim önünde çalması beklenilen. Yalan söylediklerinde yüzleri kızarırdı insanların. Leblebi tozu yerdik biz bayramlarda. Yerdik ve boğazımıza yapışacak diye korkmazdı annelerimiz. Çatapat alırdık harçlıklarımızla. Pazar günleri yıkanırdık. Daha kolay severdik mesela. Daha zor nefret ederdik. Dünya daha büyük, hayallerimiz daha küçüktü. Güneş daha geç batardı. Komşularımızı tanırdık biz.  Yaşadığımız günleri fırında pişen kek kokusunun hatırlayacağını bilemezdik. Bozacı gezerdi sokaklarda. Yoğurt mayalanırdı evlerde. Her yaz Almanya’dan gelecek çikolataları beklerdik. Okullarda pencere camları yarıya kadar gri boyalıydı eskiden. En büyük isyanımız öğle uykusunaydı. Sıcak yaz günlerinde sokaklarda yıkanırdı halılar. En büyük problemimiz doldurulan-boşaltılan havuzlardı. Berrin Teyze kırmızı oje sürerdi. Rasim Amca midye dolma yapardı. İhsan Eniştem incir reçeli… Elbise dikerdi annem kızkardeşim ve bana, hem de bir örnek. Eskiden vapurlar daha beyaz, martılar daha özgürlerdi sanki. Yollar daha uzak ama bizler daha yakındık sanki. Sanki yağmur daha temiz kokardı. Soba yanardı evlerde, portakal kokardı kış geceleri, yılbaşı gecelerinin kestane kokması gibi.  Tombala oynar, ladese tutuşulurdu. Kazanmak bu kadar önemli de değildi. Depremden bu kadar korkmazdık. Daha güvende hissederdik bilmeden. Bu kadar çok sorumuz da, bu kadar çok cevabımız da yoktu. Mürekkep lekesi olmuş parmaklarımız, kolalı önlük yakalarımız vardı. Kesilen elektriklerin gelmesini beklerken sayı sayardık, sıkılmazdık biz çocukken. Binip yolculuğa gitmeyi hayal ettiğim turuncu minübüs ise fotoğrafta tam arkamızda duruyor. Kimbilir belki gün gelir turuncu bir minübüsüm olur vururum kendimi yollara. Asla çocukluk hayallerimdeki gibi olamayacağını biliyor olsam da…

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 28 Kasım 2013 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

iyi pazarlar

1044386_10151733780642398_1945510116_n

Ben aralarındaki farklar nedir tam anlayamıyorum anlayasım da yok ama kafa yormuş oldum bir kere. Serpme kahvaltı! Köy kahvaltısı! Açık büfe kahvaltı! Van kahvaltısı! Organik kahvaltı! Ekspres kahvaltı! ‘’ Peyniri italya’dan getirdik. ‘’ ‘’ Sütü ineğimizden sağdık. ‘’  ‘’ Domatesi ilaçlamadık. ‘’ ‘’ Üzümü sıktık, suyunu çıkardık. ‘’ Tereyağını yayıkladık. ‘’ ‘’ Yumurtayı az önce tavuğumuzun götünden aldık. ‘’ Korkuyorum bu defa da doğallıktan ölecez. Hiçbir şeyin ayarını tutturamıyor, bokunu çıkarmadan edemiyoruz oluşumuzu sebebi nedir acaba?

Halbusem ne güzel kahvaltılarımız vardı bizim: çatalın ucuyla alınıp ekonomik yenen beyaz peynir, iki ısırıklık zeytin ya da ekmek üzerine sürülen zeytin ezmesi, sayısı belli salam, evde yapılmış reçel, sana yağ, ılık – şekerli süt, mevsimiyse eğer üzeri kekikle bezenmiş domates. Sonra köyden gelen zeytinyağı sızardı üzerine kahvaltımızın. Mevsimlerden kış ise sobanın üzerinde kızaran ekmeğin kokusu, fokurdayan çayın buharı zenginleştirirdi kahvaltımızı. Ayyy durun, durun şunu eklemeden geçmeyeyim; halama gittiğimizde tereyağında un kavurur memleketten gelmiş olan balı, otlu peyniri de yanına katardı ya işte bambaşka lezzetliydi o kahvaltılarda. Bak yazdıkça aklıma geliyor. Turhal’da kaldığımız zaman ise çökeleği öğrenmiştik. Gene onu da tereyağında eritir üzerine yumurta kırarlardı.

Az biraz daha gayret edersem ilk paragrafla ters köşeye düşeceğim gibi! Şaka maka bende de hayli kahvaltı çeşidi varmış. Diğer seçeneklerimi sıralarsam:

1) Karpuz – beyaz peynir ikilisi.

ya da

2) Kaldıysa geceden meceden bir parça tatlı.

ya da

3) Ekmek arası kızartma.

ya da

4) Tost.

ya da

5) Reçel – ekmek.

ya da

6) Sade kahve.

ya da

7) Simit – beyaz peynir.

ya da

8) Acı yeşil biber – domates sotesi.

ya da

9) Közlenmiş yeşil biber – peynir.

ya da

10) Söylemesi ayıp ( Bu laf neyin nesiyse! – Söylemesi ayıp! Ayıpsa neden söylüyoruz? Ayıp değilse neden özürle başlıyoruz söze? ) ben bir de yumurtayı çok severim, her türlüsünü. İster haşla üzerine soğan serpiştir, ister yalnızca tuzla, omletiydi, menemeniydi… Krebi tutturmak az biraz uğraştırıyor beni ya neyse.

Off ! Lafın özü kardeşimi özledim yahu! Karşılıklı oturup tuzlulardan başlayıp ardından reçellere geçtiğimiz, birbirimizden gaz alarak sonrasında vücudumuza karşı vicdan azabı duyacak kadar yediğimiz kahvaltı sofralarını özledim. Sofrada sigara tüttürüşümüzü, kalkıp raftan küllük almaya üşenip çay tabağında ezdiğimiz izmaritleri, kokmasınlar diye üzerine kapak yaptığımız peçeteleri… Ters çevrilmiş kahve fincanlarında hep güzel şeyler görüşümüz. Sofraya misafir gelen kuş tüğü! ‘’ Yüzüne ne sürüyorsun? ‘’ deyişi.

Şimdi bu satırları okuyan kimileri adam ya da kadınının kokusu ya da hayaliyle yataklarında, kimi her şey dahil kahvaltısını yemiş, kimi sevgilisiyle kahvaltıya gidebilmek için babadan izin alması için annesinin beynini yemiş ( yiyiyor ), kimi yapayalnız ve canı bir şey yemek istemiyor, kimi yastığına yapışmış geceden kalan misafirlerin sessizce çıkıp gitmeleri için dua etmiş, kimi annesine babasına gidecek, kimi tatil dönüş yoluna düşmüş kucağında bir simit, kimi susmuş, kimi çığlık çığlığa bağırmış… Hangisiyseniz, her nerede iseniz, kiminleyseniz umuyorum ki sağlık sıhhattesinizdir.

İyi pazarlar…

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 10 Ağustos 2013 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: