RSS

Etiket arşivi: üşümek

içim dışıma, dışım içime

Screen Shot 2015-06-14 at 8.48.24 PM

Geçenlerde yakın geçmişte babasını kaybetmiş olan bir arkadaşım ‘’Özlemek neymiş şimdi anlıyorum.’’ dedi. Sonra uzaklara baktı. O gün oldu bugün… Kimseyi özlemek istemediğimi biliyorum artık. Hiç kimseyi özlemek istemiyorum. Yalnızca burnumda tütenler olsun. Yalnızca burnumda tütenlerim var.

Az önce rakımı hazırlamak için mutfağa inerken bir sızı yerleşti mesela burnumun ucuna. Bağdaş kurulup oturulmuş iki sandalye geldi gözümün önüne. Nasıl tarif edeceğimi bilemediğim bir tebessüm geldi dudağımın ucuna. Tebessümümün bulaştığı sağ elimle buzdolabını açtım. Önce rakı şişesini çıkardım raftan. Kapağını açtım kokusu yayılsın diye mutfağa. Benim onu yudumlamak istediğim gibi o da istesin diye beni. Bir demet rokanın saplarını kopartıp kalanını mavi tasın içine koyup suyla kavuşturdum onları. Beklediler. Beyaz peyniri ‘rakılık’ diye tarif ederek almıştım zaten. Sert, ağızda buruk tat bırakan cinsinden. Eskide kalan bakkalların sattığı cinsten. Bıçakla böldüm dilimini. Dağılmadı. Eski dostlar gibi. Kesilip kesilip kanamaya doyamayanlar gibi. Yaralarını sevenler gibi. Dolabı açtım. Bir çift kadeh, titriyor gibi karşımda. Heyecanlı. Dışım içime, içim dışına çıkarken tanığım olmak ister gibiydiler. Tutarken korkutacak kadar ince olan kadehlerden ilkine soğuk suyu doldurdum. Üşüdü. Diğeri izledi. Duble ölçüde rakıyı diğerine boşalttım. Derininden nefes aldı. Soğuk sudan payına düşeni aldı. Hayal oldu. Hikaye doldu. Yeşil ve beyazın birlikteliğinin en güzelinin mekanı oldu çekmeceden çıkardığım orta boy kayık tabak.

Ellerime kollarıma doladım tüm meclisi. Çalışma odama sığındık. Bir ses aradık. Yoktu. Susup susup durduklarımızı diyecek bir ses. Susup susup yaşadıklarımızı diyecek ses aradık. Çağın en sihirli dokunuşuyla bilgisayarın klavyesine dokundum. Mavi ekran parladı. ‘Merhaba’ dedim maviye. Unuttuğumu düşünmüş olamazdı. Olmamalıydı. Inanmış olmalıydı onu sevdiğime. Bütün aşkların maviye boyanmış olduğuna. Masumiyeti gizlediğini bildiğime inanmış olmalıydı. Mavi yanlış anlamaz. Mavi gizler. Mavi umman. Mavi deniz. Mavi hayal. Gökyüzü. Ve şimdi Sezen söyleyecek ben mavi olacağım. Ben yol kenarında yalnız bir ağaç olacağım. Içim dışıma, dışım içime karışacak. Ve sonra sabah olacak. Ve bugün dün olacak. Şimdi Sezen ” HepYeni ve Yeni Kalanlar ” diyor. Şerefe…

Geçenlerde yakın geçmişte babasını kaybetmiş olan bir arkadaşım ‘’Özlemek neymiş şimdi anlıyorum.’’ dedi. Sonra uzaklara baktı. O gün oldu bugün… Kimseyi özlemek istemediğimi biliyorum artık. Hiç kimseyi özlemek istemiyorum. Yalnızca burnumda tütenler olsun. Yalnızca burnumda tütenlerim var.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 14 Haziran 2015 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

günaydın

Screen shot 2014-09-18 at 08.59.59

Günaydınnnn!

Şu uyku ne acayip şey, değil mi? Sen bütün gün ha babam, de babam koştur, didin vakti gelsin hoooop zıbar uyu. Mola! Sonra mucize gerçekleşsin, uyan. Gene başla kaldığın yerden ya da yepyeni yerinden yaşamaya. Şükür!

Gelelim günün sorunsalına; şimdi biz bu yaz başında kaldırdığımız yorganları çıkaracak mıyız, çıkarmayacak mıyız? Daha erken mi yoksa vakti geldi mi? Havalar böyle mi gider yoksa tekrar düzelir mi? Düzelir ve yorgan fazla gelmeye başlarsa neremize sokarız o yorganları? Offf yeminnen yoruyor bu hayat, bu mevsimler. Hayır, ben bu mevsimsel geçişlerdeki hazırlıklarda hiç denk getiremediğimden… Yazlıkları çıkarır dizerim raflara, erkendir götüm donar. Geç kalırım götümden ter damlar. Bi tutturamama durumum var o sebeple zorum var.

Bu sabah mesela; akşam zaten yorgunluktan olduğum yerde sızıp kalmışım. Uyandığımda saat 05.00’i gösteriyordu. Önce telekominasyon ağına bağlanıp neler olmuş bitmiş baktıktan sonra kahvaltıları hazırladım, sırasına göre. Akabinde gene sırasına göre herkesi yolculadım. Duşa girdim, yüzümü temizledim, pijamalarımı giydim, kahvemi yaptım, sigaramı tütütürdüm. Tekrar yatağa girdim. Görüldüğü üşere ters işlem, tutturamıyorum. Derken uyudum uyuyacağım döneniyorum baktım bir esinti sırtımda, yağmur sesi dışarıda… İnce pikeye sarın sarın ısınamadım, hep bir tarafım ayazday mış gibi. Ahh yorgan olaydı sarmalasaydı şöyle yumuşak yumuşak diye geçiverdi içimden.

Bak şimdi böyle yazınca vakti gelmiş gibi! Yok yok ben haftasonu çıkarıp mis gibi geçireyim nevresimlere. Fazla gelirse de alırım yarısını bacaklarımın arasına estiririm bir yanımı.

En büyük sorunumuz böyle şeyler olsun inşallah, maşallah. Çok güzel bir gün bugün, çok güzel. Yolcu karşılamak için güzel. Kahve içmek için güzel. Çay demlemek için, gülmek için, sevmek için, özlemek için… Hayırlı sabahlar, günler olsun diyor ve Özlem’e ayrıca huzur dolu gün diliyorum. Yüzüne yapışan şapşal bir tebessümle geçsin gün. Sevgiyle…

 

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 18 Eylül 2014 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: