RSS

Günlük arşivler: 03 Ekim 2011

HERKES GİDER Mİ? 2

Güneşli bir gündü. Ama hiçbirşeyi aydınlatmıyordu. Aydınlatamıyordu. Adliyenin önünde durmuş onu izliyordum. Kadınım ( Nesrin ) gidiyor ve ben arabasının arkasından öylece bakıyordum. Acaba,  acaba frene basacak mı? diye. Araba gittikçe uzaklaştı, ben arkasından öylece bakarken. ”Yeniden deneyelim. Geçmişte yaşadıklarımızı silip yeni bir başlangış yapalım.” diyerek inmedi arabasından. İçimde bir daha asla kapanamayacak bir yara açılıyordu adeta. Nereye gideceğimi bilmiyor, öylece,  yok oluvermek istiyordum orada.

   Ama hiçbirşey yok olmadı. Dönüp, otoparktaki arabama doğru yürüdüm. Anahtarı kontağa sokmak için eğilince yüreğim acıdı, sanki. İçinde o kadar sıcak bir yara vardı ki; ne zaman soğuyup kabuk bağlayacağını bilmediğim. Yol boyunca gördüğüm herşey rengini yitirmiş gibiydi. Daha önce böyle bakmışmıydım, onu da bilmiyorum. Ama güneş bu kadar solgun muydu, ağaçların yeşili böyle miydi. Bu şarkı hiç bu kadar efkar sardırtmamıştı içimde biryerlere.

   Apartmanın önünde oturdum arabanın içinde, öylece. Keşke dinleseydim Hakan’ı…”Ev dayanılmaz olur abi, yeni bir daire tutalım sana” demişti. Dinlemedim. Kapıyı açınca, kokun çarptı yüzüme. Öylece attım kendimi salondaki koltuğun üzerine. Üzerinde uyuya kaldığım için sürekli söylendiğin, herzamanki koltuk var ya onun üzerine. Bilsen ki şimdi uyumak ve bir daha uyanmamak istiyorum, o koltuğun üzerinde. Seslerimizi gerçekten duymayalı bu kadar çok mu olmuştu? Birbirimizi dinlemeyeli…O halde; neden sesin kulaklarımda hala.

   Keşke diye başlayamıyorum bile. Ne kadar çok birikmiş o keşkelerden, şimdi söylesemde bir yararı dokunmayacak olan keşkeler. Sebeplerin yaratılmasında başrol oynayan adamın haline bak, şimdiden bir bakışa muhtaç halde yatıyor; kadife kaplı yeşil koltuğunun üzerinde öylece. Her yerde anılar var, neden baharın ilk esintisine benzeyen kokunuda götürmedin giderken? Neden? Neden, gözlerin hala buradalar, içtiğin son kahvenin fincanını neden kaldırmadın? Dudaklarının tadı  hala üzerinde, küllükte duran izmaritin.

  Gidişinin üzerinden geçen üç günde hiçbirşey değişmedi.

  Defalarca konuştuğumuz ayrılık gerekçelerimiz, ortak aldığımız kararlar, hepsini unutamazmıyız? Unuturum zannettiğim, sana, bize ait hiçbirşeyi unutamıyorum. Sabahları tekrar sana uyanmak, geceleri nefesini hissederek uyumak istiyorum. Biliyorum biliyorum, gene bencilce düşünüyorum. Şimdi daha iyi anlayabiliyorum; sen daha yanımdayken, ben terketmişim seni. Ama giden sen oldun. Demiştin ya ”Her erkek hayatındaki kadının balkonundan bakar hayata, kadının gördüğü manzaradır; onları mutlu ya da mutsuz eden” diye. Sen gittin gideli; baktığım yerden, uçsuz bucaksız çöllerden başka birşey görünmez oldu..  Yalnızlığın bu kadar korkutucu olduğunu bilmiyordum, neden söylemedin, Nesrin. Bu yalnızlık, bu acıyla nasıl başa çıkılabilinir bilmiyorum. Sensiz nasıl yaşanır bilmiyorum.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
 
%d blogcu bunu beğendi: