RSS

Günlük arşivler: 23 Ekim 2011

ÇOK ACAYİP

  Son iki  gün de çok acayip şeyler oldu. 

Hayat denen şu keşmekeşin içinde en adaletsiz, en acımasız, en kirletilmiş, en korkutucu, en iz bırakan ne varsa tanık olmuş yaşantılara şahitlik ettim. Evlerine girdim, çıktım. Burnumda duydukları kokular. Kulaklarımda sessiz çığlıklar. Bir sürü fotoğraf belirdi kafamda. Rüyalarıma girdiler. Kah kala kaldım tek bir  kelimede,  kah gözlerim doldu bir haykırışta, kah iğrendim, utandım neden utandığımı bilmeden.

     Sonra aldığımız şehit haberleriyle kana, gözyaşına bulandı o fotoğraflar. Yeraltı edebiyatının son dönem popüler isimlerinden Hakan Günday’ın ‘’AZ’’ adlı eserini okurken oldu bunların hepsi. Sınıfsal ayrılıklar, ilişkiler içinde yaşanan yargısız infazlar, kaybediş, kayboluşları çokça düşündüğüm son günlerde okuduğum bu kitap tuz – biber oldu, anlayacağınız. Birkaç güne dönerim herhalde. O vakte kadar hoşçakalın.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

     Kısa alıntılar:

    Alnı zemine değdiğinde tek alkış kadar ses çıktı. Boynunun kırıldığınıysa kimse duymadı. O ana kadar bir sinekkuşunun kanatları gibi atan kalbi betona çarpınca durdu. Altı yaşındaydı. ( sayfa: 15 )

   Ondördüncü kattaki Ulviye gelip de bir Diazepan iğnesi yapana kadar dudaklarını kapamadı. Daha doğrusu, kapatamadı. Çünkü bağıran kendisi değil, on bir yıllık hayatıydı. Sonra…Sonra uyudu.

  Uyandı. On altı yaşındaydı. Kanepede uzanmış, ılık bir öğleden sonrasının sessizliği içinde…….( sayfa: 62 )

    ……. hiçbir şey bilmeden yapıyordu bunu. Bütün on dört yaşındakiler gibi. Çünkü eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorlarsa, bunu bilmeye gerek yoktu. O dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı. Eğer bir yerlerde çocuklar açlıktan geberip gidiyorsa, bunu da bilmeye gerek yoktu. O dünyanın zaten açlıktan nefesi kokardı. ( sayfa: 121 )

     Belki de bu sayede hayat devam ediyordu. Kimse, neye neden olduğunu önceden bilmediği için…Çünkü her davranışının zaman içindeki bütün sonuçlarına önceden tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. Durmak ve durdurmak. Dehşet içinde. Hareket etme korkusundan kalbi durana kadar. Çünkü her hareketin nihai sonucu acıydı ve belki de, insanoğlu bunu bilse, hiç doğmazdı. Belki de daha kötüsü, bütün bunları bilse de doğmaya devam ederdi. Ne de olsa, insandı ve doğası gereği arsızdı. ( sayfa: 305 )

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 23 Ekim 2011 in GENEL

 
 
%d blogcu bunu beğendi: