RSS

ŞU ERKEK MİLLETİNİ …

09 Tem

Bu hafta sonu bir kez daha anladım ki, şu erkek milletini sık sık dağa, parka, çayır çimene, denize götüreceksin. Diyelim götürdün kesinlikle işini gücünü konuşmayacaksın. Bir de bağlı oldukları internet, telefon, televizyonun bağlantı kablolarını fişten çekecek, gerçek hayatla tek bağlantı ağı sen olacaksın. Ama senin antende çocuk kanalı frekanslarını birkaç günlüğüne algılamayacak. Bak nasıl oluyorlar pamuk gibi. Anlattığın lafı gözlerine bakarak dinliyor ( ya da en azından dinliyormuş gibi yapıyor ), biriktirdiği ne var yok anlatıyor, espriler havalarda uçuşuyor. Gece yatarken, sabah uyandığındığınızda yalnızca ikiniz.

  En azından bizim için öyle oldu. Oldukça yorucu geçen kış aylarının ardından yaptığımız bir günlük kaçamak bir haftalık tatile bedeldi. Zaten benim adamın tatil moduna geçişini sağlayan tuşu var galiba  ve uçağa bindiğimizde biri basıyor o tuşa. Hoppp! Nefes aldığını hissettiğim, özlediğim, pamuklara sarmak istediğim Erdo çıkıyor ortaya. Yok normalde de süperdir de, anam tatilde bir başka oluyor adam. ( bugün benim bloğu okuyacağı falan tutar, neme lazım ekleyeyim de ) Çok iyidir, Don Juan mübarek.

  Ben zaten her zaman mükemmel olduğumdan fazla bi değişiklik olmuyor. Yalnızca ” Uyusunda büyüsün ” moduna geçiyorum o kadar. Benim tuş nerede?, ne ara ne oluyor? bilmiyorum ama uykuyla aramda ki tüm hasretliği kana kana içip yok etmek istercesine kafamı koyduğum yerde uyumak istiyorum. Uyuyabildim mi? Hayır! Uykuyla randevulaştığım yer yanlıştı sanırım: Alaçatı. ” Her defasın da aynı beklenti, değişmeyen sonuç be kadın.” diyenlere cevabım yok. Ama söz Alaçatı’yla sonraki buluşmamızda, özellikle o zeytin kokulu, mis gibi sabah serinliğinde uyuyacağım.

  Uçaktan indip Alaçatı’ya vardığımızda uyanık olan yalnızca pazarcılar bir de biz vardık. Sebebini gece anladım. Hadi tüm eğlence falan tamam da, karşımızda ki mekanın saat 03.00 – 11.00 saatleri arasında çılgınlar gibi eğlence garantisi verdiğini duyup şahitte olunca ” Yok! Ya bunlar, ya da biz uzaylıyız. Ya da ben üç otuzuma gelmeden yaşlandım herhal.” dedim. Ama oralarda yaşayan zor yaşlanır galiba. Havası, balığı, otu, zeytinyağı genç tutar insanı.

   Balık demişken; akşam yemeğini Ferdi Baba Restaurant’ ta yedik. Çıkarken ise adamın bir gecede ne kadar para kazandığını hesap edeMİyorken bulduk kendimizi. Tamam her şey çok lezzetli – taze, servis mükemmel de bu kadar olur mu bunların bedeli be kardeşim. Ama ne demişler ” …. …. ……. …….” Açılmadı da zaten, paşa paşa ödedik hesabı.

  İşte böyle gittik geldik. Ne oldu? İstanbul’ da alınan ilk solukla fabrika ayarlarımıza geri döndük. Ama Can Yücel dememiş miydi? ” Her Şey Biter ” diye. Şimdi sizlere bir parça,


Umudu sıkı sıkı tutmaya devam. Herkese, hepimize iyi haftalar dileyerek huzurlarınızdan ayrılırken selam & sevgi benden.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 09 Temmuz 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: