RSS

Puslu Kıtalar Atlası ( İhsan Oktay Anar )

01 Kas

   Başlarda korktum. Dili yabancı geldi, dediğini anlayamadım. Birkaç sayfadan sonra anlamaya başladım. Alıştım. Anladıklarım şaşırttı. Şaşırdıklarım çok düşündürdü. Sonra dil sarıp sarmaladı. Eski bir şehrin ( Konstantiniye ) sokaklarına, keşmekeşliğine, efsunlu kokusuna, rüya gibi gerçekliğine, gerçekçi rüyalarına götürdü beni. Evet, gene rüyalar. Uyanılamayan rüyalar. Uyunamayan uykular. Hiçlik. Yaratabilmek. Görebilmek. ‘’ Puslu Kıtalar Atlası ‘’…

  Kitabın tavsiyesini Guguk Kuşu’ndan almıştım. Ve ” İyi ki tavsiyeyi dinledim, iyi ki İhsan Oktay Anar’la tanıştım. Ve  VAH BANA ki bu zamana kadar…  Nasıl bu kadar geç kalmışım,  nasıl? ” diyorum. Guguk Kuşu mütevazı davranarak had görmemiş ama bilmiyor ki paylaşarak şahane bir şeye vesile oldu.

  Kitabı satın aldım. Çalışma masamda birkaç gün bekledi. O bana baktı, ben ona baktım, bakıştık. Elime aldım. Bir seferinde okudum birkaç satır, kapattım açtığım sayfayı, masamın üzerine koydum tekrar. Yeri değişti. Hep gözümün önündeydi. Böyle geçen flört döneminden sonra çekinken dokunuşlar nefes alışlarla başladı beraberliğimiz. Nihayetinde de akşamların birinde, geç saatlerde son buldu.

  Dünden beri ise yazarın masamda ki başka bir kitabıyla ( Yedinci Gün ) flört dönemimiz başladı. Ne kadar sürer, araya başkaları girer mi? Bilinmez. Ama Uyku ( Hüsnü Arkan )’ dan sonra dilimin, gözümün tadı hiç bozulmadığı için memnunum. Kollarımı, bacaklarımı açmış, suyun akışına kendimi bırakmışım gibi bir his. Ufacık bir çocukmuşum, anacığımın dizlerine yatmışım da uykuya dalmışım gibi bir his. Ki bunların sizi enterese edeceğini neden düşünmüş ve de paylaşıyorsam! Aman güzel bir âlemdeyim son zamanlar da işte.

  Bunca lakırdıdan sonra karşınızda ‘’ Puslu Kıtalar Atlası ‘’ ndan alıntılar:

” Boşluğun üzerine kuzeyi yayar  / Ve hiçliğin üzerine dünyayı asar. ” ( Eyüb 26:7 )

Ne var ki sabah olup da gece görüldüğü söylenen düşler anlatılmaya başlandığında sohbetin tadına doyum olmazdı. Kendisine, uyuyan insanların ruhunun bedenden çıkıp uzak diyarlara gittiği, orada ilginç ve tuhaf kişiler, hayvanlar ve oyuncaklarla karşılaştığı anlatıldığında uyuyanların aslında palavra sıktığından şüphelenmeye başlamış, ama bozuntuya vermemiş. Uyku nasıl bir şeydi? Hepsinden önemlisi rüya diye bir şey var mıydı ve insanlar onu gerçekten görebiliyorlar mıydı? ( sayfa 23 )

Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi? Sana bu yüzden hem çok yakın, hem de çok uzağım.

Rendekar  düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? Galata’da, Yelkenci Hanı bitişiğinde ikamet eden Uzun İhsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi İzmir’de oturan mahzun ve şaşkın adam mı? Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve ……….. Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum. ( sayfa 237 )

”Senin tanımadığım biri tarafından meçhul bir amaçla bana gönderildiğini düşünmeden edemiyorum.” dedi, ”Sanki söylediğin ve yaptığın her şey, sana o kişi tarafından öğretilmiş. Senin o silik şahsiyetinle sözlerin arasında bir bağ kurmakta zorluk çekiyorum. ………. Hem güçsüzsün hem de ne olduğunu henüz bilmediğim bir üstünlük taşıyorsun”.

– ” Güçlü olmayı neden bu kadar çok istiyorsun? ”

– ” Elbette herkes gibi, varlığımı sürdürmek için ”.

– ” Senin yaptığın bir tür tahnitçilik. Güç ancak ölüleri korur ”.

– ” Bu sözler kesinlikle sana ait değil ”.

– ” Belki de sahip olduğum hiçbir şey bana ait değil…… ( sayfa 151 )

İHSAN OKTAY ANAR

Not : Yazar İHSAN OKTAY ANAR hakkında bilgi, daha fazla alıntı, eleştiriler için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Keyifli okumalar.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
19 Yorum

Yazan: 01 Kasım 2012 in GÜNLÜK, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , , , ,

19 responses to “Puslu Kıtalar Atlası ( İhsan Oktay Anar )

  1. guguk kuşu

    01 Kasım 2012 at 11:38

    ohh be birileri de okudu ve yazdı. aynı cümleleri ben de çok beğenmiştim. kesinlikle filmleştirilmesi gereken bir kitap diyorum. sence?

     
    • ouzelf

      01 Kasım 2012 at 11:47

      Kalemin sihirini bozmadan bunu başarabilecek birileri var mıdır? Hakan Günday’ın kitabı senaryo olarak kabul edip film çektiler, teaserlarını seyrettim. Ve filmi seyredip seyretmemek arasında kaldım. Filmleştirildikten sonra büyü bozuluyor gibi? Ama çok güzel bir kitaptı be Guguk KUşu! Sağolasın. Vadin’in bloğu, paylaştığın müzikler, alıntıların güzel kapılar açtı bana, açacakta… Borçluyum sana. Sevgiyle kal. Duvarları tırmalamaktan, hayatı anlamaya çalışmaktan da vazgeç şekerim. Koyver gitsin. Bye!

       
  2. guguk kuşu

    01 Kasım 2012 at 11:43

    yedinci gün beni zorluyor ama

     
    • ouzelf

      01 Kasım 2012 at 11:49

      Sen bitirene kadar ben kitapla bakışmaya devam edeyim o halde. Bitirdiğinde bi tıklatırsın :))

       
  3. guguk kuşu

    01 Kasım 2012 at 12:06

    Tatlı kadınnn…..aynı şeyleri düşündüm yazarken acaba büyü bozulur mu ki film yapıldığında diye:) ne demek borçlu olmak, hepi topu bir kahve ve sıcak bir sohbet borcun olabilir yolun konyaya düşerse ben burdayım…..vadinnnnnn…. hernekadr cadı değilim dese de bence tam bir cadı ama ben cadıları hep sevdim ki zaten…müziklere gelince onlar evrenin sesi be özgürcüm….iyiki varız dimi ?
    hımm şu koyverme işini öğreten iyi bir kurs biliyomusun:)

     
    • ouzelf

      01 Kasım 2012 at 12:23

      Konya’da mı yaşıyorsun? Vayyyy bu kış kesin kahve içmeye gelirim o halde!Bileti alacakken haber salarım!
      Kurs mevzusu ise yaş; merhemi olan keline sürer, olmayan ise etrafındakilere akıl dağıtır kendine bile yettittiremediği akılcağızından.

       
  4. guguk kuşu

    01 Kasım 2012 at 12:24

    nasıl sevinirim, zaten vadini de dört gözle bekliyorum…ne güzel olurrrrr, şebi aruz törenlerine gelsene..

     
    • ouzelf

      01 Kasım 2012 at 12:31

      iki kere niyetlendim, o dönemde çok kalabalık oluyormuş. Bir de şehrin efsunu bozuluyormuş tur şirketlerinin şehre yığdığı otobüsler tarafından. Ben sakin bir dönemde gelmek istiyorum. Sen nöbetti, çocuklardı bir tam günlük boşluk yaratabileceğin zaman, on gün evvelinden haber sal mı bana?

       
  5. guguk kuşu

    01 Kasım 2012 at 12:44

    artık herzaman var o törenler, bence de sakin zamanda gelmen çok daha iyi olur…ben sana zaman yaratırım…sen yeter ki gel

     
    • ouzelf

      01 Kasım 2012 at 12:48

      O halde bu ayın üçüncü haftasını işaretliyorum ajandamda. Net gün için mesaj atarım. Görüşmek üzere! ( Ayy ne güzel oldu bu söz: Görüşmek üzere! )

       
  6. Ebru

    01 Kasım 2012 at 13:00

    Arada Ankara var

     
    • ouzelf

      01 Kasım 2012 at 13:08

      Hatun Ebru, sen işten başını kaldıracaksın da kahve içeceğiz? Pazartesi akşamı kaçıp Salı akşamı dönmeye varsan gel gidelim beraber!

       
      • ÇELEBİ KAPTAN

        01 Kasım 2012 at 13:54

        Kitap için yazdıklarınız başka bir romanın giriş bölümü gibi olmuş . Bunları sizinle neden paylaşıyorum ki sözünüze de acaba iyi ifade ediyor olma durumu yeteneği özelliği olabilir mi acaba diye cevaplamak istiyorum. Kitabın yazdığınız satırları ilgimi çekti bende okumak istedim ve bu kitabı hemen bu akşam almak istiyorum . Benim gibi insanlar olabilir bu yüzden gördüğümüz güzellikleri hoşlukları dostlara da anlatmak gerek onlara da tavsiye etmek gerek şayet sizde arzu ederseniz bloğumdaki kitaplık sayfasına sizin yorumunuzla birlikte bu kitabın tanıtımını sizin isminizle birlikte yayınlamak isterim
        Esen kalın ama birde (blog haricinde ) hikaye kitap denemelerinizi okumak isterim

         
      • ouzelf

        01 Kasım 2012 at 14:02

        Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum Çelebi Kaptan. Paylaşımda ki inceliğiniz ayrıca hoş ki, böyle bir şeyden ancak gurur duyarım. Denemelere gelince; tahmin edeceğiniz gibi izinsiz, sahiplenici, şık olmayan paylaşımlar sebebiyle resmi olarak yayınlanmadan bloğa pek koymuyorum. Bloğumda ”Denemeler” başlığı altında birkaç tane var. Arzu eder vakit bulursanız göz atabilirsiniz. Sevgiyle…

         
      • ÇELEBİ KAPTAN

        01 Kasım 2012 at 14:12

        Yazdıklarınızı bloğunuzda değil raflardan alarak okumayı tercih ederim diğer yazılarınızı da okudum üslubunuzdan hoşlandığım için size temenni tarzında öneride bulunuyorum Yoksa siz elbette neyi başarıp başaramayacağınızı bilirsiniz
        Öyleyse kitaplık sayfama ” PUSLU KITALAR ATLASI ” hakkındaki düşüncelerinizi içeren yorumlarınızı bekliyorum bende kitabı listeye sizin isminizle önereceğim

         
      • nehirida

        01 Kasım 2012 at 15:29

        :(( ancak c.tesi git-pazar gel olunca mümkün bana:(

         
      • ouzelf

        01 Kasım 2012 at 19:16

        Mümkün kılalım Ebru ozguryucedal@hotmail.com adresine senin için uygun olan tarihi hatta telefon numaranı yaz, konuşalım şekerim. Dile getirmişken arayı uzatmadan netleştirsek mi?

         
  7. guguk kuşu

    01 Kasım 2012 at 13:52

    heyyooooo

     
  8. nehirida

    02 Kasım 2012 at 08:16

    süper olur

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: