RSS

UYKU ( Hüsnü Arkan )

03 Eki

  Hani uykuya dalar rüyaya teslim olursun. Uyanmak istemediğin, gerçekliğinin ayrımına varamadığın rüyalara… Uyanır ama gözlerini açmak istemezsin, kimbilir kaldığı yerden devam eder belki diye.  Gerçekliği elle dokunulacak gibidir. Şiddetli esen rüzgara tutunmaya çalışmak gibi nafile bir çabayla yatarsın yatakta,  gözlerin tavana dikili.  Sahi ‘’ Rüyadayken özler mi insan sevdiklerini? ‘’ , ”  Sen, ben, ben, ben kavgası rüyalarda bile son bulmaz mı? ” , ” Rüyalarda ki gibi kaçabilir mi insan kavgadan? ” , ” Özgür olabilir miyiz rüyalarda ki kadar? ”

 Ben sabitlenmiş bakışlarımı  başucumda yanan abajurdaki ampülden koparttığımda bunlar vardı aklımda. Bir de ilk sayfada okuduğum Melih Cevdet Anday’ın sözü, kitabın son satırını okuyup kapağı kapattıktan sonra kazınmıştı aklıma.

‘’ Gördüğümüz dünya, yemin ederim, aslına benziyor. ‘’ ( Melih Cevdet Anday )

Okuma serüvenimin sürdüğü ( malesef üç gün ) günlerde, kitapla buluşma randevularım için sabırsızlandım. Yalnız kalabilmek için an kovaladım. Sonra satır altlarını çizmedim, Elif için ayırdığım diğer kitaplarda olduğu gibi, kendi kelimelerini özgürce yakalayabilsin diye. Ve son bir yılda yaptığım gibi ilk sayfasına, geçen üç günde yaşadıklarımızla ilgili günce düştüm, Elif okumak için eline aldığında ne duygular içinde okuduğumu bilebilsin diye. İşte böyle bir rüya gördüm ben!

Merak edenler için, kıvrılmış sayfalardan bir kaç paragraf:

Yağmur yağdığında kulübeye çekilmeyi bilirim.

Şişe doluyken masada kalmayı,

Bir şey söylendiğinde anlamaya çalışmayı,

Orman konuşurken susup dinlemeyi…

Vicdanımızın ne işe yaradığını,

Bir ırmağın suyuna atılıp sürüklenmeyi, kaybolmayı…

Biliyor musun, hep şu duyguyla yaşanır; biri gelip sizi bulacak… Bütün yaşadıklarınızı aklayacak ve gerçekten yaşamış olduğunuza sizi inandıracak.

Oysa hepsi yalandır. ( sayfa 205 )

‘’ Daha gerçek başlamadı; bu bir girizgah, ‘’ dedi… Yanıt vermedim. Bu kadar temiz kalmış biri karşısında ses çıkarmak istemedim. Oysa söyleyeceğim çok şey vardı. Adalet hakkında konuşmak istiyordum. Yok olan coğrafyalar hakkında, iklimler hakkında; insan olarak neye ve nereye ait olmamız gerektiği hakkında… Ama sesimi çıkaramadım, sustum… ‘’ Henüz düş de yaratılmadı, ‘’ deyip kayboldu. ( sayfa 208 )

Zamanın kanatları açılıp kapanıyordu.

Bazen hepimizi içine alıyordu; karanlığa gömülüyorduk. Bazen de dışında kalıyorduk. Yağmur altında… Yıllar üstümüze yağıyordu. ( sayfa 123 )

Karım yüzündeki aydınlığı kaybetmiş, ya da ben yeniden körleşmiştim. Bilmiyorum; belki bu durum da aşk adıyla uydurduğumuz yalanların ayakları altında ezilen duygulardan biridir. Ya da belki aşkı ezen bir şeydir… Bir aydınlık, bir ışık; dokunmak ve her zaman yanınızda, arkanızda, önünüzde olmasını istediğiniz bir şey… Her ne ise, çabucak yok oluvermişti. Nereye gittiğini ne ben  biliyordum ne de karım… ( sayfa 106 )

Bir el, hiç incitmeden ruhuma dokunuyor, okşayışlarıyla yaşamımı yoğuruyor, biçim veriyordu. Rahattım; sonunda ortaya iyi bir sanat yapıtı çıkacağından hiç kuşkum yoktu. İyi bir yaşam, iyi bir öykü, iyi bir son…           ( sayfa 63 )

Not : Yazar Hüsnü Arkan hakkında bilgi, daha fazla alıntı, eleştiriler için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Keyifli okumalar.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 03 Ekim 2012 in GÜNLÜK, OKUDUM

 

Etiketler: , , , , ,

2 responses to “UYKU ( Hüsnü Arkan )

  1. guguk kuşu

    03 Ekim 2012 at 09:07

    sıklıkla rahmetli babam babaannem ve dedemi görürüm rüyalarımda. özellikle kalbim acıdığı zamanlarda çağırırım onları rüyalarıma. geçen yine böyle bir zamanda babannemle yanyana yattık, dedem ve babam geldiler ve beni kontrol ettiler. uyanınca bu gördüklerimizi rüya olarak adlandırıyoruz. uyurken uyumazken yaptıklarımız rüya oluyor. hangisi daha gerçek bilemiyorum aslına bakarsan gerçek ne onu da biliyor değilim. hani şöyle kalın, ciltli bir gerçekler kitabı yokki bakayım hangi durum daha gerçek..
    bu noktaya gelince amaaaan koyver gitsin durumu gelişiyor.

     
    • ouzelf

      03 Ekim 2012 at 14:07

      Ne halt edeceğiz ben de şaşırdım be Guguk Kuşu! Gerçeklikten alıyor rüyalarıma koyuyorum dolmuyor, rüyalarımdan alıp gerçekliğe koyuyorum almıyor. Bazen rüya olsun istiyorum, bazen gerçek. İşte böyle arada derede ben de koy verdim gitti. Günü kurtarmaya, hayatı yaşamaya çalışıyorum. Hele şu an, en kanırtıcı gerçek, çalışmaktan, işten eve gelmişken, bacaklarımda derman, kafamda yer kalmamışken, çocuklar az sonra sırayla – karınları aç evin zilini çalmaya başlayacakken ( şükürler olsun ) nasıl güzel bir rüyaya yatasım var anlatamam. Ama neymiş: Hayat!
      Sevgiyle…

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: