RSS

pişmanlık

19 Haz

Screen Shot 2015-06-20 at 1.50.06 AM

Merhaba,

Başlık biraz ürkütücü gelebilir, korkmayın. Konuya başlıktan, kafamda ‘pişmanlık’ la ilgili düşüncelerden girmemeye karar vermemin sebebi bu; korku. Daha doğrusu pişmanlıklarımızla yüzleşmekten imtinayla kaçmamıza sebep olan duygunun adı her ne ise o.

Geçen sabah dolma yapmak için mutfağa girdim. Şu dolma ve pişirmek için harc hazırlanan yiyeceklerin harcını hazırlarken miktarını tutturamamak gibi bir çıkmazım var. Ki; bu defa da harc fazla geldi ve buzdolabında içi doldurulabilinecek ne kadar sebze varsa dolma oldular. Kıymalı börek, elmalı turta harcı, yumurta sarısı vb. şeylerin miktarlarını ayarlamakta da ayarsızım. Sonunda ve genelde her seferinde bir defa daha ayar tutturamamış olmaktan dolayı pişman oluyor, kendime söyleniyorum. Ama bundan sonra pişman olmayacağım ve bu ayar tutturamama halimi seveceğim, karar verdim.

Nasıl mı? Bir kadını dinledim.

Şimdi;

Yapılan araştırmaya göre insanların pişmanlık duydukları konuların en başında eğitim hakkında aldıkları kararlar geliyor muş. ‘Keşke aldığım eğitimden daha fazla istifade etseydim.’ ‘Başka bir alanda eğitim alsaydım.’lar.

Ikinci sırada; ilişkiler, ebeveynlik, kendi hakkımızda aldığımız bazı kararlar, yaptığımız tercihler ve boş vakitlerimizi nasıl değerlendirdiğimiz geliyor muş. Biz Türkler buna ‘Elimde şans varken değerlendiremedim.’ ‘Gençliğimin kıymetini bilemedim.’ falan deriz ya işte onlar.

Bunların dışındakiler genelde; ailevi sorunlar, sağlık, arkadaşlar, maneviyat ve toplumla alakâlıy mış.

Görüldüğü üzere parayla ilgili pişmanlıklar listeye girmememişler bile. Yani millet! Onu mu alsam, kaç tane alsam, hangi markayı alsam diye fazla vakit harcamanın manası yok. O zaman pişman olsak bile birkaç yıl sonra bunlarla ilgili iz kalmıyor muş. Pişmanlık hissedildiğinde onca berbatken bir de gereksiz konularda hissetmenin anlamı yok.

Sonra;

Pişmanlığın birinci bileşeni ‘reddediş’ miş. Çözmeye, nerden kaynaklandığını anlamaya çalışmıyor muşuz. Sadece yok olmasını istiyor muşuz.

Ikinci bileşen; ‘yabancılaşma’y mış. Bizim deyişimizle: ‘Böyle bir şeyi nasıl yapabildim.’ ‘Aklımdan ne geçiyordu?’ lar. Kararı veren biz değilmişiz gibi yabancı oluyor muşuz.

Üçüncü bileşen; kendimizi cezalandırmak için duyduğumuz kuvvetli arzuy muş. Kendimiz anlamaya çalışmak yerine yalnızca cezaya lâyık görüp cezalandırmak istememiz miş.

Dördüncü bileşen; saplantı haline getirmemiz miş. Sanırım buna da ‘saplantılı şekilde aynı hatayı tekrar tekrar yapmak.’ diyoruz.

Buraya kadar okeyizdir diye tahmin ediyorum. Birbirimizinkilere benzer ya da değil hepimizin pişmanlıkları vardır ve olacaktır.

Dinlediğim kadın çıkış yollarını da söyledi. Sıkıcı olsun istemediğim için uzun uzun yazmayacağım. Toparlarsak;

Bunun herkesin başına gelebileceğini kabul etmeli ve kendimize zaman vermeliy mişiz.

Araya sıkıştırdığım çıkarımlarım yanında ben kendi pişmanlıklarımla ilgili ne yaptım bu zamana kadar;

Yapmış olduğum hataları hep o zamanki Özgür’e göre değerlendirdim. 18 yaşında mı yapmışım; o zaman o kadar mışım. 25’se 25, 30’sa 30. O kadar mışım. Tecrübem, bakışım, görgüm hepsi yaşım kadar mış, dedim. Kendimi affettim.

Ben inanıyorum ki; pişmanlıklarımız düşündüğümüz kadar çirkin değiller aslında. Yarattığımız sonuçları görmezsek nasıl biz olabiliriz, daha güzel olabiliriz… Pişmanlıklarımız olmazsa daha iyisini yapabileceğimizi, yapmamız gerektiğini nasıl hatırlarız. Hatalarımız sayesinde hâlâ pişmanlık hissediyor olmazsak insan olduğumuzu, evrilip geliştiğimizi nasıl duyumsarız.

Kusurlarımız, hatalarımız yanında amaç ve hayallerimiz varsa pişman ola ola, sonrasında acı çekerek bile olsa öğrene öğrene yaşamak zorundayız.

Son söz yazacağım da şu yukarıda yazmış olduklarım bana bile bir garip geldi. Küfür yok, abuk sabuk benzetmeler yok… Ciddi ciddi bir şeyler yazmışım ya lan. Neyse pişman değilim. Okuduysanız sizlerde olmazsınız umarım. Şimdi bir iki dakika sakin kalma, dalıp gitme zamanı verebilirsiniz kendinize, ben verdim.İyiyim. Her şey yolunda.

Ahanda davulcu geldi! Ramazan gelmiş hoş gelmiş. Bereketli olsun. Sabırlı olsun. Sağlıklı olsun. Şifa olsun. Işık olsun. Hayırlı olsun.

NOT: Görseldekiler gene benim pişirdiğim ama yazıda bahsi geçen dolmalar değillerdir.  

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 19 Haziran 2015 in GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: