RSS

Günlük arşivler: 03 Ekim 2015

lakin

kucuk-prens-2015

Bazılarımız büyüyoruz. O kadar büyüyoruz ki; çocukluğumuza ait olan ne varsa hatırlayamayacağımız kadar uzaklarımızda kalmış oluyor. Çocukluklarımıza ait masum, heyecanlı ne varsa uzaklarda kalmış oluyor. Büyük büyük yaşıyor, zamanı dolduruyoruz. Zaman doluyor, kiminin cepleri doluyor, evleri evleri evleri, arabaları, parayla satın alabilecekleri şeyleri doluyor… Tüm bunlar olurken içleri boşalıyor, bomboş kalıveriyorlar. Sonra ölüyoruz. Kimimiz yaşarken ölü olduğumuzun bile farkında varamıyor.

Ötelenen her plan ötelenen diğer şeylerle birlikte bir köşede bekleşiyorlar.

‘Haftaya’,

‘Öbür ay’,

‘Seneye’,

‘Şu işi bitsin sonra’,

‘Bir tane daha alalım sonra’… Yok abicim hiçbir zaman gelmiyor o sonralar. Ya da geldiğinde çok geç olmuş oluyor. 

Biz bugün çok büyümüş gibi davrandığımız bir günün ardında sinemaya gittik. Küçük Prens!

Evet, ilk okuyuşumda anlayamayıp arkasından tekrar okuduğum, anladıktan sonra başucu kitabı yapmış olduğum hikayenin filmini izledik. Biraz, az biraz dürtüldüm ama çoğunlukla ‘aferin’ dedim kendime kendim. İmkânlar elverdiği sürece üşenmek, bahane üretmek, gerçekten istediğim şeye zaman bulamamak, başkalarının isteklerine bağımlı yaşamak, giderlerse gitmek – yaparlarsa yapmaktan uzun zaman önce vazgeçmiş olduğum için tebrik ettim kendimi. Gene imkânlar dahilinde herkese öneririrm. 

Bu arada salonda çocuk izleyiciden çok yetişkin vardı. Aramızda bu duruma en çok şaşıran Ouz oldu. Tabii çocuk nereden bilsin; kaç yaşına gelmiş olursa olsun masumiyetinin bir ucundan tutmak için çabalayan, hâlâ kendinden ümidini kesmemiş olanlarımız var. Baktığını görmek, hissedebilmek, sevebilmek, affedebilmek, anlayabilmek için çabalayanlarız. Şükür!

Eklemeden geçemeyeceğim bir şey daha var ki; ne kadar çabalarsa çabalasın kendisinde ümitlenmemesi gerekenler de çok aramızda. En azından benim fikrim. Kıstas mı ne? Mesela birisi vardı; burnundaki sümüklerini çıkartmak için yaptığı müdahaleyi o kadar abarttı ki sümkürürken beyni eline gelecek zannettim ve bunu istedim. Altı çocukla ön sıramızda oturan üç kadından bahsedecek olursam; sitelerinde dönen tüm dedikodulardan artık bizde haberdarız. Cep telefonuyla konuşan mı ararsın, cep telefonu ışığı yüzüne vurmuş tavşan görünümlü olanlar mı… Yemin ediyorum çocuklar çok daha saygılılar hem kendilerine hem de çevrelerine. Şimdi bunu yazdım başım göğe mi erdi; hayır. Ama gözünüzü seveyim yapmayın lan, yapmayın.Tamam bir Küçük Prens değil olamayız ya da Küçük Prens gibi bir arkadaşımız olmamış olabilir ama insaf!

On dakikadır ekranın karşısında oturmuş bön bön bakıyorum. Yazıyı bağlayayım diyor lakin bağlayacak bir şey bulamıyorum. Böylece bırakacağım galiba, uykum geldi kalk gidelim diyor. Gittim ben!

İyi Geceler!

özgür tamşen yücedal

”Peki insanlar nerde?” dedi Küçük Prens. ” İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.”

”İnsanların içinde de öyle hissedersin.” dedi Yılan.  ”Arada pek fark yoktur.”

”Senin gezegenindeki insanlar” dedi Küçük Prens.”Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar…”

”Evet bulamıyorlar ” diye yanıtladım onu.

”Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.”

”Haklısın” dedim.

Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi:”Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.”’

‘’İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.’’

 

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 03 Ekim 2015 in ÇOCUKLAR, İNSANOĞLU, İZLEDİM

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: