RSS

stabil

30 Kas

 

 

‘ Topla şu belini bıkınını! ‘

Çocukluğun hadi neyse büyüdüm sonra biraz daha derken koca kadın oldum hâlâ aynı cümle. Bununla büyüdüm. Ama ben daha küçükken pek bu şekilde değil de;

‘ Topla şu belini bıkınını bir daha söylemeyeceğim!..’ şeklinde, hafif yükselen ses tonuyla söylerdi annem. Kalabalık ailelerin şanından mıdır nedir pek bilemiyorum ama sağolalım bizim ailede herkes yüksek sesle konuşur. Biraraya geldiğimizde oluşturduğumuz kalabalık durumdan dolayı kendimizi duyurmak için sesimizi yükseltmek zorunda kalmaktan kaldı bu, diye kabulleniyorum. Hele beş teyzemden adı lazım değil, Nalan olan var ki; ses tonu ve şiddeti ağzından çıkan her sözü komut şeklinde algılamanızı sağlayacak cinsten, maşallah. Eee haliyle annem Vilo’da çekmiş kadın ne yapsın. Çocukken yüklenilen anlamları nasıl değişiyor her şeyin. Kocaman olduğunda nasıl özlüyor insan o yükselen sesleri, fırlatılan terlikleri, olduğu yere zımbalayan bakışları… Şükürler olsun ‘ Geliyorum oraya şimdi!’ nidalarının sonunda hiç gelmedi annem bulunduğumuz yere çünkü gelmesine gerek kalmadan komuta zincirini izlemek üzere yetiştirilmiş, o özelliklerle doğmuş bir nesildik. Şimdi ki nesilde oraya gitmeyi bırak kendini oradan oraya at, dediğimi dedim – düdüğümü çaldım hali var çocuklarda. Hadi modern, anlayışlı, anlayan, açıklayan bir anne olmaya çalış o da ergenlikte elinde patlıyor, anlayışın elinde oturuveriyorsun. Geçenlerde okuduğum bu anlayan-anlatan-dinleyen anne durumunu fazlaca abartmış olan çıldırık anneler için yazılmış olan bir anektodu paylaşayım:

‘’ Ablam oğlunun her yaramazlığına modern anne olarak uzunca konuşuyor. Çocuk o kadar bıktı ki, geçen gün ‘ Anne ne olur beni döv ve daha fazla konuşma!’ dedi. ‘’ Bahsettiğim durumu özetlemek için yeterli bence. Her şeyin bokunu çıkartacağız ya bu ilgilenme olayının da çıkardık. Itiraf ediyorum bir dönem o yola sapacak gibi olacaktım ki Özlem vurdu kafama, düzeldim. Ama şimdi parkta, mağazalar da falan bu türleri görünce dövesim geliyor, ‘ Kendine gel yahu! ’ diyesim geliyor.

Bak ya konu gene sapıyor…

Bu bel bıkın toplama mevzunu diyordum. Annem gene haklı, gene haklı, hep haklı. Şimdilerde sokağa çıkarken giyisilerimin en içine ne giydiysem onu güzelce sokuşturuyorum donumun içine oh sıcacık. Hava girmiyor içine insanın. Ama çocuklar olunca anlayabildim; çocuk topluyor o beli bıkını işte o an asıl ısınan anne oluyor. Annelerinizin içini ısıtmak için kendimizi sıcak tutalım. Hatırlıyorum büyük dedemi mesela, O’da içliğini sokardı çorabının içine, sıcacık mış meğer. Ayak ısıtmayı pek çözebilmiş değilim. Ayaklar en içten üşüyorlar adeta. Ayaklarınızı ovarak, okşayarak ısıtacak biriniz varsa sizler anlamazsınız o bir türlü ısınamayan ayaklarla yaşamanın ne olduğunu. Biz damdan düşenler biliyoruz.

Bu satırları yazarken üşüyen yerim yok, şükür. Oğlum yanımda uzanmış, karşımızda sobada odunlar çıtlıyorlar, üzerine koyduğumuz portakal kabuğu misliyor bizi. Bir de çayı demleyip sobanın üzerine koymaya üşenmeyen annesi olaydı oğlanın tam olacaktı amma velakîn yok.

Mutluluk çok dayanıksız bir şey!

Işte bunların hepsinin sebebi bu galiba. Neresinden yakalasa tutunmaya çalışıyor insan. Tutunduğunun yalan olduğunu bile bile bırakmadığı bile olabiliyor insanın. Kimene, banane, sanane diye diye yaşanabiliniyor? Ne o mutluluk kırıntısı, mutlu hissedilen bir an, mutluluk oyunu, mutluluk umudu. Mutlu olmak zorunda mıyız? Stabil durum en güvenlisi bence. Mutlu da hissetmeyeceksin, mutsuz da. Öylesine yaşayıp gideceksin falan. Ne hayal kırıklığı, ne yalan, ne başkalarına ne de kendine ihanet ve benzeri inişli çıkışlı duygu durumları olmadan yaşanılan bir hayat. Yemişim mutluluğu! Ha geldi ha gelecek diye beklenip bir türlü gelmeyen orgazm gibi, kursağında lokmayla kalmış gibi ortalar da falan bırakmalar, kalmalar olmadan stabil stabil yaşayıp gidilmeli bu dünyadan, temiz.

Özetle:

Bizim aramızda yok ama varsa sizlerin aranızda doğum günü olanlar; hepsinin yeni yaşları kutlu, mutlu, sağlıklı olsun.

Üşüyen, dışarıda çalışmak zorunda olan herkese kolaylık diliyorum.

Akılsız başlara akıl, sabırsız gönüllere sabır, hayali olmayanlara hayal diliyorum.

Sağlık olsun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 30 Kasım 2017 in GENEL

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: