RSS

Etiket arşivi: battaniye

bir daha olmaz

 

Koltuğun üzerinde yatan gri battaniyenin altında kalmış. İki sene öncesinin kışında annemin benim için aldığı gri battaniye. Yıkamaya kalktığımda gavur ölüsü gibi olan, yıkamaya olan niyetimden pişman ettiren. Halbukî görseniz uzaktan ve hatta dokunsanız yumuşaklığına hiç beklemezsiniz ondan o halleri. Çeker insanı kendine, dokunmadan duramazsınız. Dayanamayıp gölgesine girdiyseniz kaçışınız yoktur artık, teslim eder sizi uykuya. Boşadır direnişleriniz. Siz bilmeseniz bile o biliyordur çünkü gizlide kalan arzularınızı. Bilir o gizliden gizliye arzularınızın peşinden gitmek istediğinizi. Gideceğinizi bilir. Yola girdiğinizden emin olunca da umursamaz artık, bırakır sizi sizinle.
Yağmur mu gelecek gene acaba, gölgelendi gökyüzü. Sanki işbirliği yapıyorlar. Battaniyeliğine nasıl güveniyorsa: ‘Sen bulutlandır gerisini ben hallederim.’ demiş gibi gökyüzüne.
Üç tek sigara kalmış pakette. Gece boyu tırım tırım dolandım evde şu nankör paket için. Son sigarayı içirtmeden uyuttu beni. Bu da ıslanınca ağırlaşan, yükü insana ağır gelen battaniyenin işi olamaz herhalde.
Hale, halime bak; bir battaniye bile alt etti beni. Oyuna getirdi. İnandırdı. Kandırdı. Ya da ne çok kanasım varmış, lanet olsun. Ne için ‘bir daha olmaz’ dediysem oldu. Bu defa dememeli miyim? Kanmam bir kez daha. İnanmam yumuşaklığına, seviyor muş gibi duruşuna, kol kanat gerecek miş gibi endamına. O da diğerleri gibiy miş. Hepsi aynıy mış.
Dün sabah yürüyüşten elim boş dönseymişim dün değil belki ama şimdi üzülürmüşüm. İyi ki toplamışım çiçekleri, hemde yağmurda ıslanmayı umursamadan serominiyle, aheste aheste. İyi kilerimden bir demet vazomda. Battaniye mi? O da kıçımın altında.
Pazar keyfine gelince; ben onun ne anlama geldiğini pek bilemedim. Her seferinde: sokağa çıksam ‘pazar trafiği-yorgunluğu’ olur. Yok sokağa çıkmayıp evde otursam ‘pazar miskinliği’. Günleri keyifli hale getirenlere selam olsun.
Yalancısı da olsa mimozaların selamları var.
Battaniyetse, suskun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 25 Mart 2018 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

ilmek ilmek

BGIR0528

Günaydın

Ağzım gözüm demeye kalmadan bir haftayı daha devirdik. Pazartesi Cuma… Bu ikisinin arasındaki günler nereye kaynıyor, nasıl geçip gidiyor farkına varamıyor insan. Dakikaların saat, ayların yıl gibi geçtiği geçmediği yol gözleyenler, şafak sayanlar kızmasınlar sakın haklılar; halden halliler anlar. Ama bizlerde geçirdik o günleri ve şimdi biliyoruz ki; sayılı günlerin diğerlerinden farkı yok. Istediğin kadar say en nihayetinde o günlerde geçiyor. Her şeyin hayırlısı.

Bu yaşadıktan sonra anlama konusuna gelirsek; evet yaşadıkça anlamlanıyor görülenler, duyulanlar. Misal; ‘’Ilmek ilmek dokudum seni kalbime..’’ ile başlayan tüm şiirler, sitemler çok daha anlamlı artık benim için. 30 Ocak 2014 tarihinde ( Sarı Battaniye ), izlediğim filmin etkisiyle başladığım örme serüvenim süresince ilmek ilmek işlendi kafama bu söz. Tamam biraz uzun sürdü o battaniyeyi 2016 Kasım’ında bitti ama bitti. Ve her ilmeğinde bir şey gizlendi. Özellikle o battaniyede çok fazla şey. Elif için ördüm onu. Elifli düşünceler, Elifli hayaller, böbreğimi kaybediş sürecim, hastalıklar, kahkahalar, rüyalar, fısıltıyla söylenenler, söylenemeyenler… Kısaca bir hatıra kumbarası oldu. Üzerimize örttüğümüzde bizi ısıtacak olanlar onlardır, ilmeklere gizlenenlerdir belki. Bir ara kilimlere dokunan motiflerin anlamlarını araştırmıştım. Kilimlere atılan ilmeklerde de, hepsinde farklı anlamlar var mış öğrenmiştim. Üzerine basa basa hayatımızın içine mühürlediğimiz mânâlar, sırlar, hatıralar kilimlerdeki ilmeklerde saklılar.

Tüm bu anlamlı açıklamalardan sonra bir diyeceğim daha var: örgü örmek doğal antidepresan gibi. Feci sakinleştiriyor insanı. İnsanı bırakın beni sakinleştirebiliyor düşünün artık… İlk başladığım dönemde

‘Eline hiç yakışmadı’ (Erdo),

‘Ayyy anne tipine aykırı’ (Elif),

‘Anne seni yaşlı gösteriyor’ (Oğuz),

‘Allah aşkına karşımda örme!’ (arkadaşım)

gibi tepkiler toplamıştım fakat zamanla alıştılar. Hatta o kadar alıştılar ki sesim biraz çıksın hemen tutuşturuveriyorlar elime tığı, yünü. Kitabım, dergiler, örgü çantam hepberaber dolanıyoruz evin içinde. Tığı bir tarafıma sokmadan gelebildim bu günlere, şükür. Tabii yapıp yapıp sökmelerimden, saymayı beceremediğim ilmeklerden, örgünün ayarıyla elimin ayarını denk getiremeyişimden, yün satış fiyatlarını çok pahalı bulduğumdan falan bahsedip aklınızda oluşan hamarat kadın imajını bozmayı hiç istemiyorum, bahsetmeyeceğim. Hele bu kadar anlatıp anlatıp, övdükten sonra bir anda bundan da sıkılıp bir kenara bırakma ihtimalimden hiç bahsetmeyeceğim. Örün. Bilmiyor musunuz? Öğrenin. Vallaha psikolog seans ücretleriyle kıyaslayınca çok ucuz bir tedavi yöntemi. Hatta mümkünü olsa da erkekler örebilseler. Çok şahane olur! Düşünsenize; akşam adam eve geliyor karnı aç, trafikten bezgin, patrona dellenmiş, parayı yettittirememiş… tam çocuklara ya da karıya saracak hoppp salonda köşenin en başına oturtup tutuşturacaksın eline bir yumak ve şişi. Sonra sen sağ ben selamet hiçbirinden eser kalmaz. Olur olmaz, siz bi düşünün bakalım.

Benim şimdi kopmam gerekiyor. Adamın beli üşümüş, evde. Az önce aradım şirketi ‘’Sedye medye aldırtın bunu evden. Bozdu düzenimizi’’ dedim. ‘’Gelirse bu defa da bizim düzen bozulacak’’ yanıtını aldım, yıkıldım. Yemin ediyorum bunlar hasta olsunlar hiç istemiyorum. Bi’haller, bi’tavır nazlar… Erkeklerin hasta olduklarında sergilemiş oldukları doğumdan çıkmış taze gelin hallerini görünce çıldırmalara gel. Gerçi bunca yıl sonra pek sökmüyor bu haller, edalar ya neyse. Ben en iyisi çorbayı kaynatıp ufaktan, sessizinden giyinip sıvışayım evden.

Cumaların hayırlısı olsun. Gönüller bir olsun. İlmekler aşk dolsun. Sağlık olsun. Biliyorum, biliyorsunuz, biliyorlar, biliyor hafta sonu da geçip gidecek. Ve güneş yeniden doğacak.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
5 Yorum

Yazan: 11 Aralık 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: