RSS

Etiket arşivi: kahkaha

tatil tipi

Screen Shot 2015-04-27 at 10.45.41 AM

Ağır mevzu bu ‘Tatile kiminle gidilir, gidilmez’ konusu. Dostunu tatilde tanırsın… Yok; kavgada tanırsın, kötü günde tanırsın, iyi günde tanırsın, hastalıkta tanırsın yok aynı evde kalınca tanırsın falan da derler de bence dostunu tanıyamazsın ayrı mevzu. Ha dost denilen kelimenin içi boşalmıştır artık en azından benim için o ise apayrı mevzu. Bunları yazdıktan sonra kendimi taktir ettim yemin ediyorum; kafamda olandan kopup parmağımın ucuna alakasız şeyler getirebilip yazdığım için. Bu arada ‘Günaydın’

Tatile dönersek; tatile mıy mıy hep yorgun, doğduğuna pişman olan tiplerle gidilmez. Tatile tatili uyunacak vakit olarak görenle gidilmez. Tatile hastalık hastası tiple gidilmez. Tatile cimri insanla gidilmez. Tatile pis insanla gidilmez.

Peki hangisi daha tehlikelidir bu tatil insan tipinin? Söyleyeyim; yemek yemeyi seveni. Işte bu tiplerden tam yedi kişi tam dört gün bir aradaydık. Şimdi mi; ölüm diyetindeyim!

Sabahın köründe uyanan masayı sandalyeyi güneşin önüne serip kahve suyunu koyduktan sonra evdekileri uyandırdı. Kahvenin yanına konulan ufak atıştırmalıklarla başlayan yemek yeme seramonisi gecenin geç vakitlerinde, denizden çıkan tüm midyeleri içleri doldurularak dolma haline getirilmiş halleriyle tükettikten, dondurmanın en doğalını külahlarca yedikten, menemeni sıyırıp, çayla demlendikten sonra tamamlandı. Tabii araya sıkıştırılan normal öğünleri yazmaya gerek yok. Birkaç gün daha kalaydık ben kalan böbreğimi de yemek yemekten Alaçatı’da bırakıp gelirdim herhalde.

Ama en güzeli evde televizyonun bozuk olmasıydı. Gerçi düğmesine basmaya hiç fırsat olmadı ama televizyon izlenme ihtimalinin olmaması bile şahane! Hele hele haberleri izlememiş olmak çok iyi geliyor. Ülkeyi yönettiklerini zannedenlerin meydanlarda birbirlerine sövmelerini, bizim gibileri hiç alakadar etmeyen dedikodu programlarını, birbirlerini öldüre öldüre bitiremedikleri dizileri, giyinip soyunup kendilerini beğendiremedikleri, topa vurup vurup gol atamadıkları, gol atılsa bile yorumlaya yorumlaya sabahlara kadar bitiremedikleri programlar olmadan hayat daha sade.

Bak program deyince aklıma geldi; bu yemek pişirme programları var ya! Ameliyattan bu yana o programlara bakar oldum. ( niyeyse ) İşte o programlarda pişirdiği şeyin tadına bakıp gözlerini belerterek beğenmeyen oldu mu acaba. Tadım anına geldikleri an hep aklıma bu geliyor. Bir şey daha geliyordu ki, onun cevabını aldım; pişirme sırasında ellerini hiç yıkamamalarıydı sorunum. Meğer; montaj sırasında o bölümler çıkartılıyor muş. Pişen şeyi bana tattıracaklarmış gibi ne diye sorun ediyorsam? Belki de ve büyük ihtimalle sorun benim. Aslına bakarsanız bu son narkozdan sonra ayarlarım bi şaştı gibi!!! Elektriğimi atmak için dizlerime kadar toprağa gömüp topraklayacağım kendimi kendim.

Özet; olduğu kadar. Sıkıntı yok. Sağlık olsun, huzur olsun, muhabbet olsun. Büyüklerin yanaklarından küçüklerin de yanaklarından öper sevgiler yollarım. ‘Ne bu samimiyet!!!’ diyenler var ise onlara da iyi yolculuklar diliyorum. Selametle!

özgür tamşen yücedal

 

NOT: ‘’Daha çok dinleyelim, daha az konuşalım diye iki kulağımız ve sadece bir dilimiz var.’’ ( Diogenes Laertius )

 

Reklamlar
 
2 Yorum

Yazan: 27 Nisan 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

… sonra sustuk

 

Düşümde seni gördüm dün akşam. Kalabalık çok kalabalık bir yerdeydik. Deniz yakınımızdaydı, kokusunu duyuyordum. Türkuaz renginin gölgesi vuruyordu tenime. Güneş sabırsızca sığışıyordu her yana. Arada bir yerlerde kaybettim seni. Nasıl oldu anlayamadım. Aradı gözlerim gözlerini, bulamadılar. Sarıldım yanımdaki kadına. Beyaz, bembeyaz tül bir elbise giyinmiş olan kadına. Bakışları ışır gibiydi. Kokusu menekşe. Bir öpücük konurdu dudaklarıma. Nefesi karıştı nefesime. Nasıl şahane, ılık bir şey aktı içime. Yüreğime, ruhuma bulaştı nefesi. Kahkahayla güldüm sonra ben. Çok derinlerde kendim için saklamışım o kahkahayı. Dile gelip ‘ Merhaba ‘ dedi kahkaham. ‘Merhaba. Özledin mi beni? ‘ dedi. Durdum. Kahkahama bakakaldım. Daha sıkı sardı beni beyaz tül elbiseli kadın. Bırakmasını istedim beni. Kahkahama sarılmak istedim. Senin gözlerini bulmak istedim. Kalabalığın arasından çıkageldin. Dudakların yoktu. Susmuştun. Ellerini gösterdin bana. Parmaklarına mavi yüzükler takmıştın. On tane mavi yüzük. Mavi deri iplere düğüm atılarak yapılmış yüzükler. ‘Neden? ‘ diye sordum sana. ‘ Neden, düğümler attın parmaklarına?  Nasıl yazacaksın? ‘. İki damla yaş aktı gözlerinden. Dudakların yoktu senin. Susmuştun. Sonra sustum ben de. Biz susunca kahkaham yok oldu. Daha önce gizlemiş olduğum yere, içime gömüldü ve gitti.

özgür tamşen yücedal

 
6 Yorum

Yazan: 24 Ocak 2013 in DENEMELER & RÜYALAR

 

Etiketler: , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: