RSS

Etiket arşivi: sinir

sinir bastı

Screen shot 2014-06-16 at 22.49.34

Merhaba!

İyisiniz mi? İyisiniz, inşallah! Maşallah!

Bakın ne anlatacağım: Ben hayatım boyunca soğuk duygular besledim şu zayıf insanlara karşı. Hele bir de yiyip yiyip kilo almayanlar var ki onlardan hiç söz etmiyorum bile. Tamam şükredecek, şükretmeli durumundayım ama sorun bakalım, nasıl!

Benim kilo sorunum 4 kilo 300 gram doğmamla başlıyor. İlkokul beşinci sınıfa kadar ittire kaktıra süren gelişimim beşinci sınıfta zirve yaparak neredeyse şimdiki kiloma ulaştı. Bu gelişimimde annemin kardeşime içirdiği balık yağını bir bok zannederek gizli gizli içmiş olmamın desteği olmalı. Olmalı diyorum çünkü balık yağının hedef insanı olan kızkardeşim Özlem’le birlikte diyet yapmak zorunda kaldık. O yılların favorisi olan lapa diyeti yaparak zayıfladık.

Konuyu bağlayacağım, merak etmeyin. ‘’Ulannnn ahanda beni ( ya da onu, annemi, kankamı, kardeşimi … ) anlatıyor. ‘’ diyerek aşina bulmayıp ‘’ Aman banane canım.’’ diyerekten omuz silkiyorsanız yazdıklarımı neden okuyorsunuz zaten, değil mi ama.

Yıllar geçti geçti geldim 23 yaşıma ve ilk çocuğa hamile kaldım mı! İşte tekrar zirvedeyim! Gebeliğin son aylarında, kelimenin tam anlamıyla sokaklarda bir peguen edasıyla dolaşır hale gelmiştim. Pardon, dolaşmıyor yuvarlanıyordum. Hayır, neyin kafasıyla yemişim ki o hale getirebilmişim kendimi. ‘’ Ye ye sen iki canlısın! ’’ diyen herkesi sevgiyle anıyor çocuktan sonra, almış olduğum kiloları verene kadar canımın gerçekten çıkmış olduğunu iletmek istiyorum. O döneme ait tüm fotoğraflarımı da yok ettim. Elinde kanıt olanlar varsa lütfen siz de yok edin onları.

İkincisi hamilelikte aklım başıma gelmişti. İnsanlıktan çıkmadım.

Kilo hayatımın özgeçmişi böyle işte. Bu günlere böyle biraz destek biraz köstek geldim. Yemek yemeği seviyor olmam, tatlı için ruhumu satabilecek olmam yanında özgeçmişimin inişli çıkışlı olmasının en büyük sebeplerinden biri evlendiğim adamdır. Yemek yemeyi sevmesi ayrı… Ama beni yıllardır ‘’ Çok zayıf bayanlar bence hiç çekici değiller! ‘’ yalanıyla pompaladı, dengeledi.

Buraya kadar, son haftalara kadar sorun yoktu. Ta ki benim adam zayıflayana kadar. Adamın içinden insan çıktı.

Özet: Erdo bedenen ben ruhen eridim.

Erdoya göre hala sorun yok. Olmayabilir di! Ben Erdo’nun karşısında yemek yerken hissettiklerimi hissetmiyor olsaydım, sorun yoktu. Beraber zevkle yemek yemenin ne demek olduğunu bilmiyor olsaydım sorun yoktu. Zamanında benim sözümü dinleyerek durması gereken zamanlarda durmayı bilseydi bu diyet kabusunu yaşamıyor olacaktık. Ama oldu bir kere! İşin boktan yanı şimdi birinin bana dur demesi gerekiyor, sinir bastı. Şu an mesela; sağ tarafımda şöbiyet sol tarafımda bir bardak çay ve kendimi yalnızca çıtır kabuklarını yiyorum diyerek kandırıyorum. Kandırmaya çalışırken de, kabukların tatlının bir parçası olduğunu adım gibi biliyorum. Peki Erdo nerede? Spor yapıyor! Yeminnen sinir basıyor ya! O kadar ki; spor yapma isteği falan kalmadı içimde. Hayır, bazılarını hırs basar onlar da diyet yaparlar bende tam tersi oldu. Ulan ne doğru ki bu doğru olsun karıda. Bazı zamanlar ” Aman Özgür nereye kadar böyle yaşayacaksın, manken mi olacaksın, sağlığını bozmadığın sürece yemene bak.” bazı zamanlar ” Zıkkım ye! Ye ye ne oldu bugüne kadar! Kaldı mı birinin tadı ağzında! ” diye söyleniyorum kendime. Ama bu zaman o zamanlara benzemiyor. Kendimi terkedilmiş, ötekileştirilmiş hissediyorum.Sinirliyim.

Bu gecelik bu kadar ama merak etmeyin bir süre sonra tekrar haberdar edeceğim sizleri gidişatımdan. Kelimelerimi bağlarken ‘’ Önemli olan dış değil iç güzelliği! ‘’ yazacağım sakın gülmeyin! Zaten sinirliyim. He tabii ‘’ Düş güzelliği ’’ diye bir şey de var.

Hadi Erdo gelmeden ben zıbarayım. Hepinizi öper koklar kucaklarım. Kalın sağlıcakla.

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 16 Haziran 2014 in GÜNLÜK, KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , , , , ,

orta nokta

Screen shot 2014-04-14 at 12.03.38

Bu sabah sinir olduğum biçimde, sinir olmuş olarak uyandım. Nedir bu kadınların kadınlarla, kendileri dışında diğer insanlarla uğraşma durumları? Tamam şu satırları yazarken ben de aynısını yapıyorum, biliyorum. Ama yeter gari! Bi çıkın şu kafadan yahu! diyesim var. Kadınlık işte illa takacak bir şeyimiz olacak. Rahat durmak yok! 

Konumuza dönecek olursak; sınıflara ayrılmış durumlarla her renkten, her cinsten kadınız.

Başta bu annelikle tamamen kafayı sıyırmışlar var ki; en mükemmel anne onlar. En sinir olduklarım da onlar. İdealin ideali kendileri. Onlar ve çocukları iber. Onların çocukları hep musmutlu. Zeka düzeyleri tavan. Onların seçtikleri okullar dünya standartlarında. ( bknz: facebook paylaşımları )

Bütün doğruları kendilerinin bildiğini zanneden, her şeyi bilenler var, mesela. Bunlar da feci. Onlar gibi düşünmeyeleri hayatlarında koyacak yer bulamazlar. Koymasınlar koymasınlar da ötekinin ötekisi, hiçbir şey bilmeyen olarak görmek nedir ya? ( bknz: seçim öncesi paylaşımlar )

Asla hata yapmayanlar var. Hatasız onlar. Dedikleri dedik, çaldıkları düdük. Dünya yansa da düdüğü çalmaya hala devam edenler.

Sonra aktivite anneleri var. Nerede bir hareket var onlar orada. Çocukları ellerinde her yerdeler. Alışveriş merkezlerinde yoklama veren anneler.

Yalnızca kendilerini görenler var. Aynaya değil hayata baktıklarında da yalnızca kendilerini görenler… Dünya boşlukta değil onların etrafında dönüyor, onlar için dönüyor zannedenler.

Bir de dünya yalnızca onların çocuklarının etrafında dönüyor zannedenler var tabii. Kendilerinden, akan hayattan vazgeçmiş olanlar. Varsa yoksa çocukları.

Bir de hata yapa yapa doğruyu bulan, empati yapıp anlamaya çalışan, azcık ondan azcık bundan deyip harmanlayan, tat katmak için bergamut ekleyen, düşüp düşüp ayağa kalkan, hem kendine hem dünyaya bakmaya çalışan, çaldığı düdük götüne giren, hunisi elinde olan ufak bir azınlık var.

Orta noktayı bulamadık gitti. Neresi orta nokta?

 özgür tamşen yücedal

 
 

Etiketler: , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: