RSS

Etiket arşivi: yıllar

güzel havalı bu Pazar gününün akşamından

Babam diyor ki:

‘’Kızım hep güleceksiniz. Issız bir yolda kaybolsanız bile, gülümseyin. Yol kenarında bulduğunuz kayaya sarılıp –ne kadar güzel bir kayasın- diyerek sevin onu, gülümseyin. Hiçbir şeyi dert edinmeyin.’’

Annem diyor ki:

‘’Yuttum o kayaları ben.’’

Bu güzel havalı Pazar gününün akşamüzerinde, Vilo – Nazif ikilisinin ziyaretinin konusu buydu. Yemek masasında oturmuş otlu peynir, bal, kızarmış ekmek, demli çay eşliğinde işte tam bunları konuşuyorken beraberce, babam gene gülümsemeye başladı, annem kayayı eline aldı falan.

Bense diyorum ki:

‘’Hep bu kayalarla mı geçecek hayat.’’

Kimi sarılıyor, kimi yutuyor, kimi sırtında taşıyor, kimi bir tekmeyle savuruyor, kimi sevdiklerine fırlatıyor, kimileriyse görmüyor bile. Ama en güzeline gene güzel havalı bu Pazar gününün akşamüzerinde kardeşim Özlem rastlamış; kayaların üzerine çiçekler koyan adam. Evet, görseldeki güzel adam. Tanımıyoruz ama ‘güzel bir adam’ olduğunu tahmin ettik. Edilesi değil mi? Sarıldığı kayalardan zarar görmemiş olmalı.

Bir de girizgâhta bahsettiğim annem ve babam gibi hayat arkadaşlıklarının yıllar sonrasında birbirlerini tuhaf bir kabullenişleri söz konusu oluyor. Kayaya sarılana, kayayı yutanı ekleyince diyorum yani sonu fena olmuyor. Mesela; evlerinde kısa sürede tamamlanabilecek tadilat girişimi babamın ağır kanlılığı sebebiyle yaklaşık on gündür devam etmekte. Ki; evde öyle altının üstüne gelme durumuyla beraber akma, kabarma durumları da söz konusu. Iki gün önce durum raporu almak için telefonla aradım Vilo’yu:

-Nasılsın meleğim, ne durumda tadilat.

-Valla evi bok götürüyor yavrum, babana kaldığımıza göre tahmin et artık ne zaman biter.

-Eee sen ne yapıyorsun onca işin ortasında? Gelip alayım seni…

-Saçıma boya, yüzüme maske sürdüm, vaktinin dolmasını bekliyorum yıkamak için. Kaçacağım zaman da haber veririm, gelir alırsın. Merak etme yani, iyiyim.

Galiba annem farkında değil ama o da babama benzedi, gülümsüyor.

Ve hepsinden öte; biz evlatlarına bu nasihatları verdikleri halde gene çoğunlukla bizler yüzünden, ufacık karın ağrımızda bile hâlâ ve hâlâ nice kayalara sarılıp dertlenip üzüldüklerini biliyorum, evladının derdi olduğunda her bulduğuna sarılıp dertlenen bir anne olarak.

Gülümseyelim!

Hayat!

Sağlık olsun!

Yenemediğin bileği öpeceksin.

Sarılamadığını yutacaksın.

Savuramadığını kabul edeceksin.

Gönlün varsa…

Gönüllüysen…

Gönül gönüleysen…

Hele bir de umudun varsa…

Güzel havalı bu Pazar gününün akşamından şükürle…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 01 Nisan 2018 in GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

13 ocak

hikaye2

Yatağın içinde oturuyorum. Kafamı duvara yasladım. Düşünüyorum. Dışarıda lodosa eşlik eden yağmurun sesi. Tam 48 dakika önce yeni yaşıma girdim. Bir yaş daha fazla, bir yaş daha eksiğim kırksekiz dakikadır. Bir yaş daha ağır ruhum. Bir yaş daha az bildiklerim. Biraz daha hiçkimseyim. Biraz daha kendimim.

Geçen yıl doğum günü yazımı yazarken merak ediyordum bir sonraki yıl kendime yazdıklarımda neler değişecek diye. Korkak, ufacıkta olsa kaybetmemek için direnip, eteğini bırakmak istemediğim umut vardı içimde. Bu sabah televizyonda gördüğüm bombalama haberiyle çok daha korkak artık içimdeki umut. Az önce elimden bıraktığım dergide okuduklarımdan sonra tutunacak yerleri söküldü umudumun. Bir avuçtan fazla olduğumuzun kanıtı olan kalemlerde artık kaybettilerse umutlarını… Kafamızı koyduğumuz yastıklar rahat ettirmiyor, yorganlar ısıtmıyorsa… Ve çocukların öldüğü hiçbir vatan sağ olmaz diyorsa dilim… Uçurtmaların hepsi vuruldularsa… Gülhane Parkı’na dikili incir ağacımız yoksa… Bir yanda sıcak savaş yaşanıyorsa. Kardan kapanan yollarda hastalar bekliyor, insanlar çaresizse… Dondurucuda saklanan genç kızın cesedi hâlâ üşüyorsa… Canlı şahidi kadının yaşama tutunacak gücü kalmıyorsa… Yalnızca tek bir ses yükseliyorsa… Ve elden bir şey gelmiyorsa, yaşananlara şahit olmak gerçekten acıtıyorsa artık…

Güzel şeyler yazmak isterdim. Inanın. Ama olmadı.

Mesela geçen yılın ardından baktığımda bir kez daha anladığımı; hayatın içine çok şey sığdırılabilinecek kadar uzun ama ne kadar kısa olduğunu anlayamayacak kadar kısa olduğunu. Mesela bazı insanların bulaştıkları hayatımı nasıl güzelleştirdiklerini yazmak isterdim uzun uzun. Giden çok az insanın arkalarında ne hikayeler bıraktıklarını. Kendimde keşfettiklerimi, buna aracı olanları.. Coşup çağladığım anlarımı… Pusup kaçmalarımı… Çocuklarımı anlatmak isterdim. Erdo’yu anlatmak. Annemle babamı… Özlem, Önder’i… Ama olmadı.

Yağmur içime içime yağsın istedim özellikle bu akşam ama o da olmadı. Dualar iyi gelir böyle günlerde, gecelerde. Lodos uçurur oradan oraya iyi dilekleri. Köpürttüğü dalgalar götürür başka kıyılara iyi niyetleri. Bulaşırız, buluşuruz. Dibi görmeden çıkılamıyor aydınlığa, yakın gelecektedir belki. Küllerimizden doğmamız içindir, tek olmamız, bir olmamız içindir… Kimbilir?

Iyi niyetimle…

Iyi dileklerimle…

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
8 Yorum

Yazan: 12 Ocak 2016 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: