RSS

Günlük arşivler: 06 Mart 2011

>TEK SES OLABİLMEK

>

Kim dur diyecek bu şiddete?
Hergün gazetelerde, televizyon haberlerinde izlediğimiz dayak ve ölüm haberlerini sadece izliyoruz. İnsan nasıl dayanabilir diye düşünmekten alamıyorum kendimi. Aileleri ve toplum tarafından görünmezmişcesine yaşıyor bu kadınlar. Kimi kez önce babaları, kocaları ardından da çoğu kez çocukları tarafından şiddete maruz kalıyorlar.
Ama; bu dışa vurumu şiddet olan, iktidar mücadelesinde anlayamadığım bir şey daha var. Hadi diyorum sahip çıkanı, maddi, sosyal bir güvencesi olmayan kadınlar var. Peki büyük şehirlerde yaşayan, eğitimli,maddi özgürlüğünü eline almış kadınlar neden susuyorlar.

Bir insan bu kadar yalnız hissedebilir mi kendini. Bu şiddete maruz kalmış ama başkaldırmış kadınlar birleşip seslerini yeterince yükseltemiyorlarmı? Hani olur ya; yaşadığınız şey sadece sizin başınıza gelmiş zannedersiniz. Birgün öyle bir kapıdan girersiniz ki oradaki herkes aynı şeyleri yaşıyor ya da yaşamış. O yalnız olmadığını hissettiğinizde birden güç bulursunuz;ayağa kalkabilmek, başkaldırabilmek için…
Öte yandan bunları duyan, izleyen erkekleri de anlamıyorum. Bu erkek milletinin hiç mi dayanışma içinde oldukları bir dernekleri falan yok. Yok abicim hepimiz böyle değiliz. Bizler iktidarsızlığımızı, işsizliğimizi, toplum içinde adam yerine konulmamazın acısını eve gidip karımızdan, çocuklarımızdan çıkarmıyoruz. Gelin bizlerde bir olup sesimizi yükseltelim. Bu heriflere hadlerini bildirelim demiyorlar.
Devlet yönetiminde kadından sorumlu makamları hiç saymıyorum bile. Çünkü; onlar bu yaşananları o kadar ciddiye almıyorlar ki, kadın sığınma evlerinin sayıları ortada. Açılanların bir çoğuda kapatılıyor. Kadının yeri kocasının yanıdır diyerek hem de. Karakollara sığınıp şikayetçi olanların vay haline zaten onları gelip almaları için dayak atmış olan kocaları çağırılıyor merkeze.
Ben diyorum ki tek çözüm tek ses olabilmekte Yıllar önce İspanya’da bir hayat kadını dayak yedi. Ve dediki ” ben bir emekçiyim ve hiçbir sosyal güvencem yok. ” dedi!!! Dedi ve bütün gazete ve televizyonlar da duydular, duyurdular.
Olay ülke çapında  yayıldı. Kadınlar protesto için çocuklarını okullara yollamadılar. Sonunda hayat kadınlarına devlet tarafından sosyal hakları verildi. Düşünün bizde ikibinli yıllarda hala dekolte konuşuluyor, şiddete uğrayan kadınlar görmezden geliniyor, töre uğruna kardeşlere kıyılıyor, cumartesi anneleri yıllardır yollarda….
Politikacılarımız bizleri; siz – biz – ötekilerleştiriyorken gelin biz bir olduğumuzu gösterelim. Başı açık-kapalı, okumuş – okumamış (okutulmamış), zengin – fakir bir olalım. El ele biz olalım.
özgür tamşen yücedal
Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 06 Mart 2011 in GENEL, KADIN & ERKEK

 

BİR MUCİZEYE TANIKLIK ETMEK

Kimimiz neler olduğunun farkında olamayacak kadar küçük yaşta yaşıyoruz gebeliği. Ben; hele ilk aylarda hiç farkında değildim olup bitenin. Hastahanede geçen süreçte eve geldikten sonra bile tam olarak anlayamadım… Evde sürekli bir ağlama sesi vardı ama yabancı!!!

On gün! Evde anneler, gelen gidenler sağolsunlar. Ama aralarında Erdo ve ben beyinlerimiz alınmışcasına  dolanıp duruyorduk. Ben ağlayıp duruyorum ” Bu çocuğu nasıl okutacağız” diye. Hele ilk sokağa çıkışımız bir kabustu benim için. Hamile pantolonumu giymiştim ve hiçbir potluk yoktu. Evet ben gene ağlıyordum.

Neyse sonunda ” Cinnet geçirecek gibi olursam ben sizi ararım.” dedim ve Elif’le yalnız ilk günümüzü geçirdik. Ütü masasının başında Elif’in kusmuk bezine ütüyü sürdüğün anda etrafa yayılan süt kokusu beni gene ağlatmıştı. Ama bu kez mutluluktan ağlıyordum. O an onu koynuma aldım beraber uyuduk ve tanıştık!!!

İkinci hamileliğimi ilk gününden itibaren anı kaçırmadan ve keyifle yaşadım. Bir mucizeye tanıklık ediyordum; vücudumda bir canlı büyüyordu. Bedenimi, yediklerimi, duygularımı paylaşan bir kiracı. Dokuz ay sonra bu kiracının bedenimden ayrılacağını bildiğim için keyif ettik bol bol.

Beraber en sevdiğim şeyleri yaptık. En sevdiğim yemekleri yedik, en sevdiğim müzikleri dinledik, en sevdiklerimle beraber olduk… Her anı için Tanrı’ya şükrediyorum.

Benim için  çok mutlu bir an olmasının yanında hüzünde veriyor doğum. Çünkü çocuklarımızla bir daha hiç hamilelikteki kadar yakın olamıyoruz. Hani bazen severken insanın içine sokası gelir ya öper öper doyamazsın o misal.

Bu sebepten hastahanedeki buluşmamızı hayal ettiğim gibi organize ettim. Oğuz odaya yanımıza geldiğinde sadece babası ve ablası eşlik ettiler bize. Odada mucizeyle birlikte gelen sevgi, huzur ve aşk vardı yalnız.

 
Yorum yapın

Yazan: 06 Mart 2011 in ÇOCUKLAR, GENEL, KADIN & ERKEK

 
 
%d blogcu bunu beğendi: