RSS

Günlük arşivler: 11 Mart 2011

ANKARA

Nedir bu son dönemlerde yaşanan Ankara çıkarması? Diziler Ankaralı, yazarlar Ankaralı, türküler Ankaralı, sohbetler Ankaralı. Söylenilene göre havası-suyu, taşı-toprağı, memuru-zengini, tostu-hamburgeri, herşeyi bir farklıymış…

Yanlış anlamayın cümle alemlere nispet yaparmışcasına falan değil. Ne kadar olduklarının, ne kadar aynı hissettiklerinin, ne kadar Ankaralı olduklarının farkına varmışcasına…

Her şehir ayrı kokar, değil mi? Ben deniz kokan kasabaları sevdim hep. Dalgakıranları, deniz fenerleri, fırtınayla coşup köpüren denizleri olanlarını… Yosun kokuları vardır; soluduğunuzda sizi hatıralarınıza götüren… Yalnız kalıp kaçılacak  gizli köşeleri hep vardır: bilirsiniz.

Rakının eşlik ettiği balık sofraları denizi görünce daha da bi efkarlı gelirler. Dalıp gidersiniz o derinlere, martıları izlersiniz, suya hapsetmek istercesine ağlarsınız, gülersiniz deniz kenarlarında… Herkesin gençlik hatıralarında vardır bu kasabalar. Kumsalda çalınan gitarlar, söylenen şarkılar, öpülen sevgililer…

Dedim ya; her şehir ayrı kokar, ayrı sevdirir kendisini. Geçenlerde gördüm, karla kaplanmış  Kuğulu Parkı’nı Ankara’nın. Şehri Ankara olanların içinde, anılarını biriktirdikleri parklarını. Gövdelerine nice isimlerin kazındığı ağaçların gizemli duruşlarını. Hayalimde canlanıverdi bütün park. Fısıltıyla anlatmaya başladı her bir ağaç; şahit olduğu kavuşmaları, ayrılıkları. Hepsinde ortak birşey vardı; Ankara…

         ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 11 Mart 2011 in GÜNLÜK, GENEL, GEZDİM

 

>BİR GÜN ANLARSIN

>Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir
gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine
dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin,
güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç
dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda
güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar
gözlerin için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın
tadını sevilen dudakların
Sevilen
gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir
zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o
korkugeceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O
zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın

Ümit Yaşar Oğuzcan

 
Yorum yapın

Yazan: 11 Mart 2011 in GENEL

 
 
%d blogcu bunu beğendi: