RSS

dünyada bir yerlerdeyim

07 Kas

Söyleyecek sözü olan, söyleyecek sözünü cesurca söyleyen, savunan, saygı duyan, kirlenmeyen, kirletmeyen, pırıl pırıl insanlar daha vakit çok erkenken gidiyorlar ya dünyadan… Sizi bilmiyorum ama her defasında ben daha bi yalnız daha bi terk edilmiş hissediyorum kendimi. O bırakıp gittiğinde küsmüştüm ben ona da tıpkı diğerlerine küstüğüm gibi. Kalemlerini, şiirlerini, şarkılarını yalnız bırakmadıklarını bizlere emanet ettiklerini bildiğim halde…

‘’Hayde’’ deyişini, ‘’Gidiyorum’’ diye haber verişini, ‘’Hayat’’ı anlatışını, ‘’Koyverdun gittun beni’’ isyanını, ‘’Salkım Söğüt’’ diye ağaçlara sarılışını bildiğim adama küslüğüm çok kısa sürmüştü. Zaten o ‘’Dünyada bir yerdeyim’’ dedi  konu kapandı. İşte o adamın Kazım Koyuncu’nun doğduğu gün 1971 yılının bugünüydü.

Ben Kazım Koyuncu’nun şarkılarıyla uyandım bu sabah ve baş sayfalarında üniversite öğrencileriyle ilgili haberlerin olduğu gazeteleri okumaya utandım. Yaşamının son gününe kadar meydanlarda el ele olduğu, kampüs kampüs gezerek söz söylediği, paylaştığı gençlerin bugün hala hala ve hala nelerle uğraştıklarını görünce üzülecek diye üzüldüm. Pırıl pırıl ışıkları söndürülmeye çalışıyor, üzülecek diye üzüldüm. İşte böyle yağmurlu, puslu, üzünç bir doğum günü oldu bu defa.

Ama asla umutsuz değil. O, biz, bizim gibiler dünyada bir yerlerdeyiz biliyorum. Güneşli günler göreceğiz. Düşmeyecek tutunacağız. Bitmeyecek söyleyecek sözümüz. Kirlenmeyeceğiz. Ve kirlenmemek için kirletmeyeceğiz.

Selam ey dünyada bir yerlerde hala bizimle olanlara!

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
1 Yorum

Yazan: 07 Kasım 2013 in DİNLEDİM, GÜNLÜK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

One response to “dünyada bir yerlerdeyim

  1. belgin aydin

    07 Kasım 2013 at 10:20

    Yazı beni Nazım’a götürdü.:)

    Yaşamak şakaya gelmez,
    büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
    bir sincap gibi mesela,
    yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
    yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

    Yaşamayı ciddiye alacaksın,
    yani o derecede, öylesine ki,
    mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
    yahut kocaman gözlüklerin,
    beyaz gömleğinle bir laboratuarda
    insanlar için ölebileceksin,
    hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
    hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
    hem de en güzel en gerçek şeyin
    yaşamak olduğunu bildiğin halde.

    Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
    yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
    hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
    ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
    yaşamak yani ağır bastığından.

    Nazım Hikmet

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: