RSS

derin nefes

20 Ara

Screen Shot 2015-12-21 at 1.21.35 AM

Merhaba!

Gene gecenin bir yarısı… Evde uyanık olan yalnızca uykunun sessizliği, saatin tik takları bir de ben… Üzerimde kışlık üniformam haline gelen siyah polar sabahlığımla mutfak masasında oturuyorum. Kahve kokusu burnumda, tadı damağımda. Okuyorum. Kafamın içinde yüzlerce kelime dans ediyorlar. Sıraya nasıl koyacağımı bilemediğim düşünce var aklımda. Kısa kısa sahnelerini hatırladığım rüyalarımdaki yüzler gelip gidiyorlar gözlerimin önüne. Gülümseyenler, şaşkınlıkla bakanlar, korkuya kapılmış olanlar, meraklılar, beyaz ışıklar içinde sessizce duranlar. Izi, hatırası silinmeyen kokular, dokunuşlar… Nereye varacağını bilmeden, düşünmeden yazmaya başladım. Aslında nereye gideceğini bildiğim, yazmayı çok istediğim, gizli saklı olan, birgün gelir belki yazarım dediğim şeyler, hayallerim, düşüncelerim de çok. Zamanı geldiğinde belki. Bunca törpülenmeye, an da kalmaya tutunmaya çalışmama rağmen hâlâ böyle söylüyor olmam ayrıca ironik; o gelecek zaman ne zaman? Gelecek, gelmesi beklenen zaman ne zaman? Ya gelmezse? Ya geldiğinde zamansız olursa? Ya pişman olursam ve pişmanlık gene bir işe yaramazsa? Hayat geç kalınmış zamanlarla dolu! Zamansızlıklarla! Yaşamak için geç kalmış insanlar topluluğuyuz. Iska geçilmiş anlar. Geçişinin ardından mal mal baktığımız fırsatlar. Tadına varmayı beceremediğimiz tatlar. Bozup bozup tekrar eski haline getiremediklerimiz, yıkıp yıkıp yeniden yapamadıklarımız. Her gece yastığa kafamı koyduğumda hatırlatıyorum kendime; biten günün ardından bile bile ‘’Bitti’’ diyorum. Tekrarı olmayacağını bile bile ‘’Bitti’’ diyorum. Bu biten günlerin hele hele boşa geçen günlerin hesabını yapmayanları, hesapta yanlışlık yaptığını fark ettiği halde olduğu yerden fark ettiği yerden dönmeyenleri anlayamıyorum. Ne bileyim sevdiğine sevdiğini söylemediği, takmaması gereken şeyleri kafasına takmış olduğu günleri, her şeyi kusursuz yapmak uğruna her şeyi kendisi yaparak vakit kaybedenleri, hep daha fazlasının peşinde kendini helâk edenleri, sarılmamış olanları, -mış gibi yapanları anlayamıyorum. Ben öyle bir gün geçirdiysem kendimden özür diliyorum. Ki; gene tekrarının olmadığını bile bile, bittiğini bile bile. Ve sanırım gerçekten yaşamımızdaki hemen hemen tüm problemlerin iki sebebi var. İlki; 
düşünmeden hareket etmemiz. Diğeri ise; eyleme geçmeden düşünüp durmamız. Duranlara sakın takılmayın. Yanlarında durmayın. Onları durakta bırakıp, baktıkları trenlere binip yolculuğa devam edin. Ne bileyim bilmediğiniz, merak ettiğiniz bir şey mi var; araştırmak için saatler harcayın. Karnınız mı acıktı; üşenmeyin yalnızca kendiniz için bir sandviç hazırlayın. Uzun zamandır aklınızda olan filmi izleyin. Telefonunuzu kapatın. İşi asın, bir gün de olsa gitmeyin. Görmek istediğiniz biri mi var; atlayıp gidin yanına. Canınız istemiyor mu; konuşmayın. İmkan varsa uzun zamandır ertelediğiniz seyahat için bilet alın. Imkan yoksa o seyahatle ilgili hayal kurmak için zaman ayırın. İnanın dünya durmaz! Hayat bize verilmiş en güzel hediye. Takmayın. Taktırmayın. Çığlık atın. Derin nefes alın.

Geceler iyi olsun.

Sabahınız aydınlık olsun.

Hafta hayırlı olsun.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 20 Aralık 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: