RSS

Etiket arşivi: terlik

O terliklerin girdiği ayaklar için…

Screen shot 2014-07-10 at 01.50.35

Yettim gari!

Tatil geldi ayrı düştük. Biliyorsunuz işte sünnet, ayılma, bayılma geçti. Ardından çocuklarla valizlere sığdırıp kendimizi yazlığa geldik. Onbeş gün oldu. İlk iki gün; yerleşme, temizleme uğraşlarıyla Deldi geçti. O günden sonrakiler ise ufaktan ufaktan dokundurup geçiyor, şükür. Sağlık olsun.

Bilgisayar ekranını açma sebebime gelince, ilki kıçımın yer gördüğü nadir anlardan birindeyim. Ve şu saatte –anne- diyen yok ve parmaklarımı oynatacak mecalim var.

Diğer sebebe gelirsek; paylaşacak olduklarımı çocuklara söyledim söyledim kıçına takan olmadı. Ben de yazayım belki duyup –ulan bizde de durum aynı- diyen olur, rahatlarım.

Tatilde anneler için çıldırma raporu:

İlk konu; yemek. Çocuklar kışında bu kadar öğün yemek yiyorlar mı? – Anne karnım acıktı, ne yiyeceğiz?- diyorlar ya işte o an bir boşlukta hissediyorum kendimi. – Bismillah, durun yahu mutfağı daha yeni toparladım.- desen, çocuk aç, gözü dönmüş bir kere, ne fayda. Hele evde olan yemeğe burun kıvırmaya görsünler o içine düştüğüm boşluk, direk cinnet paralel evrenine geçiş yapıveriyor. Sonunda hiç olmadı bir tencerenin içine doğrayacam kendimi, biraz baharat, kapağı da kapatacağım üzerime o olacak. Pişir pişir nereye kadar. Tabletle besleneceğimiz günler gelecek bence. Doyuramadım bu çocukları.

Peki gün gelecek ve içilip etrafta bırakılan su bardaklarını, mutfak tezgahında bırakılan boşalmış su şişelerini toplayacak bir robot icat eden olacak mı? Toplamayayım dedim su içecek bardak bulamadım. Şişeleri doldurmayayım dedim içecek soğuk su bulamadım. Ahh anacığım peşimizden bağırıp dururdu – Bardakları ortada bırakmayın. – diye. Gene iyi dayanmış valla. Onca misafir ağırladığı, bulaşık makinesinin olmadığı yıllarda ben olsam o bardakları yedirirdim bize.

Peki ya, ca sıkıntısı! Bu can sıkılması nedir yahu, nedir yani. Hayır ne yaparlarsa yapsınlar canları sıkılıyor bu çocukların. Aslında bir kardeş daha yapıp verecektim bunların ellerine, – bakın buna – deyecektim. O zaman canları sıkılır mıydı bak hiç. Ama nerede bende bir çocuk daha yapacak yürek! Allah olmayanlara versin, amin.

Evde karınca yiyen gibi gezmeme sebep olan saçlar ayrı bir konu. Artık eve gireni poşetleyesim geliyor. Bitmiyor, bitmiyor, bitmiyor o uzun saçlar. Saç demişken; sudan, terden ıslanan saçlarda daha da belirgin olan beyazlar… On günde çıkar mı o beyazlar abicim, çıkar, çıkıyor. Yanımızda seyyar boyacı mı taşıyacağız, nedir?

Bize has olduğuna inandığım bir de kaybedilen terlik vakası var. Başta oğuz olmak üzere evdeki herkes – Anne terliğimin tekini gördün mü?- nağmesiyle dolanıyor. Okullar bir açılsın ilk gün yapılan törende ( belki bu yıl onu da yasaklarlar İstiklal Marşı okunuyor diye! ) bayrak direğine kendimi asacağım, kutlamak için. Ama gelecek o gün, sayılı gün çabuk geçer.

Peki bunlar oluyor da ne oluyor! Gece çöküyor ve ben bir bardak çayın demine dalıyorum. Tüm bunları özleyeceğim günlerin hüznü çöküyor içime. İçine ettiğimin içine dalıyorum, unutuyorum. Bağırış çağırışlar susuveriyor. Şükür gelip yerleşiyor dilime. Sağlık için, çocuklar için, yenilen bir lokma için, Erdo, anam, babam, kardeşlerim, dostlarım için, yaşam için şükür. O terliklerin girdiği ayaklar için, bir tel saç için… Bugünümüz için binlerce şükür üflüyorum gökyüzüne.

Hayırlı sahurlar olsun! Sevgiyle…

Not: ‘hayata üflemek’ okuduğum kitapla girdi hayatıma, anlatacağım.

özgür tamşen yücedal

 
Yorum yapın

Yazan: 09 Temmuz 2014 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , ,

tutku

31

Öncelikle yazı için 18 yaş sınırlaması olduğu uyarısını yapmak istiyorum.

Şimdi:

‘Çiçek’ deyince aklınıza salonda sulamayı unutmuş olduğunuz çiçekler,

‘Tutku’ deyince akışkanlığı bol olan bisküvi,

‘Akşam’ deyince içinde rahat edeceğiniz ev giyisileriniz,

‘Isınmak’ deyince pufidik terlikleriniz,

‘Oynaşmak’ deyince keeendi kıraş oyunu,

‘Film’ deyince tivi dizileri,

‘Yemek’ deyince karnıyarık,

‘Müzik’ deyince sessizlik,

‘Güzel söz’ deyince ‘bir şey lazım değil’,

‘İltifat’ deyice ‘ellerine sağlık’

geliyorsa evli hatta uzun yıllardır evlisiniz demektir. Haa uzun yıllardır evli değil ve son durum raporunuz bu ise; son çıkışı kaçırmadan hangi yoldan gitmek istediğinize karar vermelisiniz.

Sonra:

‘Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.’ sözü uydurmadır. Daha doğrusu yolun sonunda ulaşmak istediğiniz organa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

‘Erkekler akıllı kadından hoşlanır.’ sözü tamamen safsatadır. ‘Erkekler kadınLARdan hoşlanır.’  sözü doğrudur.

‘Kocalar eşlerinin onlara neden darıldıklarını anlamazlar.’ sözü yalandır. Kocalar eşlerinin neye darıldıklarını bilir ama bilmezden gelirler.

‘Erkekler eşlerinin çatalı gözüksün istemezler.’ sözü doğrudur. Ama ‘Erkekler gördüğü hiçbir çatalı bakışlarından mahrum bırakmak istemezler.’ sözü daha doğrudur.

‘Kadınları anlamak, ne istediklerini bilmek mümkün değil.’ sözü kesinlikle doğrudur. Çünkü daha kadınlar bile kendilerinin ne bok istediklerini bilememektedirler.

Uyarımı dikkate almayarak yazıyı okumuş olan gençler yanlış anlamayın evlilik şahane bir şey! Yalnızca ‘Evlilik aşkı öldürüyor.’ diyorlar biz onların yalancısıyız.  Yoksa ‘Nikahta keramet vardır.’ sözünün doğruluğuna inananlardanız.  

 

NOT: Yazıda bahsi geçen kurum ve kuruluşlar tamamen hayal mahsulüdür.

 

özgür tamşen yücedal

 
3 Yorum

Yazan: 05 Ocak 2014 in KADIN & ERKEK, İNSANOĞLU

 

Etiketler: , , , , ,

Siz bu satırları okurken …

” Siz bu satırları okurken ben gitmiş olacağım. ”

  Hep özenmişimdir bu giriş cümlesiyle bir mektup yazmayı. Demek ” Hayal et, olsun.” dedikleri doğruymuş. Gerçekliğe dönersek; siz bu satırları okurken biz, maaile uzaklara ama çok uzaklara gitmek için yola çıkmış olacağız. Şu an evin her yerinde bir valiz, birinin içinde Oğuz… Hepsinin arasında zaten valiz olmuş kafamla bendeniz.

   Çocuklarla yolculuk konusunu döndüğümde konuşuruz ama öncesi gerçekten sancılı geçiyor. Giyileceklerin yanında yerleştirildikleri gibi geri geleceklerini bile bile konulan giyilMEyecekler, tırnak makası, törpü, ağrı kesiciler, diş fırçaları, kitaplar, cd ler, terlik ayakkabılar, sanki kalınacak yerde yokmuş gibi valizler de yerlerini alan şampuanlar, pamuk, tatilde hiç kullanmasam da aseton, fırtına kıyamet çıkar mıkarsa diye birer swett, elde taşınan pervaneler… Ayy! Yazarken yoruldum düşünün ki yerleştirirken ne haldeyim.

   Evet gelelim size bıraktığım listeye: Ben yokken sakin olun, mukayyet olun, enseyi koruyun, çocuklara iyi davranın, kürtaj olmayın, sıcağa rağmen bol bol sevişin, başkalarını memnun etmeye çalışmaktan vazgeçin, kavga etmeyin, sizi terk etmiş olanları tekrar kabul etmeyin, döndüğümde anlatmak ( yazmak ) için dedikoduları not edin… Bir de

( ELİF ÇAĞLAR ) dinleyin. Umarım size de iyi gelir. Uzun zamandır kulağımda bu ses. Mis gibi, yumuşacık, sarıp sarmalayan…

  Vedaları hiç sevmedim, sevmem, sevmeyeceğim. Aslında veda da değil, ben bir hafta buralarda olmayacağım da umurunda olan olmayanlara nedense haber vereyim dedim. Tatil değil bir ES aslında. İki çocukla esip gelmek dışında pek bir şey yapabileceğimi de sanmıyorum. Hayırlısıyla bi gelelim, adına tatil denilen seçeneği o zaman düşünürüz. Bundan sonra ki hayalim; dinlenceli bir tatil. Yetkililere duyurulur.

   Hadi hadi tamam  kaçıyorum kaçarken Şebo’nun ananesine rahmet diliyorum. Guguk Kuşu’na sınavında başarılar diliyorum. Kardeşim Özlem’e şahane bir tatil diliyorum. Belgin’lerin işinin rast gitmesini diliyorum. İş yerinde her şeyin yolunda gitmesini, bol iş olmasını diliyorum. Sonu gelmez dileklerim ve ben kaçtık.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 
3 Yorum

Yazan: 16 Haziran 2012 in GENEL

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: