RSS

kurumuş bok!

31 Oca

 

Cevaplar! Sürekli cevap arıyorum. Kafamda bir dünya ‘’Neden?’’, ‘’ Niçin?’’ ler. Dün gece Belgin mesajında Can Yücel’den alıntı yapmıştı:

‘’Yerin seni çektiği kadar ağırsın / Kanatların çırpındığı kadar hafif… ‘’

Sonra bu sabah Vadin’in yazısını okudum. İçinde bahar temizliği yaşadığını yazmış. Her şeye değerinden fazla anlam yüklemekten vazgeçtiğini yazmış. Sabah sabah İyi geldi. Gene ve gene çok ağır olduğum, yerin beni çektiği kadar ağır olduğum, çok daha ağır hissettiğim bir gecenin daha ardından…

Gerçi bu ağırlık dediğim, düşüncelerimin ağırlığı ve zaman zaman yoklayıp gidiyorlar. Gittiklerinde de ne kadar hafiflediğim ayrı konu.

Kafamda puzzlelar var. Parçaları dilden dökülenler, gözlerde görülenler. Parçalarını oradan oraya koyup anlamlar çıkartmaya çalışıyor oluşum ise asıl derdim. Fırtına, kasırgalar…

Çocukların büyüdüğü bu yıllarımda en çok anne olmak konusunda karıştım. Arapsaçı misali… Acaba kendini iyi anne olarak tanımlayan, tanımlayabilen var mı? Dört dörtlük. Yüzde yüz anlayışlı. Binde bin sabırlı. Yoksa bu anne olmak işi, insanın hayatı boyunca kendine bu tür soruları sorup durması mı? Düşe kalka, yanıla düzele, bağıra susa, ağlaya zırlaya…

Yeni yıl arifesinde yazmış olduğum gibi gerçekten haklıydı galiba erkek kardeşim. ‘’Sorunların var.’’ derken. Gece saat 03.00 civarlarıydı ve ben ‘’ Bir doktora mı gitmeliyim? ‘’ noktasına gelmiştim. Fiiliyatta bir sorun yok, her şey yolunda gidiyorken ben neden kurumuş bokun üzerine su döküp duruyorum ki. Bu durum normal olmamalı.

Du bakalım önümüzdeki birkaç gün boyunca da oturup bunu düşüneyim ben. Doktora gitmeli miyim? Gitmeme gerek yok hissettiklerim normal mi? Karara vardığımda haber veririm.

Hadi şimdi biraz çalışayım, kapitalist düzenin gereklerini yerine getirerek ödeme yapayım.

özgür tamşen yücedal

 

 

HERŞEY SENDE GİZLİ Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif.
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü.
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin.
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün.
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…

CAN YÜCEL

Reklamlar
 
4 Yorum

Yazan: 31 Ocak 2013 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , ,

4 responses to “kurumuş bok!

  1. guguk kuşu

    31 Ocak 2013 at 16:34

    belki bir gün bir kapı komşun, tuhafiyecideki kız, ne bileyim 40 yıllık arkadaşın sana en iyi psikolog olur. Ne yazıkki türkiyede farmakolojik psikiyatri dışında bişey yok. git sana ilacı dayasınlar. olsun bitsin. boşverrrrrrr. lütfen kurumuş bokları sulamaktansa al bir açelya onu sula, iyi gelir. en azından daha iyi kokacağı kesin:)

     
    • ouzelf

      31 Ocak 2013 at 19:54

      O bahsettiğin iyilerden hayatımda bir tane var, birbirimize yetiyoruz ( şükür ) merak etme tatlım. Psikiyatri kısmına gelince; İstanbul’da sayıları az olsa da ekol olarak ilaca tamamen karşı, mesleğini layıkıyla yapan, arkadaşlarımından bir kaçına gerçekten yardımcı olmuş olanları var Guguk Kuşu. Neyse olurda bir gün karar verirsem… Sevgiler.
      Blog tavsiyesi için de çok teşekkür ediyorum arkadaşım.

       
  2. guguk kuşu

    31 Ocak 2013 at 16:35

    haaaa birde yeni bir yer buldum oraya takılabilirsin:)
    http://www.edebifikir.com/
    http://eski-tas.blogspot.com/

     
  3. belgin

    01 Şubat 2013 at 12:37

    Şimdi ben yeni bişii keşfettim. Kişisel meditasyonum. Yatıyorum koltuğa, sıkı sıkı kapıyorum gözlerimi 5 dk. kadar. Sonra birisi kıçıma iğne batırmış gibi fırlıyorum ayağa. Başım dönüyo, biyerlere tutunuyorum. Gülüyorum manyak manyak. Girdapla dansediyorum. Çok yalnızım o sırada, bir de korkuyorum hep. Zevk de alıyorum aslında herşeyin etrafımda dönmesinden. 4 kere yaptım üstüste, miğdem bulandı. Hangi diploma yardım etsin ki bana, ben delirmek isterken. Rahvan gidiyo Özgürüm:)

     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: