RSS

Etiket arşivi: örgü

ne yani

Screen Shot 2016-01-06 at 11.53.54 AM

Günaydın!

Tamam hava gri, puslu, tuslu… Bir rehavet, bir şey yapmak istememek falan… Ne yapalım yani, ne yani! Bir kuş şakısın, sevgilim olsun gelsin öpsün, ılık bir esinti tenimi okşasın, köşe başında bir adam akordiyon çalsın, muhtar gelip kahvaltı hazırlasın, çay demlenmiş olsun…. Bekleyeceksek vay halimize. Bekle bekle boktur işin.

Itiraf edeyim sonunu düşünmeden bekledim! Sonuç mu; bok! Okumaya başladığım kitabın heyecanın ipine tutundum, bedenimi yataktan kazıdım, radyoyu açtım, ocağa bezelyeyi koydum, pirinci ısladım, kahve yaptım ve beklemekten vazgeçtim. Şükür tırnağım var, kaşıdım kendimi. Ense desen günden güne kalınlaşıyor.

Bu arada, aramızda kalsın kimseye söylemeyin; diyetteyim. Hiç tartılmadan başladım diyete ( evdeki baskül bozuk ). Yarın bir hafta olacak. Ve delicesine hergün zayıflamış olduğuma inanarak mutlu oluyor, neşeyle dolduruyorum içimi. Kilo vermiş olsam da, olmasam da kilolar benim değil mi? Benim! Gelişine gidişine kendi başıma mutlu ya da mutsuz olabilirim, kimene!!! Bir tek güçlüğü var: diyetteyim ya, yanıma her akşam çocukların biri gidiyor diğeri geliyor ‘’anne evde tatlı var mı?’’ diye. Ama ne yapacaksın çocuk bunlar! Geçecek, bu günlerde geçecek. Uğruna direndiğim 3-4 kilo, geçecek. 3’ü, 4’ü gider, eksiği azı gelir ne olacak hayat geçiyor böyle böyle.

Dünya, egemen olmaya başlayan kötü düşünceler bu kadar çoğalmaya, yayılmaya başlayınca ne yapayım yani, ne yani! Bunlarla bozdum işte. Içime döneyim, iyice tıkanayım içime dedim. Hayır bazen öyle şeylere gülerken yakalıyorum ki kendimi sonra kendim kendime inanamıyorum. Örgü öreyim dedim, başladım biliyorsunuz çoğunuz. O işte olmadı. Abartmış olmalıyım ki; evdekilerin sinirleri bozuldu durmaksızın örme eylemimden. Onları duymazdan geleyim dedim bu defa da bileğim iflas etti. Alışmayan götte don durmaz mış misali… Olmadı, tığı, yünleri bazanın altına kaldırdım. Seneye çıkartırım belki. Sıyırmalara gel yani.

Bu çağda hâlâ dinî ayrımcılık yapılabilineceğine, çocukların öldürülebileceğine, para-güç için savaşılabilineceğine inanmıyorum, inanmak istemiyorum. Birini dinlemek desen, yok dinleyemiyorum kimseleri. Toplu delirmece oyunu gibi. Siktiğimin düzeni üç kuruşluk sokağa çıkma, gazete okuma, biriyle iki çift laflama, televizyona bakma keyiflerimizin içine etti. Ne yana dönsem inanamadığım haberler, laf sözler, bakışlar… Tüm dünya vatandaşları olarak Düzen Askerleri olma yolundaki evrimimizi tamamladığımızda bizimle ne yapacaklar merak ediyorum. Allahtan göremem…

Offf! Iç karartıcı oldu. Tüm bunları zaten biliyor, duyuyor, okuyorsunuz. Tamam söyleyin o halde bana: bu diş fırçalarını ambalajından çıkartırken zorlanan bir tek ben miyim? Yalnız mıyım? Hayır, neden sıkış tıkış o ambalaj. Koy abicim şeffaf bir jelatinin içine dişimizle koparalım ucundan kavuşabilelim fırçaya.

Bunun yanında fikri okuduğum günden beri kafamı kurcalayan bir mevzu daha var; cep telefonları elastik olsalar hakkEtten süper olmaz mıydı! Yok vallaha! Hani elimizden düşürmüyor, kulağımızdan – gözümüzden ayırmıyoruz ya; elastik olsalar götümüze de sokabiliriz. Tüm bu taşıma, bakma zahmetinden kurtulur düşünce gücüyle, içten yanmalı motorla kullanıverirdik.

Bir de son zamanlarda gene aldı başını coştu gitti bu ‘’İyi çocuk yetiştirmenin yolları’’ , ‘’Nasıl iyi ebeveyn olunur?’’, ‘’Çocuklarımıza nasıl davranmalıyız?’’ vb. paylaşımlar. Ulan kelin merhemi olsa keline sürer. Bi geçsinler bunları allah aşkına. Bizler insan olma yolunda sapmamak için direniyoruz. Sevmeyi unutmayalım diye. Temiz kalmaya çalışıyoruz. Ne yolu, ne metodu!!! Bizim evde iki tane emanet var; iletişebilmek için bulabildiğimiz tek yol konuşmak ve sevmek.

Ha bir de bu havalarda: Tek Çare Yün İçlik!

Sıcak tutmak lazım kalbi ve bedeni.

Ben bi kaptırdım gibi ama kalkmalıyım çişim geldi.( Ayyy! Ne terbiyesiz kadın! Halbuki bizim hiç çişimiz gelmiyor! )  Arada gene haberleşiriz.

Herkese şifa diliyorum. Sabır diliyorum. Unutmayın diyorum; kuşlar uçuyor, kafamıza sıçıyorlar ve hayat kısa.

Eyvallah!

özgür tamşen yücedal

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 06 Ocak 2016 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

ilmek ilmek

BGIR0528

Günaydın

Ağzım gözüm demeye kalmadan bir haftayı daha devirdik. Pazartesi Cuma… Bu ikisinin arasındaki günler nereye kaynıyor, nasıl geçip gidiyor farkına varamıyor insan. Dakikaların saat, ayların yıl gibi geçtiği geçmediği yol gözleyenler, şafak sayanlar kızmasınlar sakın haklılar; halden halliler anlar. Ama bizlerde geçirdik o günleri ve şimdi biliyoruz ki; sayılı günlerin diğerlerinden farkı yok. Istediğin kadar say en nihayetinde o günlerde geçiyor. Her şeyin hayırlısı.

Bu yaşadıktan sonra anlama konusuna gelirsek; evet yaşadıkça anlamlanıyor görülenler, duyulanlar. Misal; ‘’Ilmek ilmek dokudum seni kalbime..’’ ile başlayan tüm şiirler, sitemler çok daha anlamlı artık benim için. 30 Ocak 2014 tarihinde ( Sarı Battaniye ), izlediğim filmin etkisiyle başladığım örme serüvenim süresince ilmek ilmek işlendi kafama bu söz. Tamam biraz uzun sürdü o battaniyeyi 2016 Kasım’ında bitti ama bitti. Ve her ilmeğinde bir şey gizlendi. Özellikle o battaniyede çok fazla şey. Elif için ördüm onu. Elifli düşünceler, Elifli hayaller, böbreğimi kaybediş sürecim, hastalıklar, kahkahalar, rüyalar, fısıltıyla söylenenler, söylenemeyenler… Kısaca bir hatıra kumbarası oldu. Üzerimize örttüğümüzde bizi ısıtacak olanlar onlardır, ilmeklere gizlenenlerdir belki. Bir ara kilimlere dokunan motiflerin anlamlarını araştırmıştım. Kilimlere atılan ilmeklerde de, hepsinde farklı anlamlar var mış öğrenmiştim. Üzerine basa basa hayatımızın içine mühürlediğimiz mânâlar, sırlar, hatıralar kilimlerdeki ilmeklerde saklılar.

Tüm bu anlamlı açıklamalardan sonra bir diyeceğim daha var: örgü örmek doğal antidepresan gibi. Feci sakinleştiriyor insanı. İnsanı bırakın beni sakinleştirebiliyor düşünün artık… İlk başladığım dönemde

‘Eline hiç yakışmadı’ (Erdo),

‘Ayyy anne tipine aykırı’ (Elif),

‘Anne seni yaşlı gösteriyor’ (Oğuz),

‘Allah aşkına karşımda örme!’ (arkadaşım)

gibi tepkiler toplamıştım fakat zamanla alıştılar. Hatta o kadar alıştılar ki sesim biraz çıksın hemen tutuşturuveriyorlar elime tığı, yünü. Kitabım, dergiler, örgü çantam hepberaber dolanıyoruz evin içinde. Tığı bir tarafıma sokmadan gelebildim bu günlere, şükür. Tabii yapıp yapıp sökmelerimden, saymayı beceremediğim ilmeklerden, örgünün ayarıyla elimin ayarını denk getiremeyişimden, yün satış fiyatlarını çok pahalı bulduğumdan falan bahsedip aklınızda oluşan hamarat kadın imajını bozmayı hiç istemiyorum, bahsetmeyeceğim. Hele bu kadar anlatıp anlatıp, övdükten sonra bir anda bundan da sıkılıp bir kenara bırakma ihtimalimden hiç bahsetmeyeceğim. Örün. Bilmiyor musunuz? Öğrenin. Vallaha psikolog seans ücretleriyle kıyaslayınca çok ucuz bir tedavi yöntemi. Hatta mümkünü olsa da erkekler örebilseler. Çok şahane olur! Düşünsenize; akşam adam eve geliyor karnı aç, trafikten bezgin, patrona dellenmiş, parayı yettittirememiş… tam çocuklara ya da karıya saracak hoppp salonda köşenin en başına oturtup tutuşturacaksın eline bir yumak ve şişi. Sonra sen sağ ben selamet hiçbirinden eser kalmaz. Olur olmaz, siz bi düşünün bakalım.

Benim şimdi kopmam gerekiyor. Adamın beli üşümüş, evde. Az önce aradım şirketi ‘’Sedye medye aldırtın bunu evden. Bozdu düzenimizi’’ dedim. ‘’Gelirse bu defa da bizim düzen bozulacak’’ yanıtını aldım, yıkıldım. Yemin ediyorum bunlar hasta olsunlar hiç istemiyorum. Bi’haller, bi’tavır nazlar… Erkeklerin hasta olduklarında sergilemiş oldukları doğumdan çıkmış taze gelin hallerini görünce çıldırmalara gel. Gerçi bunca yıl sonra pek sökmüyor bu haller, edalar ya neyse. Ben en iyisi çorbayı kaynatıp ufaktan, sessizinden giyinip sıvışayım evden.

Cumaların hayırlısı olsun. Gönüller bir olsun. İlmekler aşk dolsun. Sağlık olsun. Biliyorum, biliyorsunuz, biliyorlar, biliyor hafta sonu da geçip gidecek. Ve güneş yeniden doğacak.

Eyvallah

özgür tamşen yücedal

 
5 Yorum

Yazan: 11 Aralık 2015 in GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: