RSS

ela, lale, le, la, el, ele…

22 Eki

Oğuz: Lıııı! Iıııı neydi ya?

Ben: Le, le, leeee oğlum le!

Oğuz: Tamam tamam le.

Ben: Burada ne yazıyor?

Oğuz: Of yeter anne tüm vaktimi çalıyorsun zaten bir sürü işim var artık. Eve gelince  ‘’bonjur’’ diyeceğim, spor yapacağım, ödevlerimi yapacağım. Peki, ben ne zaman oyun oynayacağım? Bütün vaktimi çalıyorsunuz?

Ben: Tamam hadi şu sırayı da bitirelim.

Oğuz: Neden doğarken öğrenmiş olmadım ki şu okumayı, yazmayı? Allah baba bi de hastalıklarla, savaşları yaratmasaydı ne güzel olurdu!

  Geçen bir arkadaşım ‘’Beyninin sol tarafını çok kullanıyorsun Özgür. Bu kadar düşünme. Ara sıra sağ tarafa geç. Gör bak nasıl sakin o taraf.’’ dedi. Ama gel gör ki, ne sol ne de sağ şerit kaldı bende. Beynin içi bildiğin Çarşamba pazarına döndü. Gece yatıyorum: ELA ve LALE tutuşmuşlar EL ELE, TOP ATıyorlar, ATA OT veriyorlar. ELA, LALE ALıyor. ELLER dönüp duruyor tepemde. Oğuz okuma-yazma işini bir çözsün bir daha telaffuz etmek istemiyorum bu iki adı. ELE de EL diyen ne olsun? Takacam başka bir isim.

  Hayır, anlamıyorum çocuk; dünya, güneş, yıldızlar mış, yeryüzüy müş, dönüşüm müş, hastalık mış, hayvanlar alemiy miş… bilmediği yok neredeyse. E söylenen ne lafı ne de verilen sözü unutur. Adresleri hatırlar. İngilizce parçaları ezberler. Ulan bu kafa nasıl almıyor bu –le, -la ları?

  İlk günler pek üzerinde durmadım, nasılsa öğrenecek dedim. Ne zaman ki geçen gün:

-Bak anne gerçekten doğru yazabildim mi? Yoksa beni sevdiğin için mi böyle söylüyorsun? Öğretmenin  ‘’ Anneleriniz sizleri sevdikleri için güzel olmuş diyorlardır.’’ dedi.

  Dedi ve bende hatlar kısa devre yaptı:

-Sil lan hepsini baştan yazıyoruz.

  Dedim. Kafada ki baloncuğumda da Oğuz’un yanında dile getiremediklerim: ” Ben gösteririm sana. Seviyomuşum da.. Yapamamış da. Ne üzüyorsun lan çocuğu. Ben demedim mi sana kadın – Zorlamayacağım zamanı gelince olur. Daha oyun çocuğu bu çocuklar.- diye. Ama yok anlatamamışım. Şimdi geri mi kalacak çocuk.”  O gün bu gün silip silip yazıyor, ağlayıp ağlayıp okuyoruz.

  Biliyorum, biliyorum eninde sonunda okuyacak. Elif birinci sınıftayken, asla okumayı öğrenemeyecek sanmıştım. Zamanı geldi, çatır çatır okudu – yazdı. Hatta Belgin kızmıştı öyle düşündüğüm için. Sonra Belgin’in kızı Deniz ilkokula başladı. ‘’ Bu çocuk okuyamayacak galiba.’’ deyince hatırlatmıştım düşündüğüm için kızdığı şeyi. Şimdi o şekilde düşünmüyordum. Vakti geldiğinde kıvıracak bu işi diyorDUM. Taki öğretmeni o açıklamayı tutup Oğuz’a yapana kadar. Bana söylese gene sorun yoktu. Ama Oğuz’a söylemesi bozdu beni. Bu hallerimizin sebebi Oğuz’un öğretmenidir, biline.

ÖZGÜR TAMŞEN YÜCEDAL

 

 

Reklamlar
 
8 Yorum

Yazan: 22 Ekim 2012 in ÇOCUKLAR, GÜNLÜK

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

8 responses to “ela, lale, le, la, el, ele…

  1. belgin

    22 Ekim 2012 at 06:18

    Lelelelelelelelelelelelelelele tey tey tey, hunici geldiyeeee hanımmmmmmmmmm:))))))))))

     
    • ouzelf

      22 Ekim 2012 at 11:41

      Bünyeye kaynadı artık huniler Belgin!

       
  2. guguk kuşu

    22 Ekim 2012 at 07:30

    cancağazım,,, takılmaaaaa. ben de en son fatma pınar çişini asla söylemeyecek sandıydım:) ancak şimdi kontes hazretleri aradabir bez bağladığımızda çişim geldi toolete gidelim diyor, altında bez var yavrum yap deyince beze yapmammmmm tooleete gidelim diye tepiniyor. neyazıkki büyüyecekler:) bu anların keyfini çıkar ve ona herşeyin en iyisi olmasının gerekli olmadığını anlat.

     
    • ouzelf

      22 Ekim 2012 at 11:45

      Doğrusun Guguk Kuşu, zaten oğlumda gece verdi ağzımın payını! Anlamasını istediğim tek şey çalışmadan hiçbir şeyin başarılamayacağı. Tadını çıkarmak mı? Dibine kadar evelallah. Gece Belgin’le skype’tan yaptığımız görüşmelerde hafızaya iyice mıhlayıp, şükrediyoruz. Sevgiyle…

       
  3. guguk kuşu

    22 Ekim 2012 at 08:13

    he he benim önerdiğim şarkı ile belginin yorumu pek bi uyumlu olmuş:)

     
  4. ASLI

    22 Ekim 2012 at 09:40

    Hah işte biz de aynı moddayız. Geceleri bana değil ama oğluma kabus oldu. Yavrum uykularında TALAT , ATLET , TA ,TE deyip sayıklayıp duruyor. Galiba dediğin gibi bu kadar kastırmadan zamana bırakmalıyız. Biliyoruz ki çocuklarımız aslında oldukça zeki sadece biraz ZAMANA ihtiyaçları var… Sevgiler…

     
    • ouzelf

      22 Ekim 2012 at 11:49

      Hangimizin zamana ihtiyacı yok ki Aslıcım, hangimizin? Aslında çok erken olmasını da istemiyorum, bu aklım zaten bana zor yetiyorken okumayı söktükten sonra gelecek sorular şimdiden kabusum oldular. Şimdiye kadar aklımın, bilgimin yettiğince cevaplar veriyordum. Şimdiden sonra önüme yazılı belgelerle çıkarsa ne halt edeceğim bilemiyorum. Sen de sevgiyle kal şekerim.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: