RSS

13 Ocak

12 Oca
13 Ocak

“ O eski halimden eser yok şimdi “

Bu yılki doğumgünü yazımı tasarlamaya başladığımda aklıma düşen cümle bu oldu. Bugün klavyeye dökerken de aynı cümleler var dilimde.

Hayatın açılması, yıllar içinde geçirdiğim dönüşüm için “ Çengel Bulmaca “ benzetmesi cuk oturdu.

Her gece uyumadan önce çözüyorum. Dün gece telefon ekranına bakarken farkına vardım. İlk olarak cevaplarını bildiğim, basit soruların yanıtlarını oluşturan harfleri yerleştiriyorum kutucuklara. Diğer soruların yanıtlarını bulmaya sıra geldiğindeyse öncesinde kutucuklara yazdığım harfler cevabı bulmamı kolaylaştırıyor. Derken derken nihayetinde bütün bir kare çıkıyor ortaya, büyük ve tam bir kutu. İçi dolu. “ işte “ dedim. “Tıpkı hayat gibi. Kader dedikleri bu tamamlanmış kutucuk. Çerçecesi belli, içi boş resmin boyanmış hali.”

Bir önceki sonrakine hazırlık olan yaşanmışlıklar. Hepsi bizi “ sonra “ya hazırlıyorlar. “ Evet , yeterli-hazır olmadan hangi iş-ilişkiye girdiysem olmadı, sürmedi.”Kutucuklarım hazır – dolu değillermiş!

Bu farkına varmalarım, dönüşme hallerim hiç bitmiyor. Bak 50. yaşım bitti, hâlâ, he babam de babam. 50’yi bilerek rakamla yazdım ki, 50 yani 50!

Bu 50’de farkettiğim şeye gelirsem; alınganlaştım ben. Menepozdan sonra geldi bu hâl. Hemen inciniyor minnoş kalbim. Görüyorum kendimi o anlarda. Engel olmuyorum, hayır. Hak veriyorum artık kendime. Tüm hakları önce kendime veriyorum artık. İncinme, nazlanma ve hatta biraz da şımarma haklarımı. Çünkü kimseye bi’zararım yok. Artık biliyorum, bu yalnızca benimle ilgili. Ha tamam yüzüm biraz düşüyor olabilir ama kendim kendime içime içime alınıyorum. Kendim onarıyorum incinen yerlerimi. Alınan kalp parçama yemek ısmarlıyorum. Yalnız hissedenime hayal veriyorum. Özleyenime sarılıyorum. Dedim ya kendim kendime.

Yanisi ne çok şefkat ihtiyacım varmış da anlayamamışım. Anlayamamızlıktan hedefi şaşırıp hep dışarı bakmışım. Başkalarına söylediğim  “ Ben sana getiririm. ”, “ Ben hallederim. ”, “ Merak etme, sen bak keyfine. “, “ Ne lazım, söyle. “lerin tümünü kendime diyormuşum. Hepsine benim ihtiyacım varmış.

Ve gene ben ne çok aşk, bolluk bereket, neşe içindeymişim. Şükran daima kalbimde, dilimde zira anlatmaya çalıştığım farkınavarış başka. Bu en derin, en içerimden bi’şi. Ben aşk mışım mesela. Çok neşey mişim. Ben çoğaltabiliyor muşum mesela. Elimde olandan güzel birşey yaratabiliyor muşum ben.

Bazen arabada giderken çığlık atıyorum. Tam karnımdan “ Yüksellll kızım. Onurlandır varlığını, sebebini, payına düşen güzellikleri onurlandır. Yükselll kızım.” diye bağırıyorum. Yüreğim genişliyor o anlarda. Öyle böyle değil, o kadar genişliyor ki; göğü içimde hissediyorum. Çok sevdiğine sarılıp içine sokasın gelir ya, hah işte tam öyle. Sema oluyorum.

Kendimde gördüklerim, güzelliklerim, her soluk, her adımım, her bir harf için müteşekkirim yaradılışa. Sebebimin ne olduğunu biliyor ruhum ama hatırlamıyorum. Hatırlamasam da, kalp sesiyle devam. Her doğumgünümde dediğim gibi:

Temiz kalmak, Öz’ü korumak ve ortaya güzel, alnı ak, başı dik bir yaşam çıkartmak için elimden geleni ardıma koymamaya niyetim bakî. Çoğum çünkü ben. Hissettiğim Öz daha fazlası.

Ve gene biliyorum ki; yepyeni bir yaşam mümkün. Her an yeni, yeniden yaratabilmek mümkün. Mümkünlerin kıyısı her an. Bir fotoğraf var hayalimde. Nasip.

Hayatımda olanlar, sevgisini akıtanlar, şefkatini esirgemeyenlerim, neşesini, aşını paylaşanlarım, bakışımdan anlayanlarım, hepsi için müteşekkirim yaşama.

En sevdiklerim hâlâ; deniz, mavi, lilyumlar, kuşlar ve gökyüzü.

İyi ki doğmuşsun Öz. Seviyorum seni.

özgür tamşen

 
Yorum yapın

Yazan: 12 Ocak 2026 in GÜNLÜK, GENEL

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın